Döviz-Piyasalar19.01.2019 20:58:38
 

TÜM DERGİLERE ULAŞMAK
İÇİN TIKLAYINIZ.

Uysal DOĞAN

"Rus kadınları artık güzel değil"
İnternette güzel/güzellik Rus kadınları/kızları türünden bir arama yapılsa birçok dilde sayısız kaynakla karşılaşılır. Rus kadınlarının dünyanın en gü
Devamını oku...
Gazprom’un ahlak sınavı
Rus enerji devi Gazprom’un bütün çalışanlarının “kurumsal etik kodeksi”ni öğrenmeleri ve buna uygun davranmaları gerektiği kararı çı
Devamını oku...
Eski Müşavir Yalçın yeni görevde
2000'lerin başında Moskova'da Ticaret Müşaviri olarak başarılı bir dönem geçiren Hasan Yalçın, devletteki görevinden ayrılarak Türkiye Müteahhitl
Devamını oku...
Kişi başı 268 bin liralık tur paketi
Rusya’da geçen yılın en pahalı tur paketleri dudak uçuklattı. Listede Türkiye’den bir otel ikinci sırada yer alıyor. Rusya Tur Operatörler
Devamını oku...

36 bin köyde birer kişi yaşıyor
Rusya’da köyler ölüyor, hızlı kentleşme köylerin ortadan kalkması sonucuna yol açıyor. Konuyla ilgili incelemelerde bulunan Komsomolskaya Pravda
Devamını oku...
Ruslar geçmişiyle gurur duyuyor
Rusya’da yapılan bir kamuoyu araştırması, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ülke halkının önemli bir bölümü için hala en büyük utanç kaynala
Devamını oku...
Nazım Hikmet 117 yaşında
Büyük şair Nazım Hikmet, 117'nci yaş gününde evgi ve özlemle anılıyor. Şairin doğum tarihi üzerinde tartışmalar olsa da, 20 Kasım 1901 Selanik doğumlu
Devamını oku...
Yeni yılın eskisi olur mu?
Hülya Arslan'ın kaleminden: Her yıl Aralık ayının sonuna doğru Rusları saran yeni yıl heyecanı Ocak ayının ortasına kadar sürer. Şehir süslemeleri; me
Devamını oku...
Ruslar kışın neden dondurma yer?
Kara kışta Moskova'ya gelip otuz iki dişi keman çalarak sokaklarda dolaşan Türkleri en fazla dehşete düşüren manzara, soğuğa aldırmadan afiyetle dondu
Devamını oku...
Rusya'da yılın en filmi: Anna'nın Savaşı
Rusya'da her yıl büyük merakla beklenen sinema eleştirmenleri ödüllerinin sahipleri, sürprizlerle belli oldu.  Aleksandr Federçenko'nun yönettiği
Devamını oku...
Rusya’da yabancı sayısında rekor düşüş
2014’te Ukrayna krizi ve devamında Rusya’ya uygulanan ABD-AB yaptırımları ile derinleşen ekonomik krizin sonuçları, istatistiklerle kamuoy
Devamını oku...
Vizesiz en çok kapı açan pasaportlar
Dünyanın en prestijli pasaportları sıralaması güncellendi. Henley & Partners ajansı, seyahat etmek için vizeye en az ihtiyaç duyan ülke vatandaşla
Devamını oku...
DÜNYA HABERLERİ | Haber detay
Murat Gülmezoğlu'ndan anılar

SSCB'nin son yıllarında bu coğrafyaya ilk adımını attığı günlerden başlayarak uzun yıllar Enka'nın Moskova temsilciliği görevinde bulunan Murat Gülmezoğlu'nu geçen hafta kaybettik. Rusya'daki Türk toplumunun "Murat Abi"sini, Moskova'da bir dönem Ticaret Başmüşaviri olarak görev yapan Aydın Sezer'in kaleme aldığı "Mavi Düş" kitabındaki röportajı hatırlayarak bir kez daha anıyoruz:  

"1980'lerin ikinci yarısından itibaren Moskova'ya gitmeye başlayan firmalarımızın öncüsü ENKA'ydı. ENKA'nın Rusya'da gerçekleştirdiği projelere sonra değinilecek olmakla birlikte, ENKA'nın Moskova'daki ilk yerleşik müdürü, sayın Murat Gülmezoğlu'yla gerçekleştirdiğim söyleşiyle 1988'in Moskovası'na dönelim. Söyleşimize başlarken, uzun yıllar ABD'de, Avrupa'da ve Suudi Arabistan'da yaşamış olan Sayın Gülmezoğlu'na, Moskova'ya giderken neler hissettiğini sordum. 

