spacer
04/12/2008 06:21
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::
HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL Siteyi Kaydet! ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
Bir Rus, Türkiye'deki evinde tadilat yaptırsa gör başına neler gelir!

ImageRusya inşaat sektörüne Türkler damgasını vuruyor. Sadece devasa inşaat şirketleri değil, elinde çekici ve malasıyla en ufak tadilat (remont) işlerinde bile, kırık dökük Rusçasıyla iş kovalayan, Anadolu'nun bağrından çıkma işçileri görüyorsunuz. Peki, Türkiye'de yaşayan bir Rus vatandaşı, evinde tadilat yaptırdığında nelerle cebelleşir, başına neler gelir? İzmir'de yaşayan yazarımız Yana TEMİZ, yine olağanüstü kıvrak kalemiyle herkesi güldürecek, düşündürecek bir macerayı kaleme aldı. Buyurun, Türkiye'deki "uusal çalışmanın hususiyetleri"ne:

 

Ulusal çalışmanın hususiyetleri


Tadilat yaptırdım... Hiç değilse bir kez yaptıran anlar. Bu bir şarkıdır! Eski bir romans
havasında:

“Tadilat yaptırdım. Çok mutluydum!”

Rusya’da yaptırmıştım (bir kez de değil!), geçende Türkiye’de de denedim. şimdi karşılaştırma yapabilirim. Çünkü daha önce söylediğim gibi, çok mutluyum, susamam.

Her şey tamamen sakin ve çok da çekici olmayan bir şekilde başladı. Bugün anlaşılmayan bir sebepten ötürü okuyucuların 20 sayfa okuyup bıraktıkları eski romanlar gibi.

Mühendis olan kocamın mutfak için kendi çizdiği ideal projeyi firmalara sunduğumuzda, tamamen farklı fiyatlar vermeleri ilginçti. Ve bu farklılık bizde, fiyatların bizim bilmediğimiz ama bir yerlerde olan bir tavandan alındığı şüphesi doğurdu. Ama ne çok pahalı ne de şüphe uyandıracak derecede ucuz görünmedikleri için sakinleştik. Sağduyulu okur, bunun hata olduğunu anladınız değil mi?

Yeşil tahtalar taşıyan işçileri görünce “Yoksa apartmanda bizden başka biri de mi tadilat
yaptırıyor!” diye bu tesadüfe şaşırdım. Bu da hataydı. Şaşırılması gereken şey bu değil, işçilerin
neden yukarı katlara çıkmadığıydı. Bu yeşillik bizim için düşünülmüştü.

Eşime şüpheyle bakarak “Bu ne?!” diye sordum. Biz mutfağın rengini tamamen beyaz
düşünüyorduk, planda yeşil olan hiçbir şey yoktu. Eşim, kendini renk körü olduğu ya da tahtaları
taşımaya devam eden komplocularla işbirliği yaptığı yönünde suçlayacağımı önceden kestirerek, sorumu kesti ve başka adrese yönlendirdi.

Bu münasebetsizliği yöneten kişiye “Bu ne?” diye sordu.

“Ne olacak? Sizin mutfağınız.” Ustanın suratında sonsuz bir sabır ifadesi vardı ve adeta “Biz bu
müşterileri biliriz, bunlardan rahat yoktur, ama ne yapacaksın” diyordu.

Ben sakinleşene kadar işçiler birkaç tane de beyaz duvar kaplaması getirdiler. Daha doğru anlaşılmak için, yeşil tahtalara işaret ederek “Bu ne?” dedim.

Soruyu somutlaştırarak “Neden yeşiller?” dedim ve kendimce olaya biraz ironi kattım. Belki de bu yanlış anlaşılmaya yol açtı. Aldığım cevap beni derinden sarstı.

Beni yakın gelecekte mutlu etmeye niyetlenen iyi yürekli ve düşünceli amcacığım, yaptığı işten memnun usta, şu tarihi cümleyi sarfetti:

“Madam, BÖYLE daha iyi olur diye düşündük!”

Bu insanlar içtenlikle beni memnun etmek istemişlerdi. Beyaz bir mutfağa renk katan bir şey
olmazsa benim sıkılacağımı ve üzüleceğimi, depresyona gireceğimi ve acı acı ağlayarak, daha
canlı bir şey sipariş etmediğim için pişman olacağımı düşünmüşlerdi. Örneğin, yeşil. İkisi de öz
yakınlarım gibi beni düşünmüşlerdi. Saçını kısa kesmemelerini isteyen, fakat şimdi neredeyse saçsız kalan başına dehşetle bakan kocama berber “Böyle daha iyi!” dedi.

Kendisine teslim edilen eteğin fasonunu neredeyse tanınmayacak hale getiren terzi “Böyle
daha iyi!” dedi.

“Böyle daha iyi!”. Ve ben çiçekçide sipariş ettiğim kırmızı buket yerine sarı buket alıyorum.
Türkiyeli ustalar, size kurbanlarına bakar gibi üzgünce bakarak “Böyle daha iyi!” diyorlar ve siz
utandığınız için, evlerinizde yeşil mobilyalar ve umulmadık bir etek modeli türüyor, saçınız birileri tarafından özenle seçilmiş bir şekle bürünüyor ve daha iyi giyiniyorsunuz.

