spacer
16/10/2008 05:32
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::
HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL SIK KULLANILANLARA EKLE ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
Avrupa Birliği'nin geleceği için ufuk turu: İki merkez - Brüksel ve Moskova

ImageTürkiye'nin AB'yle uyum ve bütünleşmesine katkı sağlayabilecek çalışmalar yapmayı amaçlayan Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi'nin (EDAM), Radikal Gazetesi ile işbirliği içinde düzenlediği bir toplantıda, Rusya tartışıldı. 11-12 Nisan 2008 tarihleri arasında İstanbul'da 12 ülkeden 15 yabancı gazeteci Türk meslektaşları ile buluşurken, Rusya ana başıklardan biri seçildi. Bunun nedeni, hem Rusya-AB ilişkilerinin gelişiminin, Avrupa'nın geleceği açısından stratejik önem teşkil eden bir konu olması,hem de Türkiye'nin gerek jeostratejik konumu, gerek siyasi ilişkileri bakımından, AB-Rusya ilişkilerinde önemli bir aktör olma potansiyeliydi. İşte toplantıdan Radikal sayfalarına yansıyan görüşlerden bir özet:

 

"Öncelikli hedefi Türkiye'nin AB'yle uyum ve bütünleşmesine katkı sağlayabilecek çalışmalar yapmak olan Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM), 2005'ten beri nisan ayında Radikal Gazetesi işbirliği ile bir Gazeteciler Toplantısı düzenliyor. Avrupalı gazeteci ve yazarların Türkiye'den meslektaşlarıyla bir araya geldiği toplantılarda, Avrupa'nın geleceği için önem arz eden siyasi, ekonomik ve toplumsal konular ele alınırken, Türkiye'nin bu gelecekte oynayabileceği roller farklı açılardan masaya yatırılıyor. Radikal de her yıl olduğu gibi bu yıl da çalışmaları okurlarına aktarıyor.

Radikal-EDAM Gazeteciler Toplantıları'nın amacı, Avrupa kamuoylarının şekillenmesinde büyük rol oynayan yazılı ve sözlü medya temsilcilerinin Avrupa'daki Türkiye tartışmalarını bilgiye dayalı bir platforma çekmelerine katkı sağlamak. Toplantıların dördüncüsünde, 11-12 Nisan 2008 tarihleri arasında İstanbul'da 12 ülkeden 15 yabancı gazeteci Türkiye'deki meslektaşları ve EDAM uzmanlarıyla bir araya geldi.

Toplantıda Rusya'nın bir konu olarak seçilmesinin ilk nedeni, Rusya-AB ilişkilerinin gelişiminin, Avrupa'nın geleceği açısından stratejik önem teşkil eden bir konu olmasıydı. İkinci neden de Türkiye'nin gerek jeostratejik konumu, gerek siyasi ilişkileri bakımından, AB-Rusya ilişkilerinde önemli bir aktör olma potansiyeliydi. Rusya-AB arasındaki ilişkilerin ne ölçüde rekabete dayalı olduğunu, ne ölçüde işbirliği imkânları doğurduğunun değerlendirildiği toplantıda, ön plana çıkan konu enerji güvenliğiydi.


AB, 2007 sonunda imzalanan Lizbon Antlaşması ile bir yandan kurumsal yapısını ve karar verme süreçlerini yeni üye sayısına göre uyarlamaya, bir yandan da dış politikada birlik olarak hareket edebilmenin altyapısını oluşturmaya çalışıyor. AB'nin bu gayreti, Soğuk Savaş sonrası oluşan küresel dengenin değişme sinyallerinin geldiği bir döneme rast geliyor. Tek kutuplu düzenin hâkim olduğu Soğuk Savaş sonrası dönemin, Rusya Devlet Başkanı Putin'in 2007 yılının ekim ayında Münih'te yaptığı ve ABD'nin tek yönlü olarak yürüttüğü askeri girişimlerini küresel güvenliğe risk oluşturduğu gerekçesiyle eleştirdiği konuşması ile son bulduğu düşünülmekte. Putin döneminde sağlanan siyasi istikrar ile dünyada artan petrol fiyatlarından da yararlanarak ekonomik büyümesini hızlandıran Rusya, 2004'te 10 Orta ve Doğu Avrupa ülkesini bünyesine katarak tarihinin en büyük genişlemesini gerçekleştiren AB'nin en büyük komşusu.