"Eylül 1988'de, yıllarca adını duyduğum fakat pek söyleyemediğim bir şehir olan Moskova'ya gidiyordum. Açık söylemek gerekirse, biraz korku, biraz da merak vardı. Gittiğimde Moskova değişim dönemindeydi. "Perestroyka yaşanıyordu. Herkes ümitli fakat yine de kuşkuluydu" diyerek söze başlayan Gülmezoğlu, Moskova'da çok güzel bir şehircilik anlayışıyla karşılaştığını belirterek, şehrin ortasından geçen nehrin önce iki kola ayrılıp sonra tekrar birleştiğini ve bu durumun  Paris'e çok benzediğini, orada da Sein Nehri'nin ikiye ayrılıp tekrar birleştiğini anlattı. "Paris'te Notre-Dame Kilisesi ve köprüler, Moskova'da Kremlin, Kızıl Meydan, St. Basil Kilisesi ve yüzlerce tarihi eser" diyerek şehircilik açısından çok etkilendiği Moskova'ya hayranlık duyduğunu gizlemeyen Gülmezoğlu, Moskova'yı anlatmaya devam etti.

"Her şey çok güzel korunmuş... Merkezin etrafında bir çevreyolu var, Bulvar Çevreyolu. Sonra bir ikinci çevreyolu geçiyor şehrin ortasına yakın, Sadovaya  Çevreyolu. Üçüncü çevreyolu şehrin sonunda, Mkad Çevreyolu. Bu dış çevreyolundan dik olarak merkeze doğru gelen bulvarlar var. Her taraf o kadar yeşil ki kendinizi bir şehrin merkezinde değil bir ormanın kenarında sanırsınız. Uçakla Moskova'ya inerken zaten etrafın yemyeşil ormanlarla kaplı olduğunu görürsünüz. Fakat, şehri gezerken bu yeşilin şehrin merkezine kadar indiğini görünce hayran olmamak elde değil. Şehrin kuzey doğusunda kilometrelerce uzanan İsmailovsk Parkı. Güneybatısında Olimpik Köy ve güneyde tarihi Kolomenskaya Kompleksi sonsuz ormanlıklar içinde. Ne kadar da seversen sev kendi vatanını, kıskanmamak mümkün değil Moskova'yı".

Ulaşım sistemininin mükemmelliğine değinen Gülmezoğlu, "Metro teşkilatı ile yer altından istediğiniz yere gidebiliyorsunuz. Metro istasyonları çok derinlerde, çok uzun eskalatörlerle inip çıkıyorsunuz. İstasyonlar müze gibi. Heykeller, avizeler, duvarda süsler" diyor.

Moskova'daki ilk sonbaharında, ağaçların neredeyse bütün renklere büründüğünü, yaprakların yeşilden, sarı ve kırmızıya dönüştüğünü, en hafif bir rüzgârda yollara düştüğünü anlatan Gülmezoğlu, "Yürüyorum sık adımlarla, tabiatın şahane senfonisi her yanda..." diyor ve devam ediyor:  

"Moskova'da mimari olarak dikkati çeken yedi büyük kule bina var. Bunlara Stalin Binaları deniliyor. Ellili yıllarda inşaa edilmiş bu çok farklı binalar, Stalin'in Alman harp esirlerine yaptırdığı bile söylenir. Hepsinin çok muhteşem girişleri, cephelerinde motifler ve heykeller bulunur. Ortalarında süslü yüksek bir kule oturtulmuştur. Dışişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Leningrad ve Ukrayna Otelleri, Moskova Üniversitesi ve iki iskan ünitesi bu binalardır. Merkezdeki Moskova Oteli ve Parlemento binası gibi daha bir çok bina da Stalin devrinde yaptırılmıştır. Stalin mimariye meraklı birisi olmalı ki, bütün bu mimari eserler Stalin'in bizzat kontrolünde yaptırılırmış. Kendisinin bizzat imzalamadığı hiçbir proje inşa edilememiştir."

