İzvestiya araştırdı: Afrikalılar neden Ortodoksluğa yöneliyor?
Rus Ortodoks Kilisesi’nin Afrika’daki varlığı son yıllarda hızla genişledi. Daha önce birkaç ülkeyle sınırlı olan faaliyet alanı bugün kıtanın en az 34 ülkesine yayılmış durumda. Bloomberg verilerine göre Afrika’da 350’den fazla cemaat ve 270 civarında din görevlisi bulunuyor. Batılı medya bu tabloyu Moskova’nın “yumuşak gücü” olarak yorumlasa da uzmanlara göre ilginin temelinde yalnızca jeopolitik hesaplar yok. Süreci belirleyen asıl dinamikler, küresel Ortodoksluk içindeki kırılmalar ve yerel toplumların sosyal ihtiyaçları.
İzvestiya'mın haber analizine göre bu dönüşümün arka planında 2019’da yaşanan kilise krizi bulunuyor. İskenderiye Patriği II. Feodor’un Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ni tanımasının ardından Moskova Patrikhanesi, Afrika Patrik Eksarhlığı’nı kurdu. Din araştırmacısı Roman Lunkin, bu adımın başlangıçta savunma refleksi olarak görüldüğünü ancak kısa sürede daha geniş bir misyona dönüştüğünü söylüyor. Lunkin’e göre Rus misyonerler, örgütlenme, eğitim ve insani yardım alanlarında boşluk yaşayan yerel cemaatlere pratik çözümler sundu ve bu da geçişleri hızlandırdı.
Habere göre Afrika’dan gelen tanıklıklar da bu tabloyu destekliyor. Kenya’nın Kisumu kentinde yaşayan ilahiyat öğrencisi Paul Tresor Vuego, Ortodoks kilisesini “olmam gereken yer” olarak tanımlıyor. Vuego’ya göre Ortodoksluk yalnızca ibadet değil, eğitim ve sosyal yükselme imkanı da sunuyor. Birçok ülkede din adamlarının düzensiz ve çok düşük ödeneklerle geçinmek zorunda kaldığını belirten Vuego, Rus Ortodoks Kilisesi’nin daha istikrarlı maddi destek ve eğitim programlarıyla öne çıktığını aktarıyor. Günlük hayatta ise cemaatler arası sert bir rekabet hissedilmiyor; çoğu inanan için aidiyet meselesi idari sınırların ötesinde kalıyor.
İzvestiya'ya konuşan uzmanlar, Afrika’daki bu sürecin yalnızca dini bir genişleme olarak görülmemesi gerektiği görüşünde. İletişim danışmanı Ahmed Yusupov, kilise üzerinden kurulan ilişkilerin uzun vadeli ekonomik ve toplumsal işbirliğine zemin hazırladığını belirtiyor. Enerjiden madenciliğe, balıkçılıktan otomotiv sanayisine kadar uzanan projelerde yerel kadroların yetiştirilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede Rusya’nın yaklaşımının, klasik sömürge modellerinden farklı olarak, yerel yapılarla birlikte gelişmeyi amaçlayan uzun soluklu bir stratejiye dayandığı vurgulanıyor.
24.2.2026

Реклама