Türkiye-Rusya haber sitesi
Реклама
Türkiye-Rusya haber sitesi
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
GÜNDEM

Perde arkası: Putin 'halkın savaşçı müfrezesi'yle buluştu

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, görev süresi sona eren 8. dönem Devlet Duması milletvekilleriyle Kremlin'de yaptığı veda buluşmasında hem gelecek dönemin önceliklerini açıkladı hem de kapalı kapılar ardında yaşanan dikkat çekici bir diyaloğu kamuoyuyla paylaştı. Kremlin'in Georgiyevski Salonu'ndaki toplantıda Putin, Rusya'nın yeni dünya düzeninin şekillendiği kritik bir dönemden geçtiğini belirterek, savunma harcamalarının artırılması, ekonominin korunması ve Ukrayna'daki savaşta görev yapan askerler ile ailelerine yönelik sosyal desteklerin önümüzdeki üç yılın temel öncelikleri olacağını söyledi. Batı'nın yaptırımlarını etkisiz olarak nitelendiren Putin, Rus halkının baskılar karşısında boyun eğmeyeceğini savundu.

Tören sırasında, yaşanan kısa bir diyalogu toplantının sonunda paylaşan Putin, ismini vermediği bir milletvekilinin kulağına eğilerek "Biz kazanacağız ama daha cesur olmak lazım" dediğini anlattı. Bu sözleri salondakilere aktaran Putin, "Peki daha da cesur olmak ne demek? Cephede bunun da bir bedeli var; daha fazla kayıp verme riski bulunuyor" ifadelerini kullanarak savaşta daha saldırgan adımlar atılması yönündeki çağrılara temkinli yaklaştığını gösterdi.

Bu arada Kommersant'ın ünlü Kremlin muhabiri Aleksey Kolesnilv bu önemli buluşmadan dikkat çeken ayrıntıları, her zamanki ironik ve açık üslubuyla aynen şöyle aktardı:

"Milletvekillerinin Georgiyevski Salonu'nda Cumhurbaşkanı ile yaptığı buluşmada kimin kim olduğu ortaya çıktı.

27 Temmuz'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 8. dönem Devlet Duması milletvekilleriyle bir araya geldi ve onları "halkın savaşçı müfrezesi" olarak nitelendirdi. Kommersant'ın özel muhabiri Andrey Kolesnikov ise geriye yalnızca halkın görüşünü dinlemenin kaldığını, bunun da çok yakında, 20 Eylül'de gerçekleşeceğini düşünüyor.

Toplantı başlamadan önce, bekleyiş kısa sürmedi. Kremlin'in Georgiyevski Salonu'nda milletvekillerini eğlendirmek için, doğrusu biraz tuhaf ezgiler çalınıyordu. Nadejda Kadışeva'nın yorumlarıyla özdeşleşen Rus halk romansı "Altından dağlarım, şarap dolu nehirlerim olsaydı bile, yalnızca sen bana ait ol diye hepsini senin sevgin ve bakışların uğruna verirdim..." salonda yankılanıyordu. Ancak Vladimir Putin ortalarda görünmüyordu.

Putin konuşmasına daha ilk cümleden oldukça iddialı bir giriş yaptı:

"Geçtiğimiz beş yıl, yani sizin milletvekilliği döneminiz, ülkemiz açısından zor ve son derece sorumluluk gerektiren bir dönem oldu. Hiç abartmıyorum; bu dönem, ülkemizin tarihindeki belirleyici aşamalardan biridir. Halkımızın kaderi ve geleceği söz konusudur. Bu gerçekten de yeni dünya düzeninin sert bir rekabet içinde şekillendiği bir dönemdir."

Oysa "özel askeri operasyonun" başında hedeflerin kapsamı sanki daha mütevazı görünüyordu.

Putin'in milletvekillerine yönelik herhangi bir eleştirisi yoktu.

