spacer
10/01/2009 02:13
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::

HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL Siteyi Kaydet! ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
Rus demokratının kuşkuları

ImageVitaliy Tretyakov, Rusya'nın en saygın gazetecilerinden biri. Etkili olduğu yıllarda "Nezavisimaya" gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yapan, Rus entelektüelleri arasında saygın bir yeri olan Tretyakov, İzvetsiya gazetesinde yayınlanan son makalesinde, Rusya'da nasıl bir demokrasi olması gerektiğine dair önemli saptamalarda bulunuyor. Bu yazıda, "demokrasi"ye dışarıdan ve Rusya'nın içinde nasıl bakıldığının ipuçları da var:

 

Rus demokratının kuşkuları

Vitaliy Trtiakov, ”Siyasi sınıf” dergisinin baş redaktörü
17 Temmuz 2008, İzvestiya gazetesi


Son yıllarda toplumumuzda rollerin ayrışması meydana geldi. Bazıları "demokratlar" adını aldılar, fakat davranışları ile bu kavramı öyle bir sahiplendiler ki, hem olağan yaşamlarında, hem de siyasette oldukça daha demokratik olan ötekiler bu adın kendisinden sıkılmaya başladılar. Birinciler bundan yararlandılar ve kendileri gibi olmayanları top yekûn “otoriterlik hayranları” safına taşıdılar.

Bu şartlarda, demokrasi ve kurumlarının Rusya’daki oluşum özelliklerine dair bir türlü bitmeyen tartışmalar sıklıkla, karşıtlarına etiket yakıştırmak ve uyumsuz bayağılıkların beyanına indirgenmektedir. Bu arada sorunun kendisi nesnel anlamda gündemden düşmüş değil, ona karşı öznel ilgi ise hiçbir şekilde sönmemektedir.
“Demokratik totalitarizm”  müptelaları ve “Demokratik ortak düşünce” çığırtkanları ile bu minvalde tartışmak yararsızdır. Amma velâkin, gerçek Rus demokratları arasında ki ben de kendimi buraya dâhil ediyorum ( en azından diğerini farklı bir fikre sahip diye ezmediğim için), “ çağdaş demokrasinin” bazı tuhaflıklarını değerlendirmek hem yararlı hem de verimli bir iştir.

Demokrasi, sıklıkla önemsiz konularda mutabık kalan, ama önemli konularda nadiren anlaşma sağlayabilen, karşılıklı çıkarları örtüşen, şu veya bu derecedeki otoriter yapı ve kurumların bir ölçüdeki serbest rekabetidir. Demokrasinin bu şekilde algılanması, diyebilirim ki, bu kavramın sağduyulu algılanmasıdır. Ve bu sağduyu aslında, hiçbir zaman yapılamayacak olan kumlu temellere ev dikmeyi değil de, gerçekte inşa edilebilecek olan yapıları inşa etmeyi işaret etmektedir. Eminim ki, gelecekteki ( yani belli bir tamlamaya kadar yapılanmış)  Rus siyasi sistemi, eğer onu bir bütün olarak değerlendirirsek, bizde sıkça anıldığı anlamıyla demokratik, yani Fransız veya Amerikan örneklerinden kopya edilmiş gibi demokratik olmayacaktır. Bu tam anlamıyla adı gibi Rus siyasi sistemi olacaktır ve daima biraz geleneksel ve daima kısmen fütüristik, hiçbir şekilde kâğıt üstündekileri ne de, batı ve doğudaki mevcut analoglarına da benzemeyecektir. Daha çok Batı siyasi modeline bağlı olan biri, bizde yüzde 90 otoriterlik ve yüzde 10 demokrasi olacağından emindir. Diğer görüşlere bağlı olan ise tersini tahmin edecektir. Gerçekte ise, muhtemelen 49’a 51 veya 36’ya 64?, yani tam manasıyla saf bir Rus oranı olacaktır. Somut konuşulacaksa, biz Rus siyasi sisteminin bir nevi altın oranını bulmalıyız, demokrasinin olası maksimumu ile kaçınılmaz olarak gerekli olan otoriterlik ( sıklıkla daha çok sadece merkeziyetçilik)  minimumunun optimal kombinasyonunu.

Sert bir ifadeyle, her tarafta otoriter eğilimler şiddetlenmektedir. Tüm dünya neootoriterlik çağına adımını atmaktadır. Ve elbette ki, uluslararası ilişkilerde hiçbir zaman herhangi bir demokrasi olmamıştır. Bugün de yok, her ne kadar Batı “tüm dünyada demokrasi” için savaşmakta ise de, ABD de bunun doğrudan “ ihracat”ı ile meşgul olmakta ise de. Gerçekten de,  nedense, genelde ya diğer ülkeleri işgal ederek, ya da  “ renkli devrimler” diye adlandırılan, provoke edilmiş  “kendiliğinden” isyanlarla. Sadece bu olgu, uluslararası ilişkilerde olduğu gibi,  (özellikle “zorlamalı demokrasi” ye tabi tutulan) farklı ülkelerin yaşamında da güçlü bir rahatsızlık yaratmakta ve hatta demokrasi getirmek isteyeni de,  demokrasinin her türünden uzaklaştırabilir. 
Rusya’nın iç politikasında, bence, her zaman, Fransa’dakinden veya Almanya’dakinden biraz daha fazla otoriterlik olacak. Çünkü Rusya’nın sahası daha büyük, çünkü bizdeki tarihi gelenekler daha güçlü v.s. Tüm bunlar rahatlıkla saptanabilir, ancak bundan ötürü, siyasi zümremizin bir bölümü, siyaset bilimi bağlamında bir akılsızlığa saplandığını söyleyebilirim. Akılsız olan ise gerçekliği zor kanıksar.

