|
CNN Türk'e program yapan, Vatan gazetesi yazarlarından Yiğit Bulut, Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in sözcüsü Dmitri Peskov ile hem Türk-Rus ilişkilerini, hem de Rusya'nun yabancı sermayeye bakışını ele alan bir görüşme yaptı. Bulut, Türkçe olarak yapılan bu söyleşiyi ve izlenimlerini "Rusya “paranoyamız” ve gerçekler..." başlığıyla kaleme aldı. Peskov, özellikle inşaat ihalelerinde Türk şirketlerinin şanslarının Rus şirketleriyle eşit olduğunu, dev altyapı ilahelerinde Türk şirketlerini görmek istediklerini vurguladı. İşte Peskov'un altını çizdiği noktalar:
Rusya “paranoyamız” ve gerçekler... Türk kamuoyunda sık sık duyuyoruz Türkiye’nin yönünü Rusya’ya doğru çevirmek isteyenler... Bence “camlı gazete” binalarından edilmiş, Nişantaşı’nda yenmiş öğle yemeği sonrası bir o kadar da beğenilmiş abes bir cümle... Rusya’nın yönü neresi ki! Sanki “komünizm” hâlâ ayakta! Sevgili dostlar, oturduğum yerden “bu paranoya” denizine düşmek yerine, ayağıma üşenmedim ve gittim Putin’in ofisinden Türkiye’ye bakmayı denedim... İşte Putin’in sözcüsü “PESKOV’un” cümleleri ile “Rusya nereye gidiyor” sorusuna cevaplar... YİĞİT BULUT: 2001 11 Eylül saldırısından sonra, daha doğrusu 1989 Berlin Duvarı’nın yıkılmasından itibaren yani Amerika-Rusya diyalektiğinin 1989-2001 arasında sadece yerini “monoblok Amerika” ve ondan sonra 11 Eylül 2001 saldırısıyla yeni bir diyalektiğe bırakmasıyla Rusya ile Türkiye ilişkisini son 8 yılda nasıl tanımlayabiliriz? DMITRY PESKOV: Genel olarak şüphesizdir ki olumlu. İlişkilerimizde yani modern tarihte oldukça zor dönemler yaşandı. Bizim gelişme tempomuzla beraber bazen geri kaldık, bazen çok hızlı ilerlettik. Ama genel olarak, genel tablo son derece olumlu. Zaman zaman krizli dönemler yaşandı iki ülke arasında, karşılıklı şüpheler, yanlış anlaşılmalar oldu. Fakat sizin de bahsettiğiniz gibi 11 Eylül süreciyle durum tamamen değişti. İki devlet de bölgede hayati bir rol oynadığı için karşılıklı sorumluluklar önem kazandı. Yanlış anlamalar varsa, güven yetersiz ise her iki devletin de süper bir gayret göstermesi gerekir. Zaten herhangi iki ülke arasında sağlam bir ticari yatırım temeli varsa bu çok önemli bir sigortadır siyasi ilişkiler açısından. Kısaca özetlemek gerekirse ticari ekonomik ilişkiler ve siyasi diyalog sağlam temeller üzerinde gelişim gösteriyorsa bu her iki ülkenin menfaatleri açısından önem arz eder. YB: Bu görüşmeyi 2001 Ağustos’unda petrol 30 dolarken yapsaydık, görüşmemiz çok farklı olurdu. Bugün petrol 138 dolar. Ve hatta Amerika’nın İran’a yapacağı muhtemel operasyon ile petrol fiyatının 200 dolara çıkacağı konuşuluyor. Yukarı giden petrol fiyatı Rusya açısından olumlu bir süreç. Çünkü Rusya askeri bir güç değil sadece ekonomik bir güç de. Siz güçlü bir ekonomi olarak Avrupa Birliği’ne alternatif olarak bölgeden yeni bir ekonomik model çıkacağına inanıyor musunuz? DP: Bunu hayat ve gelişme gösterir. Bu siyasi bir mesele değildir. Bu bir fizibilite meselesidir. Bu noktada size Başbakan Putin’in 2 yıl önce Münih’te gerçekleştirdiği konuşmasını hatırlatmak isterim: “Bakın, bu dünyada ekonomik kutuplar artık eskisi gibi değil. Ekonomik kutuplar yepyeni yerlerde oluşuyor. Rusya, Çin, Hindistan, Brezilya’nın ürettiği bedel artık Avrupa’da üretilen bedellerle kıyaslanabilir. Dolayısıyla ekonomik gücün eskiden olduğu gibi artık sadece belirli yerlerin kontrolü altında olduğu düşünülmesi söz konusu değildir. AB’ye karşı yeni bir kuruluş fikri sağlıklı değildir. Fakat formatlar değişik olabilir. YB: Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyesi olması sürecine nasıl bakıyorsunuz? DP: Ukrayna ve Rusya asırlarca bir arada yaşamış kardeş ülkedir. Ekonomilerimiz birbirine bağlıdır. Dolayısıyla bu üyelik bağlı olduğumuz ekonomik ilişkilerimize zarar verirse bu ne bizim ne de Ukrayna halkının