"Zor koşullar altında Federasyon Konseyi, hükümet, Cumhurbaşkanlığı İdaresi ve Rusya'nın bölgelerindeki meslektaşlarınızla birlikte profesyonel ve kararlı biçimde çalıştınız."

Putin'in uzun zamandır Birleşmiş Milletler Şartı'nın iki ilkesi arasında tercihini yaptığı görülüyordu: Devletlerin toprak bütünlüğü yerine halkların kendi kaderini tayin hakkını öne çıkarıyordu.

"Bütün stratejik kararlarımızın temelinde Rusya vatandaşlarının gerçek tercihi ve iradesi yatmaktadır. Başka hiçbir amacımız yoktur. Diğer halkların kendi kaderini tayin hakkını ve özgürce kendi yollarını seçme hakkını reddedenleri rahatsız eden de tam olarak budur. İşlerine geldiğinde Birleşmiş Milletler Şartı'nı hatırlarlar ama ilk maddesini, yani halkların kendi kaderini tayin hakkını bugün görmezden gelirler. Başka ülkeleri eşit ortaklar değil de sessiz ve itaatkâr uşaklar olarak görmeye alışmış olanlar için bu çifte standartlar son derece kullanışlıdır. Biz ise neler olup bittiğini çok iyi biliyoruz."

Elbette böyle bir toplantıda Putin'in Ukrayna'dan söz etmemesi şaşırtıcı olurdu.

"Yasa dışı kısıtlamalarla, bizi dizginleme ve baskı altına alma girişimleriyle uzun zamandır karşı karşıyayız; hem 2014'teki 'Rus Baharı'ndan sonra hem de daha öncesinde. Ancak 2022'den itibaren Batı, Rusya karşıtı makineyi tam kapasite çalıştırdı. İki alanda dünya rekoru kırıyorlar: Hem sözde yaptırımların sayısında hem de bu yaptırımların işe yaramazlığında. Üstelik bu yaptırımlar en büyük zararı onları uygulayan ülkelere ve onların halklarına veriyor."

Aynı şekilde Putin'in yaptırımların Rus ekonomisinin tam kalbine darbe vurduğunu kabul etmesi de beklenemezdi. Dolayısıyla söylemesi gerekeni söyledi.

"Rus halkını hiç kimse ve hiçbir zaman kıramayacaktır. Bu geçmişte olmadı, gelecekte de olmayacaktır."

Salondan da beklenildiği gibi alkış yükseldi. Milletvekillerinden biri telefonunu elinden bırakamıyor, sol elinde tuttuğu cihaza sağ eliyle öylesine şiddetli vuruyordu ki bunun son dönemde nefret edilen bir iPhone olduğundan hiç şüphe duymadım.

Sırada en başarılı milletvekillerine devlet nişanlarının verileceği tören vardı. İlk onur Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin'e verilecekti. Plan, önce teşekkür konuşmasını yapması, ardından Cumhurbaşkanı'nın elinden "Çalışma Kahramanlığı" nişanını almasıydı.

Fakat Putin yanındakine bir şey söyledi, protokol görevlilerine baktı ve kısa bir karışıklık yaşandı. Sunucu nişanın verileceğini anons ettikten sonra mikrofona Putin geçti.

"Vyaçeslav Viktoroviç'in konuşmasını, devlet nişanını aldıktan sonra yapmasını istedim."

Yani göğsünde nişanıyla konuşması daha uygun görülmüştü. Kabul etmek gerekir ki gerçekten de daha etkileyici görünüyordu.

Volodin'in buna itiraz etmesi için hiçbir neden yoktu.

"Tam bu ay, sizin girişiminizle Siyasi Partiler Yasası'nın kabul edilmesinin üzerinden 25 yıl geçti. Rekabetçi bir parti sistemi kurma yolunu siz seçtiniz ve bugün bunun ne kadar etkili olduğu açıkça görülebiliyor. Biz, siyasi sistemi zorluklara karşı dayanıklılığını kanıtlayan özgür ve açık bir ülkede yaşıyoruz."