Devletçilik ve korumacılık toplumumuzun gelişiminin vazgeçilemez eğilimleri. Eğer herhangi bir kimse devasa bir ülkedeki devletçiliğin küçük birindekiyle aynı minimuma indirgemenin mümkün olduğunu iddia ederse, ben buna hiç inanmam, çünkü yönetim ilkeleri aynı olsa bile, yönetim mekanizması farklıdır. Büyük sistemlerin yönetimi ile ilgili bazı ek ilkeler de tabi ki vardır, özellikle bunlar karmaşık ve homojen sistemler değilse. Rusya homojen değildir, bu yüzden onu hiçbir şekilde tek modelle idare etmemek gerekir. Mevcut anayasanın eksiklerinden biri de azami düzeyde aynılaştırılmış olmasıdır. Özellikle, federasyonumuzun yapısında üç ayrı “siyasi medeniyetin “– Hıristiyan, İslam ve Budist – temsilcilerinin yerleşik olduğu federe yapıların (subyektlerin)  varlığını hesaba katmamaktadır.

 Demokrasimizin en temel iç sorunlarından biri, yerel özyönetim sorunudur.  Bunu oluşturmak bir türlü bize nasip olmuyor ve bu da tabi ki demokrasinin en önemli kurumudur.  Kaldı ki, çeşitli medeni-sosyal geleneklerin kurumsal ve içeriksel özellikleri, federasyon subyektlerinin gerçek yaşamında gözlemlediğimiz gibi, yerel özyönetimlerde en üst düzeyde ortaya çıkmaktadır.  .

Parti sistemimize gelince, tabi ki henüz oturmuş değil ve gelecekte nasıl biçimleneceği bir muamma. Benim fikrime göre, dört –beş parti için zemin, sosyal destek ve ideolojik maya mevcuttur. Ve gayet tabi ki bu dört – beş parti arasında milliyetçi bir parti veya milliyetçi parti grupları için de yer bulunmaktadır. Fakat bugünkü iktidarın, liberalleri ve komünistleri değil de, milliyetçi akımları ve de özellikle Rus milliyetçiliğini daha etkin bir biçimde “preslemekte” olduğunu belirtmeden geçmemeli. Bir sorum var: bu demokratik midir? Eğer demokratik değilse, o halde neden Rusya’da demokrasiyi “yüksek” sesle savunanlar bu süreci alkışlıyorlar ve hatta Kremlin’i milliyetçiliği daha az boğduğunu söyleyerek suçluyorlar? Bunların tümü, akıl yordamıyla  ”demokratik evrensellik” ve de “demokratik ünifikasyon” biçiminde ortaya çıkan, çok ciddi sorular. Ve devrimsel coşkudan öte, saptamalarda dikkatli bir isabet ve derin bir analiz gerektirmektedir. 

Bence pratiği, ama asıl olan – “kavuşulmaya çalışılan gelişim” ideolojisini reddetmek, “Rusya’da demokrasinin inşası” amaçlarını da kayıttan düşmeyi içermektedir. Yani, elbette ki demokrasiyi inşa etmek gerekir. Demokrasi mekanizmalarını geliştirmek ve mükemmelleştirmek, kısaca elzemdir. Ancak bunu kendine en temel amaç olarak koymamalı, “ Ya Demokrasi’yi kurmalıyız, ya da ölüm!” şeklinde pankartlarla gösterilerde koşuşturulmamalı. Ne de olsa “Rusya için demokrasi, demokrasi için Rusya değil!” pankartı daha akılcı ve hatta daha demokratiktir.

Günümüzde yeniliklerden bahsetmek çok moda. Bundan, kimin ne anladığı ekonomide bile pek net değil. Ama siyasette ve tam olarak demokrasi yenilikçiliğinde yüksek sesli tartışma yapılmamakta. Hatta burada bu makalenin başına dönerek, yenilikçi demokrasi düşüncesi ya yasaklı, ya da siyasi suçmuş gibi varsayılıyor. Demokratik değil! Bu bozuk döngü,“Klasik demokrasi”ye sahip olmayan ülkelerdeki otoriter olmayan eğilimlerin artışıyla birleştiğinde, gerçek Rus demokratında kuşkular uyandırmaktadır.

Çeviren: Özran Yılmaz

Çeviri sponsoru: Dynamic Logistics

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
2008 yılı sizin açınızdan nasıl geçti?
 

spacer

© 2009 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.