Yıl 1890, Çehov'un Sibirya yolculuğu: Ne yedi, ne ödedi?
Dünya edebiyatının simge ismi Anton Çehov’un 1890’da Sahalin Adası’na doğru çıktığı zorlu, hayli sıkıntılı Sibirya yolculuğunda neler yediğini ve yolda ne kadar para harcadığını biliyor muydunuz?
Büyük yazar, ailesine gönderdiği mektuplarda yolculuğun güçlüklerini anlatırken yediği yemekleri, karşılaştığı fiyatları ve cebinden çıkan her kopeyk parayı da kaydetti. Yekaterinburg’dan yola çıkarken yanına yalnızca çeyrek libre çay (1 libre yaklaşık 409,5 gram), 5 libre şeker ve üç limon almıştı. Oysa deneyimli yolcular, uzun yol için yanlarında yaklaşık 8 kiloluk erzak taşıyordu. Çehov ise kendi hazırlıksızlığının bedelini kısa sürede ödedi. İstasyonlardaki yemekler çoğu zaman pahalı, kalitesiz ve iştah kaçırıcıydı. Tümen’den aldığı sucuk bile yol boyunca tükenirken, mola yerlerinde önüne konan tatsız ördek çorbaları açlığını gidermeye yetmiyordu.
Yolculuğun ilk bölümünde Çehov’un yüzünü güldüren nadir duraklardan biri İşim oldu. Burada 100 kopeyk, yani 1 ruble ödeyerek hem doyurucu bir yemek yedi hem de geceyi geçirebileceği bir oda buldu. Dönemin fiyatları düşünüldüğünde bu harcama küçümsenecek gibi değildi: Yaklaşık 16,4 kilogram buğday 30-40 kopeyke alınabilirken, sürgündeki bir memurun aylık maaşı 3 bin-3 bin 500 kopek civarındaydı. Tom Nehri çevresinde de şans nihayet yüzüne güldü; bir istasyonda lezzetli etli lahana çorbası ve salatalık eşliğinde patates kızartması yedi. Ancak bu tür molalar istisnaydı. Aşırı tuzlu çorbalar, kalitesiz etler ve hijyen açısından şüphe uyandıran yemekler yüzünden Çehov, yolun büyük bölümünde açlıkla mücadele etti.
Doğuya ilerledikçe hem fiyatlar yükseldi hem de yiyecek bulmak zorlaştı. Krasnoyarsk’ta çavdar ununun fiyatı 70 kopeyk kadardı, Tomsk ile İrkutsk arasındaki yerleşimlerde et ve peynir gibi temel gıdalara ulaşmak bile güçleşiyordu. Çehov, ailesine gönderdiği mektuplarda beslenme koşullarını mizahi bir dille anlatıyor, adeta bal ve çekirgeyle yaşadığını söylüyordu. Yanında taşıdığı kahve, uzun yolculuk boyunca en önemli dayanaklarından biri hâline gelmişti. Baykal Gölü kıyısındaki Listvenıçnaya istasyonunda ise durum daha da kötüydü. Halkın yaban soğanıyla yetindiğini anlatan yazar, küçücük bir beyaz ekmek için 16 kopeyk ödemek zorunda kaldı. Akşam yemeğinde bulabildiği bir parça domuz eti ve karabuğday lapasıyla yetindi.
Çehov’un yemek çilesi, Baykal Gölü’nü geçerek "Yermak" gemisine binmesiyle nihayet sona erdi. Geminin aşçısı Grigoriy İvanoviç’in hazırladığı, yazarın övgüyle söz ettiği yemekler, günlerdir düzgün bir öğüne hasret kalan Çehov’a ilaç gibi geldi. Ancak yolculuğun sonuna yaklaşırken masraflar da azalmıyordu. İşim’de 1 ruble karşılığında yemek ve konaklama bulabilen yazar, Sretensk öncesindeki istasyonlarda arabacılara verdiği bahşişlerle de bütçesinin yükünü artırdı. Çehov’un ayrıntılı notları, yalnızca zorlu bir yolculuğun gastronomi günlüğünü değil, 19. yüzyıl Rusya’sında fiyatları, taşra yaşamını ve uzak bölgelerdeki gündelik koşulları yansıtan ilginç bir tarihsel belgeyi de ortaya koyuyor.
Çehov’un "Sibirya'dan" başlıklı yazısından seçilmiş şu cümleleri de ekleyelim:
“Bütün yol boyunca bir köpek gibi aç kaldım.”
“Karabuğday lapasının bile hayalini kuruyordum.”
“İki hafta boyunca yalnızca süt ve yumurtayla beslendim.”
“Öğle vakti pişmiş bir şey isterseniz, her yerde yalnızca ördek çorbası sunarlar.”
“Tadı kötü, bakmaya bile insanın midesi bulanıyor.”
“Ne yazık ki küçük kasabalarda yiyecek hiçbir şey yok.”
“Doğuya yaklaştıkça her şey daha pahalı hâle geliyor.”
“Hayatın içindeki beceriksizlik kendini hiçbir yerde yolculukta olduğu kadar belli etmiyor.”
“Tanrı aşkına, bir çorba! Bir tabak çorba için krallığımın yarısını verirdim!”
20.10.2026

Реклама