Doğrusu, Volodin oldukça cesur ifadeler kullanıyordu. Çünkü gerçekten özgür ve açık bir ülkede bu sözler ağır eleştirilere de uğrayabilirdi.

Volodin devam etti:

"2016 yılında muhalefet partilerine komite başkanlıkları verilmesi yönünde aldığınız kararın ne kadar doğru olduğu sonradan ortaya çıktı. Başlangıçta çoğunluk bizdeyken neden bu görevler muhalefete veriliyor diye düşünüyorduk. Ancak zamanla birbirimizi daha iyi dinlemeye başladık. Muhalefet de yasalar üzerinde iktidar partisiyle aynı ölçüde çalışabildi. Böylece ortak sorumluluk oluştu ve özellikle ülkenin karşı karşıya olduğu meydan okumalar döneminde bu birlik son derece gerekliydi."

Devlet Duması'nın benzeri görülmemiş birlik görüntüsünde Volodin'in de payı olduğu açıkça hissediliyordu. Görünen o ki geleceği konusunda endişe etmesine gerek yoktu.

Volodin konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hükümetin oluşumunda parlamentoya daha fazla yetki verilmesi yönündeki anayasa değişikliği de ne kadar doğru bir karar olduğunu gösterdi. Eskiden sorunlar ortaya çıktığında suçu hükümete atıyorduk. Anayasa değişikliklerinden sonra ise sonuçlardan ortak sorumluluk doğdu. Bu sayede yalnızca birbirimizi daha iyi dinlemekle kalmadık, daha kaliteli kararlar da aldık. Devlet Duması'nda kabul edilen yasaların yüzde 68,5'i tüm siyasi partilerin ortak desteğini aldı. Parlamento ülkenin kalkınma gündemi ve Cumhurbaşkanı'nın gündemi etrafında birleşti. Birlikte kazanacağız."

Milletvekilleri de bu sözleri vurgulamak istercesine ayağa kalkarak alkışladı.

Ardından ödül töreni sürdü. Aleksandr Jukov'a "Vatana Hizmet" nişanının birinci derecesi verildi. Görünüşe bakılırsa diğer derecelerin tamamı zaten kendisindeydi.

Farklı partilerden milletvekilleri, özellikle başkanvekilleri ve komisyon başkanları sırayla ödüllerini aldı. Her biri nişan takılırken Putin'e birkaç söz söylemeyi de ihmal etmedi. Vladimir Şamanov'u ise Putin yalnızca tokalaşmakla kalmadı, sarılarak da kutladı; belli ki Çeçenistan günlerini hatırlıyordu.

Ödül alanların hiçbiri mikrofona çıkmadı. Bu da Duma'daki birlik havasının başka bir göstergesiydi. Hepsi saatlerce konuşabilecek kapasitedeydi ama belli ki Cumhurbaşkanı'nın yoğun programı nedeniyle kimsenin kürsüye çıkmaması yönünde talimat verilmişti.

Konuşma hakkı yalnızca Cumhurbaşkanı'ndan teşekkür belgesi alan grup liderlerine tanındı.

İlk olarak deneyimli siyasetçi Nikolay Haritonov söz aldı ve diğerleri gibi konuşmasını "Zafer bizim olacak" diyerek tamamladı.

Anlaşılan grup liderleri kısa konuşma konusunda anlaşmıştı.

Komünist Parti lideri Gennadi Zyuganov bunu başardı.

"Sekizinci dönem Devlet Duması olağanüstü koşullarda çalıştı. Anglo-Sakson NATO güçleri Rus dünyasına karşı yok etme savaşı başlattı. Bin yıllık medeniyetimize savaş açtı. Buna rağmen ayakta kaldık ve zaferi sağlayan en önemli unsurun birlik olduğunu gösterdik."

