Rusya'da işsizlik dipte: Philips eğrisi uyarısı
Rusya’da işsizlik oranı mart sonunda yüzde 2,2’ye inerek G20 ülkeleri arasında en düşük seviye olarak kayda geçti. Meksika yüzde 2,4 ile ikinci sırada yer alırken Japonya ile Güney Kore yüzde 2,7 seviyesinde bulunuyor. İlk bakışta tablo oldukça parlak görünüyor. Çalışmak isteyen neredeyse herkesin iş bulabildiği bir ekonomi, ücret artışlarını destekleyen güçlü bir işgücü piyasası, yüksek istihdam. Ancak ekonomistler, bu rakamın arka planında büyüyen yapısal sorunlar bulunduğuna dikkat çekiyor.
İyimser görüşe göre düşük işsizlik Rus ekonomisinin canlı kaldığını gösteriyor. Şirketler eleman bulabilmek için maaşları yükseltiyor, çalışanlarını eğitmeye daha fazla yatırım yapıyor, verimlilik artışı için yeni yöntemler arıyor. Bu yaklaşım, insan sermayesinin güçlenmesi açısından olumlu kabul ediliyor.
Fakat diğer cephede “aşırı ısınma” uyarısı var. Phillips eğrisi mantığına göre işsizlik doğal seviyenin çok altına indiğinde ücret baskısı artıyor, üretim kapasitesi zorlanıyor, bu da enflasyonu körüklüyor.
Bazı uzmanlara göre Rusya için daha sağlıklı, dengeli işsizlik seviyesi yaklaşık yüzde 4 civarında olmalı. Bu oran hem işgücü piyasasında hareket alanı bırakır hem de ücret ve fiyat baskılarının aşırı yükselmesini önler.
Asıl sıkıntı ise çalışan eksikliği. Savunma sanayisine kayan işgücü, demografik daralma, göç politikasındaki sertleşme, genç kuşağın işverene daha az bağlı olması üretim sektöründe ciddi personel açığı yaratıyor. Üstelik tablo resmi rakamlardan daha karmaşık. Milyonlarca kişi ücretsiz izinde ya da eksik çalışma düzeninde bulunuyor, işgücü devri yüzde 25 ile yüzde 30 seviyesinde seyrediyor. Bu da çalışan memnuniyetsizliğine işaret ediyor. Kısacası Rusya’da çok düşük işsizlik, ekonomik güç göstergesi olduğu kadar kapasite sınırına dayanmış bir ekonominin sinyali olarak da okunuyor.
4.5.2026

Реклама