Türkiye-Rusya haber sitesi
Реклама
Türkiye-Rusya haber sitesi
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
GÜNDEM

Kommersant: "Moskova'nın hayaliydi, Trump gerçek yaptı"

ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi, Washington’un önceliklerinde belirgin bir yön değişikliğine işaret ediyor. Dünyanın önde gelen yayın organları bu değişime sayfalarında geniş yer verdi. İşte Kommersant'ın derlediği bazı yorumlar.
 
Trump yönetimi tarafından 4 Aralık’ta kamuoyuna açıklanan 33 sayfalık strateji belgesinde, Amerika’nın sınır güvenliğini “ulusal güvenliğin temel unsuru” olarak tanımlaması ve Batı Yarımküre’de varlığını güçlendirme hedefi ön plana çıkıyor.
 
Belgede, ABD’nin bölgede güçlü askeri varlık tutma niyeti; yasa dışı göç, uyuşturucu trafiği, insan kaçakçılığı ve kritik deniz yollarının kontrolü gibi gerekçelerle açıklanıyor. Financial Times ve The Economist, Washington’ın Latin Amerika’ya yönelik bu yeni yaklaşımını, “eski doktrinlere dönüş” olarak nitelendiriyor.
 
Kommersant’ın aktardığına göre Amerikan Donanması’nın son aylarda Karayipler ve Venezuela açıklarında uyuşturucu taşıdığı iddia edilen gemilere yönelik operasyonlarını da bu çerçevede değerlendiren medya, stratejinin “sert tedbirler ve ekonomik işbirliği vaatlerini” birlikte içerdiğine işaret ediyor.
 
ABD basınından Politico, Çin bölümünün beklenenden daha dengeli olduğunu yazıyor. Stratejide Çin’in artık “neredeyse eşit bir güç” olarak tanımlanması ve ABD’nin bazı alanlarda geride kaldığının ima edilmesi dikkat çekti.
 
Politico’ya göre belge, Beyaz Saray içinde haftalarca süren tartışmaların ürünü. Maliye Bakanı Scott Bessent’in Pekin’le yürüttüğü hassas ticaret görüşmelerini gerekçe göstererek daha yumuşak ifadeler için bastırdığı, Trump’ın da bu yaklaşımı benimsediği belirtiliyor.
 
Tayvan bölümünde ise ton net: Strateji, adanın önemini yalnızca demokratik kimliğine değil, yarı iletken üretimindeki ağırlığına ve ABD’nin Pasifik’teki askeri pozisyonlanması açısından kritik bir noktada bulunmasına bağlıyor.
 
South China Morning Post, bunu “Washington’ın Tayvan’a jeostratejik gözlükle baktığının açık ilanı” olarak yorumladı.
 
Rusya konusu dünya medyasının en çok dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Stratejinin, ABD’nin “birinci önceliğinin Ukrayna’da çatışmanın mümkün olan en kısa sürede durdurulması” olduğunu vurgulaması, Batı basınında alışılmadık bir ton değişikliği olarak değerlendirildi.
 
Le Monde, belgenin Rusya’ya yönelik eleştirilerinin “olağanüstü derecede sınırlı” olduğuna işaret ederken, Die Welt, NATO genişlemesine dair ifadeleri “Moskova için diplomatik bir armağan” olarak tanımladı. Stratejide ABD’nin “NATO’nun sürekli genişleyen bir ittifak olarak algılanmasına son verme” hedefini dile getirmesi, Avrupa basınında geniş tartışma yarattı.
 
Belgede en sert tondaki değerlendirmeler Avrupa’ya yönelik oldu. Trump yönetimi, Avrupa’nın göç politikalarını eleştirirken, bazı hükümetlerin aşırı sağa karşı attığı adımları “siyasal sansür” olarak niteliyor.
 
Belge, demografik değişimler nedeniyle gelecekte bazı NATO üyelerinin “Avrupa kökenli olmayan nüfusun çoğunluk haline gelmesi” ihtimaline dikkat çekerek, bunun ittifakın geleceği açısından soru işaretleri doğurduğunu savunmuştu.
 
Kommersant’ın aktardığına göre Der Spiegel ve El País, bu kısmı “Avrupa'yı düzeltme girişimi” ve “ABD’nin kıtaya yönelik müdahaleci tavrının yeni yüzü” şeklinde yorumladı.
 
Strateji ayrıca Avrupa’daki bazı hükümetlerin Ukrayna'daki çatışmaya ilişkin tutumlarını da eleştiriyor. Belgede, Avrupa’da barış isteğinin halk arasında güçlü olduğu, ancak “istikrarsız azınlık hükümetlerinin demokratik süreçleri zayıflatması nedeniyle bunun politikaya yansımadığı” öne sürülüyor.
 
Kommersant’a konuşan Ulusal Araştırma Üniversitesi — HSE’den Georgiy Asatryan, stratejiyi “belirli ölçüde devrimci” olarak niteledi:
 
“Doküman, Amerika'nın yolundan saptığını söylüyerek onlarca yıldır Amerikan dış politikasına hâkim olan temel ilkeleri reddediyor.”
 
Asatryan’a göre bu belge, önceki başkanların strateji doktrinlerinden belirgin şekilde ayrılmakta:
 
“Biden döneminde Rusya 70’ten fazla kez ve her seferinde olumsuz şekilde anılmıştı. Yeni stratejide Rusya yalnızca 10 kez geçiyor ve hiçbiri düşmanca değil.”
 
Uzman, belgeyi “yüksek dozda izolasyonizm” içerdiği için de dikkat çekici buldu:
 
“Trump dünyaya ‘Amerika artık liberal leviathan olmak istemiyor’ demiş oluyor.”
 
10.12.2025

Türkiye-Rusya haber sitesi
Реклама
İLGİLİ HABERLER
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
ANKET
Bu yıl içinde Ukrayna krizinin anlaşma ile sonuçlanma ihtimali sizce ne kadar?
©Copyright Turkrus.com - All Rights Reserved
Türkiye-Rusya haber sitesi
Реклама
Türkiye-Rusya haber sitesi
Реклама
Türkiye-Rusya haber sitesi
Реклама