Ekonominin büyümesine değinen Zyuganov, Merkez Bankası'nın faiz politikasını eleştirdi.

"Şişirilmiş faiz oranları ve vergi yükü küçük ve orta ölçekli işletmeleri yavaşlattı. Biz zafer programı ve gelecek yıl bütçeyi 10 trilyon ruble artırabilecek bir kalkınma bütçesi önerdik. Hepimiz için en önemli şey zaferdir ve mutlaka bizim olacaktır. Başkomutana ve Cumhurbaşkanı'na başarılar diliyoruz ve bu tarihî zafer için mücadele edeceğimizi açıkça ilan ediyoruz."

Kolesnikov'un ifadesiyle Zyuganov, seçim kampanyasını da gözeterek yalnızca iki dakikada konuşmasını tamamlayan tecrübeli bir siyasetçi olduğunu bir kez daha gösterdi.

Aynı şey LDPR lideri Leonid Slutskiy için söylenemezdi.

"Saygıdeğer Vladimir Vladimiroviç, saygıdeğer Vyaçeslav Viktoroviç..." diye söze başladı ve bunun kısa sürmeyeceği hemen anlaşıldı.

Slutskiy, ülkenin en kritik döneminde herkesin Putin etrafında birleştiğini, partisinin Jirinovski'nin çizgisini sürdürdüğünü ve muhalefetin görevinin "beşinci kol" aramak değil, ülkenin sorunlarını birlikte çözmek olduğunu anlattı.

Ancak parlamenter diplomasiden ve dünyanın geleceğine ilişkin uzun değerlendirmelere girince salonda homurdanmalar yükseldi. Ardından alkışlar başladı; bu alkışlar destekten çok "artık yeter" mesajı veriyordu.

Buna rağmen Slutskiy konuşmasını şu sözlerle bitirdi:

"Göksel koruyucunuz Aziz Vladimir'in yortu günü arifesinde size ve hepimize başarı, şans ve yakın zafer diliyorum."

Adil Rusya Partisi lideri Sergey Mironov ise yalnızca bir dakikada konuşmasını tamamladı.

Yeni İnsanlar Partisi lideri Aleksey Neçayev ise ondan da kısa konuştu. Sanki salonda artık kimin daha kısa konuşacağına dair sessiz bir yarış başlamıştı.

Toplantının sonunda Putin ilginç bir ayrıntıyı paylaştı.

"Bir sırrı açıklayayım. Ödül töreni sırasında ödül alanlardan biri kulağıma eğilerek 'Biz kazanacağız. Ama daha cesur olmak lazım. Gerçekten istiyoruz' dedi. Ben de düşündüm: Daha da mı cesur olacağız?"

Belki de Putin burada özel askeri operasyonun başlangıcına gönderme yapıyordu.

Düşüncesini şöyle açıkladı:

"Ekonomide olduğu gibi burada da riskler var. Bunun bedeli bizim tarafımızdan cephede verilecek kayıplardır. Bu nedenle dikkatli ama kararlı ve tutarlı biçimde ülkenin hedeflerine ulaşacağız. Ve mutlaka ulaşacağız."

Toplantının sonunda Putin milletvekillerini "halkın savaşçı müfrezesi" olarak tanımladı.

Kolesnikov yazısını şu cümleyle bitiriyor:

"Halk artık hiçbir şeye şaşırmayacaktır."

27.7.2026

Türkiye-Rusya haber sitesi
Реклама
İLGİLİ HABERLER
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
Türkrus reklam
Реклама
ANKET
TürkRus.Com'u hangi sıklıkla okuyorsunuz?
©Copyright Turkrus.com - All Rights Reserved Юридическая информация
Türkiye-Rusya haber sitesi
Реклама
Türkiye-Rusya haber sitesi
Реклама
Size daha iyi bir deneyim sunmak için çerezleri ve verileri kullanıyoruz.
Gizlilik politikamızı okumak için tıklayabilirsiniz.

Kabul Et Reddet