Ekim 1988'de ilk Türk işçi kafilesinin gelecek olmasından büyük heyecan duyduğunu vurgulayan Gülmezoğlu, "Onları Kievskiy Vagzal'da (gar) karşıladım. Muhtelif ülkelerde çok yüksek artı derecelerde çalışan işçilerimiz, şimdi de çok eksi derecelerde çalışacaklardı. Başarılarından şüphem olmasa da, heyecanlanmıyorum desem yalan olur" diyerek sözlerine devam ediyor.

"Kievskiy Garı'nda karşıladık işçilerimizi. Beni kalın bir palto ve başımda kalpakla görünce şaşırdılar. 'Hava soğuk...' dedim. Pek kabullenemedi Erzurumlu Rıza, 'Pek değil' demekle yetindi. Yeni bir devir başlıyordu bizim için, bu şehre yepyeni binalar yapacaktık işçilerimizle. Onlara güveniyordum. İşçilerimiz gelmeye başlamıştı, artık adımızı burada duyuracaktık güzel eserlerimizle. İlk işimiz olarak Moskova'nın merkezinde Petrovskiy Pasajı'nın restorasyonuna başladık. 

Cephe tamamen örtüldü. Trafik pek fazla olmadığından rahatça çalışabiliyoruz. Pasaj'ın yanında bir kemer, ondan geçince ofisimiz, iki katlı bir bina, yanında ilaveten yaptığımız tuğla bina. Petrovskiy inşaatımızdan sola doğru yürürseniz iki dakika sonra şehrin merkezindesiniz. Sağ tarafta Bolşoy Tiyatrosu, sol tarafta Mali Tiyatro, karşıda bir yabancı firmanın restore ettiği Metropol Otel, yanında Karl Marx'ın heykeli, ileride bir meydan ortasında bir heykel, Derjinskiy, KGB'nin kurucusu. Arkasında KGB Binası, burası Ruslara göre dünyanın en yüksek binası, 'bodrumundan bile Sibirya'yı görür...' diyorlar. Geriye doğru yürürseniz, resim satan bir galeri, sağda GUM mağazaları, solda aynı yolda kitapçılar, pulcular, hatıra eşyası satanlar. Petrovskiy'den çıkıp sağda ilk sokağa saptığınızda Budapeşte Oteli ve lokantasını görürsünüz. Bu lokanta bizim öğlen ve akşam yemeklerini işçilerle beraber yediğimiz yer. Şirket, bu yemekler için adam başına 3,5 ruble ödüyor ve az da olsa lokantada Ruslar da oluyor. Ekseri cuma akşamları düğünler oluyor. İster istemez katılmış oluyoruz bu mutlu anına yeni Rus dostlarımızın. Burada benim dikkatimi çeken Anadolu'nun köylerinden gelmiş işçilerimizin bu havaya kolayca adapte olmuş olmaları. Herkes akşam iş paydosunda tulumunu çıkarıp, kravat bağlıyor ve yemeğini etrafın dikkatini çekmeyecek derecede kibarca yiyor. Rusça öğrenme ve terbiye kurallarını tatbikte işçilerimiz çok başarılı. Uzaktan kulak misafiri olduğum bir konuşmada, Yozgatlı Hüseyin hemşerisine dikkatle anlatıyordu: 'Bir kız arkadaşına giderken çiçek götüreceksin... Çiçek sayısı tek olacak 3, 5, 7... Yemeğe giderken bir şişe şampanya da götür, üstüne bir kırmızı kurdela bağlamayı unutma...'"

