|
Rusya'nın en popüler web sitelerinden Gazeta.Ru'da, bir okur mektubu "köşe yazısı" olarak yayınlandı. Alyona adlı bayan okur mektubunda, "Hepinizin çok sevdiği Türkiye’ye ben gitmeyeceğim. Ben orada bir kez bulundum ve bu bana yetti. Hayır soyguna falan uğramadım, tecavüz de edilmedim, dövülmedim ve hatta zehirlenmedim bile." diye başladığı ilginç yazısında şöyle devam ediyor:
Sizin muhteşem Türkiye’nize ben gitmeyeceğim
16 Temmuz 2008 // Alyona Gazeta.Ru Mısır, Kırım ve Abhazya için her tür korkunçluklar yazıp, Türkiye söz konusu olduğunda siz susabilirsiniz, ama ben kendim için çoktan karar verdim, hepinizin çok sevdiği Türkiye’ye ben gitmeyeceğim. Ben orada bir kez bulundum ve bu bana yetti. Hayır soyguna falan uğramadım, tecavüz de edilmedim, dövülmedim ve hatta zehirlenmedim bile. Her şey adabına uygundu. İki kez yanlış hesapladılar. Ama ben kendim suçluyum. Daha dikkatli hesap yapmam gerekliydi. Ve sadece iki kez aşırı özen gösterdiler. Ama yoldaşımın ( bir vakada) çirkin bakışı yetti ve tarafımdan tamamen reddedilişi ( bir başka vakada). Tabii ki bunlar boş laflar. Böyle bir saçmalıktan ötürü ” Yoo, ben artık oraya adımımı atmam” demek sadece aptal sarışınlara düşer. Her ne kadar ben de sarışın olsam da, o kadar da değil. Beni başka şey korkutuyor- siz, sevgili Türk plajları aşıkları. O kadar çok ve o kadar farklısınız ki, sizden usandım. Yalnız beni rusofobi ile damgalayamazsınız. Ben demedim ki, hoşuma gitmeyen şey Türkiye’deki Ruslardır diye. Türkiye’deki tüm 5 milyon ( muydu?) turist hoşuma gitmiyor. O kadar çoklar ki, tatil tatile benzemiyor. Ne tatili ya? Himki’deki çok ünlü hipermarketlerden birinde dinlenmeye benziyor. Orada da çok güzel. Havalandırma da var, lezzetli bir kahve de yapıyorlar artık, bir çok şeyi oldukça ucuza alabilirsiniz, ve eğlenceye de gark olursunuz. Bir tek şey kötü- dolap, etek, bluz almak için ve de iki haftalığına tıkınmak için Moskova’nın her ucundan gelen tüketici halk kitleleri. Tabii böyle bir şey sadece Türkiye’de değil, kitlesel turizm olan diğer ülkelerde de söz konusu, bizim ve sadece bizim olmayan vatandaşlar için de, ama Türkiye de, sanki bana göre, en üst kaynama noktasına ulaşmış halde bu vaziyet. İtiş kakış, gürültü, patırtı, geziler, sizin rehberiniz, bizim rehberimiz, şamata, “Aman, İrka, şunu da al”, “ bu şezlong kaç para”, “ bu gezi”, “ ya bu”, “ ya bu ve bu” , “ve bu”, “ yo hayır, bu pahalı”, “ aa bu ise öyle ucuz ki, bizde ise üç kata daha pahalı ve tamamen başka kalite”. Yani, ÖF! Aynı zırvalık, Soçi’de de, Kırım’da da, Mısır’da da. Soçi ve Kırım için her şeyi çoktan anladık ta, hani orda dağ yürüyüşlerini sevenler ve sair zırvalayanlar tatile gidiyor veyahut Mısır’ da şimdi her yer kavruluyor ve bu yüzden oralara daha az insan akın ediyor, yani sonuçta dehşet orda da aynı derecede ama nispeten daha farklı oranlarda.
Yani neticede itiş kakışın olmadığı yerde dinlenmek gerekiyor. Ben öyle yerler biliyorum ama size söylemem:) Size onlar lazım değil ki? Siz böyle de kendinizi iyi hissediyorsunuz. İyi itiş kakışlar size. Çeviren: Özran Yılmaz Çeviri Sponsoru: Dynamic Logistics.
|