menfaatine olur. Yoksa Ukrayna’nın Avrupa’ya entegrasyonunu tamamıyla destekliyoruz, onları selamlıyoruz. YB: Putin bazı kararlar aldı ekonomiyle ilgili ve stratejik alanları yabancı yatırımlara kapadı. Bunu Rusya’nın tekrar içine kapanması olarak mı algılanmalı, yoksa küreselleşme sürecine karşı bir dur noktası mı koyulmuş oldu? DP: Tamamıyla kapatmadı ama bir limit koydu. ABD ve Avrupa dahil bütün gelişmiş ülkeler bu dünyada aynı şeyi yapmaktadır. Rusya’ya bugün yurtdışından gelen doğrudan yatırım yılda 80 milyar dolar düzeyindedir. İngiliz, Amerikan ve Fransız şirketler petrol alanında Rusya’da söz sahibi olan şirketlere sahiptir. Bununla birlikte tabii ki stratejik alanlarda sınırlamalarımız var. Böyle bir servete sahip çıkan bir ülke olarak Rusya yabancılara hoş geldiniz diyor ama belli bir noktaya kadar... Özetle söylemek gerekirse yabancı yatırımcılar stratejik alanlarda yüzde 51’lik bir hisseye sahip olamazlar. Nedir bu stratejik alanlar petrol, gaz, televizyon, boru hatları sistemi vb.. Kendini bilen her devletin de bu alanlardaki yabancı yatırıma sınırlamalar getirmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Röportajın ikinci bölümü (Referans gazetesinde yayınlandı - 17.7.2008) Türkiye'nin önünü Rusya'ya doğru çevirmesi ile ilgili paranoyanın zirve yaptığı bir dönemde geçtiğimiz hafta içinde Başbakan Putin'in sözcüsü Dmitry Peskov ile aşağıdaki röportajı gerçekleştirdim. Rusya'nın yeni çizgisi hakkında algılamamız ile gerçek arasındaki mesafenin nasıl açıldığımı göstermek açısından röportajın kalan kısmını da yine sizlerle paylaşmak istiyorum. YB: Başbakan Putin bazı kararlar aldı ekonomiyle ilgili ve stratejik alanları yabancı yatırımlara kapadı. Bu Rusya'nın tekrar içine kapanması olarak mı algılanmalı, yoksa küreselleşme sürecine karşı bir "dur" noktası mı koyulmuş oldu? Yabancıya limit kondu DP: Tamamiyle kapatmadı ama bir limit koydu. Bütün gelişmiş ülkeler aynı şeyi yapmaktadır. Mesela ABD'de Arap emirliklerinden bir şirketin limanları satın alması büyük bir skandal yaratmıştı ve bu olaydan sonra ABD'de yabancı yatırımlara sınırlamalar getirildi. Aynı şekilde Avrupa'da, İngiltere'de, Rusya'daki yabancı yatırımlara da sınırlamalar getirildi. Rusya yabancı yatırımı teşvik etmektedir. Rusya'ya bugün yurtdışından gelen doğrudan yatırım yılda 80 milyar dolar düzeyindedir. İngiliz, Amerikan ve Fransız şirketler petrol alanında Rusya'da söz sahibi olan şirketlere sahiptir. Bununla birlikte tabii ki stratejik alanlarda sınırlamalarımız var. Ama Türkiye'yi bu anlamda Rusya ile kıyaslamamız mümkün değildir. Çünkü stratejik alanlarınız kısıtlı. Rusya kadar petrol, yeraltı kaynağınız yok. Böyle bir servete sahip çıkan bir ülke olarak Rusya yabancılara hoş geldiniz diyor ama belli bir noktaya kadar. Özetle söylemek gerekirse yabancı yatırımcılar stratejik alanlarda yüzde 51'lik bir hisseye sahip olamazlar. Nedir bu stratejik alanlar petrol, gaz, televizyon, boru hatları sistemi vs. Kendini bilen her devletin de bu alanlardaki yabancı yatırıma sınırlamalar getirmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Sermaye piyasası büyüyor YB: Rusya'yı sermaye piyasası açısından nasıl görüyorsunuz? DP: Şirketlerin halka açılma süreci devam edecektir. Bu sürecin çok pozitif etkileri olduğunu söyleyebiliriz. Rosneft, Gazprom gibi dev şirketler ile büyük bankalarımızdan birkaçında halka açılım gerçekleştirmiştir. Sermaye piyasasının geleceği oldukça parlaktır. Zaten son iki yılda büyüme tempomuz son derece yüksek oldu. Yıllık büyüme yüzde 80'i buldu. Bu sene bu oranın biraz zayıfladığını görüyoruz. Tabii ki yaşanan krizin etkilerini Rusya'da hissetti. Yine de büyüme devam ediyor. Trend büyüme trendidir. YB: IMF ve Dünya Bankası'na nasıl bakıyorsunuz? DP: Çok önemli uluslararası mekanizmalardan bahsediyoruz. Parasal ve finansal