İşçilerin sosyal hayata hemen uyum sağlamalarının iş performanslarını olumsuz olarak etkileyip etkilemediğini sordum. "Bilakis" dedi, Gülmezoğlu, "Arabistan'da yıllarca kalıp, tek kelime Arapça öğrenmeyen, cuma günleri namaza dahi gitmeyen işçilerimiz, burada işlerine dört elle sarıldıkları gibi, hanım arkadaşlarıyla operaya, baleye hatta, pazar günleri kiliseye dahi gitmeye başladılar. Hemen Rusça konuşuyor olmaları, yabancı dile karşı ne kadar kabiliyetli olduklarını gösteriyordu."

Sosyal ilişkilerde yaşanan bazı aşırılıklara da göz yummadıklarını belirten Gülmezoğlu, bu nedenle Türkiye'ye göndermek zorunda kaldıkları işçilerin yüzündeki hüznü hiç unutamadığını da vurguladı. Sayın Gülmezoğlu'yla yaptığım söyleşiyi burada noktalamak gerekiyor. Zira, Sovyetler'in son dönemine ve 90 yıllara ilişkin ortak anılarımız bizi, Sovyet ve Rus muhipliğine götürecek kadar uç noktalara gidiyor. "  (Kaynak: medyagunlugu.com)

8.12.2018

Paylaş
İlgili Haberler
ANKET
2018 yılına kendi hayatınız ve işiniz açısından hangi notu verirdiniz?



FSB'den Atlasjet’e ceza
Rusya Federal Güvenlik Servisi FSB’nin, Türk şirketi Atlasjet Havacılık’a Tyumen kentine yasadışı uçuş gerçekleştirdiği için ceza kes
Devamını oku... Rusya'da en medyatik şirketler
Rusya’da medya analizleri yapan Medialogiya şirketi, ülke medyasında geçen sene en fazla gündem yaratan şirketleri ve iş insanlarını belirledi.
Devamını oku...
Ne olacak Rusya'nın hali?
 Rusya'nın bilim insanları yaptırımların getirdiği risklerle başa çıkmak için kafa yoruyor. Bilimler Akademisi Dünya Ekonomisi Enstitüsü'nden ünl
Devamını oku...
Büyükelçi Samsar göreve başladı
Son elçiler kararnamesi ile, Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürü iken Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi olarak atanan Mehmet Samsar
Devamını oku...
Kalbimin Sultanı Rusya’da popüler
Sultan Mahmut ile Anna’nın aşkını konu alan “Kalbimin Sultanı” Türkiye’de yayından kalktı ama Rusya’da büyük yankı yarat
Devamını oku...
"Putin suikastçısı yakalandı"
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e, yarın yapacağı Sırbistan ziyareti sırasında suikast girişiminde bulunmaya hazırlanan bir IŞİD militanının yakal
Devamını oku...
Rusya'dan Japonya'ya nükleer temizlik
Fukuşima’da nükleer santral alanının temizlik ihalesini Rosatom firması aldı. Rosatom CEO’su Aleksey Lihaçev’in açıklamasına göre, f
Devamını oku...
Rusya'ya yeni nükleer enerji öğrencisi
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye’nin enerji alanında dışa bağımlılığını azaltmak, enerji yatırımlarını yerlileştirme ve nükleerdeki
Devamını oku...
Kışın spor yapanlara tavsiyeler
Rusya'da termometre sıfırın altında da olsa, spor yapmak geniş bir kitle için kışın da hayatın ayrılmaz bir parçası. Peki kışın spor yaparken nel
Devamını oku...
Rusya’dan en çok kim para yolluyor?
Rusya’dan en çok hangi ülkelere para gönderiliyor? Rusya Merkez Bankası verileri bu soruya yanıt oldu. Şahısların Rusya’dan en çok hangi ü
Devamını oku...
Rusya'da 9'lu yumurta tartışması
Rusya’da yumartalar dokuz adetlik paketleme ile satılmaya başlandı. Bazı marketlerde tavuk yumurtalarının daha önce görülmedik şekilde dokuz ade
Devamını oku...
2018 Demokrasi Endeksi: Türkiye ve Rusya
The Economist Dergisi'nin Intelligence Unit ekibi tarafından yayınlanan "Demokrasi Endeksi 2018: Ben de?" isimli raporda 167 ülkenin demokra
Devamını oku...
 
©Copyright Turkrus.com - All Rights Reserved