Kim için? İşte olay burada yatıyor.
Ulusal çalışmanın hususiyetleri!

Ben burada işine karşı ilgisiz olan tek bir ustaya bile rastlamadım. Müşterilerinin mutluluğuna
öylesine odaklanmışlar ki, bu mutluluğun nerede yattığını çok iyi biliyorlar ve genelde sizin
isteklerinizi dinlemiyorlar bile. Doktor hastasının isteğine uymak zorunda mı? “Tabii, tabii” diyerek hemencecik ve memnuniyetle sizin isteğinizi kabul ediyorlar, çünkü aksi taktirde, ahmak olduğunuz için çıkıp gideceğinizi biliyorlar, ama aslında her şeyi kendilerine göre, alıştıkları gibi, becerdikleri gibi ya da.... daha iyi olacak şekilde yapıyorlar.

Eğer bir şeyin sizin istediğinizden “daha iyi” olmasını istemiyorsanız, kendinizi ağır hasta ve itici bir tip gibi hissetme pahasına iyi yürekli ustaya bayağı sözler söyleyerek, her hareketini anlamaya çalışarak, hiçbir şeyi sonradan onarılamayacak şekilde daha iyi yapmaması için, emek sürecini  kendiniz takip etmeniz gerekiyor.
Hayır, Rusya’da da (kendiniz biliyorsunuz!) bir şeyleri bozabilirler, bir şeyin beyazı yerine yeşilini getirebilirler, ama bunun köklerini bizim sonsuz dikkatsizliğimizde, organizasyon eksikliğimizde, müşteriyi biraz da olsa aldatma isteğimizde, tembelliğimizde, beceriksizliğimizde ve emeğimizin sonucuna tamamen ilgisiz oluşumuzda aramak gerekiyor.

Sizden ve sizin mutfağınızdan ona (Rus ustaya) ne? Onu daha büyük sorunlar ilgilendiriyor: O
sizinle seve seve global ısınmadan ya da sellerden, Amerikan başkanının yanlışlarından, yeni bir
diziden, Nostradamus’un kehanetlerinden, fiyatlardan ve votkadan konuşabilir. Bir sigara
veya çay molasını asla reddetmez, işini bitirmek için acele etmez, aksine, kendi işleri
için acele eder... Sizin mutfağınız, onun yaşamında can sıkıcı bir engelden başka bir şey değildir.

Türkiyeli usta tüm benliğini işine verir. Bu güneşli ülkede ilgisizliğin yeri yok.
Büyük bir mağazada maaşla çalışan satıcı bile emeğinin sonucuna ilgilidir ve sizin için
endişelenir. Sizin “38 beden siyah pantolonunuz var mı?” gibi basit bir sorunuza
bile, siz 40 beden beyaz etek alın diye istekle cevap verir. Çünkü böylesi daha iyidir.
İçten gülümsemeler, merhametli bakışlar, ilgiden kaynaklanan gayret sonunda işe
yarıyor ve sizi eski hakikati unutmaya zorluyor. İyi niyetle kaplı bu yol nereye
götürüyor?

İnanın, kesinlikle Avrupa Birliği’ne değil! Sizin istediğiniz beyaz tahtaların yerine
kendiliğinden mutfağınıza yeşil tahta taşıyan (Evet, hep kendimden örnek veriyorum, çünkü böylesini hemen unutamıyorsun!) Alman veya İsveçli bir usta düşünebiliyor musunuz? Bunu rüyasında bile görmez!
Ama “Biz Alman değiliz!” diye bağırıyordu büyük Rus edebiyatının sevimli kadın kahramanlarından biri. Tabii bunu Türk ustalar için değil, Rus insanları için söylüyordu. Bu arada bu, sıkça düşündüğüm, Türklerle Rusların bir şekilde benzediği yönündeki fikrimi doğruluyor. En azından iki halkın da işe Almanlar gibi yaklaşmıyor oluşu benziyor.Biri sizin için, öteki sonuçta tüm dünya için endişeleniyor.

Hayır, mutfağı korumayı başardım. Bunun için sinirli, seçici ve Türkçeyi çok az anlayan bir yabancı kadın maskesi taktım. “Beyaz” kelimesini öğrendim, “yeşil”i daha öğrenemedim...

Kocam bu nereden çıktığı belli olmayan cadaloz kadına kuşkuyla baktı, ustalar ayıplarcasına iç çektiler ve kocama acıdılar...

Birkaç gün sonra her şey bittiğinde ve beyaz mutfak artık çay içmeye müsait hale geldiğinde, baş komplocu neşeli bir yüzle mücadelemizin sonucuna bakarak, “Ama yine de iyi oldu, madam!” dedi.
Hani derler ya “En iyi, iyinin düşmanıdır”. Artık ben “daha iyi”nin de en iyinin düşmanı
olduğunu biliyorum.

6.6.2008

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
Kendi işinizde ekonomik krizin etkilerini görüyor musunuz?
 

spacer

© 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.