siyasetin çok önemli mekanizmaları. Bu kuruluşlarla Rusya'nın bağı çok kuvvetlidir. Fakat Rusya'nın bu kuruluşlarla olan pozisyonu bugün tamamiyle değişmiştir. Eskiden Rusya devamlı para talep eden bir ülke konumdayken bugün eşit konumlu karşılıklı yararı işbirliği içerisinde yürütmek isteyen bir ülke konumuna gelmiştir. Bu kuruluşlara artık çok önemli ortaklar gözüyle bakıyoruz. Ümit ediyoruz ki onların yaklaşımı da bize karşı aynı şekilde değişir. Söz hakkımızı geri aldık YB: Eski Devlet Başkanı Putin'in ortaya koyduğu liderlik ile Rusya'nın gelişimi oluşmuş, oturmuştur. Küreselleşme bir lider dayatabiliyor diğer ülkelerde örnekleri mevcut. Böyle bir yapı içinde liderlik mekanizmasından kurumsallaşmış yerleşik demokrasiye Rusya nasıl geçiş yapabilecek? DP: Her şeyden önce Rusya demokratik bir ülkedir. Rusya'da Devlet Başkanlığı Sistemi vardır. Ana gelişme trendlerini de devlet başkanı çizer. Şu anda Rusya'nın parlamenter sisteme geçişini gelecek gösterecektir. Rusya classes management dönemini atlatan bir ülkedir. Ve Başbakanımız Putin, devlet başkanlığı döneminde bu rejimi sona erdirmiştir. Rusya kendi anayasasına sadık olan, tüm dünya ile aynı değerleri paylaşan ve inanan, dünya ekonomisinin ayrılmaz bir parçası olan bir ülkedir. Rusya yaşam standartlarını dünya işlerindeki rolünü, söz hakkını geri alan bir ülkedir ve artık önceden tahmin edilebilen, istikrarlı bir gelişim sürecine girmiştir. YB: Rusya nasıl bir modele doğru gitmek istiyor? Tam liberal bir model mi? Liberal ama kontrol edilebilen bir model mi? DP: Rusya piyasa ekonomisine, demokrasi ideallerine bağlı, ana amaç olarak halkının refahını düşünen ve komşu ülkelerle sağlam ilişkiler kurmaktan yana olan bir cumhuriyettir. Bununla birlikte küreselleşmenin kurbanları olduğumuz da kaçınılmaz bir gerçektir. İran'a operasyon intihardır YB: Olması muhtemel gözüyle bakılan Amerika'nın İran operasyonuna Rusya'nın bakış açısı nedir? DP: Şimdi her şeyden önce bu bir facia senaryosudur hem bölgemiz hem de tüm dünya için. Bunu düşünmek bile istemiyoruz. Böyle bir adımı hiçbir ülkenin atmak istemeyeceğine inanmak istiyoruz. Rusya yüksek petrol fiyatlarının peşinde koşuyor gözüyle de lütfen bakmayın bize. Çünkü bunun hem olumlu hem de olumsuz sonuçları vardır. Ve düşünülenin aksine olumsuz etkileri daha fazla olabilir. Enflasyonla mücadelede büyük bir efor sarfediyoruz. Rusya'nın büyüme cetvelinde petrolün rolü gittikçe azalmaktadır. Mesela 2007 göstergelerine bakarsanız petrol sektörü yüzde 4-6 oranlarında büyüme gösterirken müteahhitlik, otomotiv gibi sektörlerin yüzde 25'i bulan bir büyüme içinde olduğunu söyleyebiliriz. Rusya petrole ve petrol gelirlerine bağlı bir ülke durumdan çıkmak üzeredir artık. Rusya ekonomide transformasyon sağladı. Ve İran'a yapılacak olan muhtemel bir operasyonun bir intihar olacağını düşünüyorum. Rusya kesinlikle böyle bir operasyona karşıdır. Sorun, siyasi ve diplomatik yollarla çözümlenmeye çalışılmalıdır. YB: Başbakan Putin'in Devlet Başkanlığı döneminde yapmış olduğu bir açıklama var. Önümüzdeki yedi yılda Rusya'nın yapacağı ihale 550 milyar dolar olacak. 17 bin kilometrelik otoyol, 100 yeni hava limanı, nükleer santral, okul vs.. Kısacası hemen hemen her sektörde federal gelişme söz konusu olacak. Türk şirketlerinin bu ihalelerdeki şansını nasıl görüyorsunuz? DP: Herhangi bir Rus şirketinin şansı neyse Türk şirketlerinin de şansı aynıdır. İhale ihaledir. Eğer yarışa katılabilirseniz ve standartlarınız diğerlerinden daha iyiyse o zaman bu ihale sizindir. Özellikle Rusya'nın güneyinde çok geniş çaplı bir yeniden yapılanma söz konusu. Sochi 2014 yılı olimpiyatları için hazırlıklar sürdürülüyor. Tüm bu ihalelerde Türk firmalarını da görmek istiyoruz. İhalelere katılacak olan firmaların şansları hangi ülkeden katıldığı önemli değil, aynıdır, eşittir. 17.7.2008 |