|
Herkese Merhaba! Turkrus.com'un müdavimlerinden biri olarak burada "Insider" köşesinde, sizlere yazılarımla ulaşabilecek olmak çok farklı ve güzel bir duygu. Bu nedenle bana bu fırsatı sağlayan editörümüze teşekkür etmek istiyorum. Peki, nedir bu "Insider"ın içeriği? Bu köşedeki amacım, sizlere iyi kötü hepimizin içinde olduğu iş yaşantısında karşılaşılan bazı komik, trajik, farklı hikayeleri; bazen ironik bir dille bazen yorumsuz olarak sizlere iletmek. Yani kısaca, Rus'ların çalışma tarzına, tepkilerine-tepkisizliklerine, hareketlerine, duygularına içeriden bir bakış, bir Türk bakışı.
Okuduklarınız bazen güldürecek, bazen düşünderecek, bazen de hayrete düşürecek. Ama belki bütün bunları hepimiz görüyoruz, yaşıyoruz; hatta çoğu zaman farkında olmadan ayak uyduruyoruz Rusya'da yaşayan bir Türk olarak! Hadi bakalım başlayalım ilk hikayemize! Geçenlerde şirket bünyesinde bir eğitim vardı, yaklaşık 10'ar kişilik gruplara iki gün boyunca sunum, pazarlama teknikleri gibi eğitimler verildi. Ancak bu eğitime gitmeden önce herkesin hazırlaması gereken bir prezantasyon konusu vardı. Bunun amacı ise; ne hazırladığını görmek değil, nasıl hazırladığını ve nasıl sunduğunu görmekti. Efendim, ben yaptım diye söylemiyorum; ama gerçekten çok farklı çalışma olduğunu söyleyebilirim. Kimbilir belki bunu da burada sizlerle bir gün paylaşırım, ne dersiniz? Neyse biz konumuza geri dönelim. Benim grubum da 10 kişiden oluşuyordu. Eğitim sabah saat 9:30'da başlıyordu. Ben saat 9:10 sularında hazır ve nazır toplantı salonunda yerimi aldım. Yaklaşık 9:20 gibi eğitimi verecek kişi de geldi ve biz laflamaya başladık. Saat 9:40 olduğunda biz hala laflamaya devam ediyorduk; çünkü gelmesi gereken 10 kişiden sadece 1'i oradaydı! 9:55 gibi iki bayan arkadaş teşrif etti; ancak eğitimi verecek olan kişi çoktan bütün görsel malzemelerini toplamış, toplantı salonunu terketmeye hazırlanıyordu. Şunu not olarak iletmek isterim ki eğitimi verecek olan kişi bir yabancıydı, Rus değil. 25 dakika gecikmeyle gelen iki bayan arkadaşımız "başlayabiliriz" dedikten sonra toplantı salonunda büyük bir sessizlik oldu. Derin bir nefes aldıktan sonra eğitimi verecek olan kişi "ben burada çalışanlara eğitim vermeye geldiğimi düşünüyordum, duvarlara değil. Önceki gün ‘eğitimimiz, kesin olarak saat 9:30'da başlayacaktır.' diye bir e-mail atmıştım. Bunun üzerine 25 dakika gecikmeyle gelinmesi, ki sadece iki kişi olarak, herhangi bir özürü anlamsız bırakmaktadır" demekle yetindi. Bu cümlelere gelen cevap ise; beni belki de burada kelimelere sığdırılamayacak kadar çok şaşırttı: "Biz aslında zamanında geldik, sadece yukarıda sabah kahvelerimizi içiyorduk; bu kadar dakik olacağınızı nerden bilebilirdik ki; biz de genelde toplantılar hep söylenen saatin yarım saat sonrasında başlar, herkes de bunu bilir ve kimse yadırgamaz. Sizin de bu kadar yadırgamanızı ben yadırgadım açıkçası!" Kıssa'dan Hisse: Toplantı saatlerimizi olması gerekeninden yarım saat öncesine koymamız gerekiyormuş.
|