Bununla birlikte Rusya, AB'nin komşuları ile siyasi ve ekonomik ilişkilerini şekillendirmeye yönelik olarak 2004'te getirilen Avrupa Komşuluk Politikası kapsamının dışında değerlendiriliyor. AB-Rusya ilişkileri, 1997'de imzalanan Ortaklık ve İşbirliği Antlaşması ile düzenleniyor. Ancak üye devletlerin Rusya ile ilişki ve beklentilerinde ulusal çıkarlardan kaynaklanan farklılıklar, AB'nin bu önemli komşusu ile olan ilişkilerinde bir birlik olarak hareket etmesini güçleştiriyor. Dünyanın bilinen doğalgaz rezervlerinin yüzde 27,5'ine sahip olan Rusya, pek çok AB üyesi ülkenin temel doğalgaz sağlayıcısı. Tüm Baltık ülkeleri, Finlandiya, Slovakya gibi ülkeler doğalgaz ihtiyaçlarının tamamını, Polonya, Macaristan, Yunanistan gibi bazı ülkeler ihtiyaçlarının yüzde 35-40'ına yakınını, Fransa, İtalya, Almanya gibi diğer ülkeler ise, ihtiyaçlarının yüzde 35-40'ını Rus doğalgazı ile karşılıyorlar. Türkiye, bir yandan yüzde 67 oranında Rus doğalgazı kullanan bir ülke olmakla birlikte, diğer yandan Avrupa'nın enerji güvenliği denklemini değiştirebilecek, İran veya Hazar havzası kaynaklı enerji projelerinde kritik bir koridor görevi oynayabilecek konumda bir ülke. Dolayısıyla Türkiye'nin Rusya ile olan ilişkileri, AB'nin enerji güvenliği açısından önemli gelişmeler kaydedebilir. Türkiye ve Rusya'nın ekonomik ve belki de siyasi olarak yakınlaşması, Türkiye'nin AB ilişkilerine alternatif teşkil etme potansiyeli düşük olsa da, dengeli bir dış politika izleyen Türkiye'nin, AB ile olan ilişkilerinde, bölgesel gücü ve işbirlikleri ile daha etkili bir konuma gelmesi mümkün. Rusya-AB ilişkilerini ele alırken, Avrupalı ve Türk gazeteciler, bu perspektifleri de derinlemesine inceledi.

Gaye Eslen Özerkan: EDAM Genel Sekreteri

 ***

İki merkez: Brüksel ve Moskova
 AB, çevre ülkeleri üyelik perspektifiyle merkeze çekme eğiliminde, ama Rusya zaten bir merkez ve üyelikle ilgilenmiyor. 1997 tarihli ortaklık ve işbirliği anlaşması henüz etkinlik kazanamadı

05/05/2008

SEVDA CEREN MUTLU
1. Rusya-AB ilişkileri: İşbirliği ve rekabet: Radikal-EDAM gazeteciler toplantısının ilk oturumu Polonya'daki düşünce kuruluşu Fundacja Unia&Polska'nın başkanı Krzysztof Bobinski'nin, Rusya-AB ve Rusya'nın bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilerinin yansımalarını ele aldığı sunumuyla başladı.

1.1 Rusya-AB ilişkilerinin geleceği: AB genişleme politikasıyla çevresinde kalan ülkelere ekonomik ve sosyal olarak Batı Avrupa'yı yakalama ve karar alma süreçlerine ortak olma sözü veriyor. Bu yaklaşım imparatorlukların çevreyi merkeze dahil etmeyen ve dışarıda bırakan yapısını tersine çeviriyor ve çevreyi merkeze taşıyor. Ancak bu yaklaşım eski üye devletlerdeki kamuoylarının huzursuz olmasına yol açıyor.

Huzursuzluğun en iyi göstergeleri Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumlarda Avrupa Anayasası'nın reddedilmesiydi. AB'nin komşuluk politikası bu ülkeleri AB'nin yörüngesinde tutabilmek için henüz etkin bir araç değil. Bu nedenle üye devletlerin genişlemeye karşı takındıkları olumsuz tutum, AB'nin etki ve çekim gücünü azaltıyor. Aynı sorun Türkiye-AB ilişkilerinde de mevcut. AB'nin çevreyi merkeze çekmek için kullandığı tek araç olan genişleme politikası tıkandığında AB'nin bu ülkeleri kendine çekmek için kullanabileceği güçlü bir kozu kalmıyor.

Ancak Rusya bu resme uymuyor ve üyelikle ilgilenmiyor. Dolayısıyla Rusya ile ilişkilerde AB üyelik perspektifi geçerli bir araç olmaktan çıkıyor. Rusya'nın bu resme uymamasının en temel nedeni her şeyden önce Rusya'nın kendi bölgesinde zaten bir merkez oluşturuyor olması. Bununla birlikte, Rusya ve AB arasında insan hakları ve demokrasi gibi konularda derin ideolojik farklılıklar ve özellikle enerjiyle ilgili konularda çıkar uyuşmazlıkları da söz konusu.

Öte yandan AB'nin şart koştuğu şeffaflık prensibi Rusya'nın yönetim yapısında etkin rol oynayan kurumsallaşmış ve siyasetin de içine girmiş mafya örgütlenmelerini rahatsız edecektir.

1997 yılında imzalanan Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması'nın henüz etkinlik kazanamaması, ilişkilerin gelişmesine olan inancı olumsuz yönde etkiliyor. Üyelik perspektifi olmaksızın, Rusya ve AB ilişkilerinde işbirliği ve rekabet anlamında yeni alanlar yaratılması için AB'nin Rusya'nın çıkarlarını dikkate aldığı bir yapıda beraber çalışabilme ve yaşayabilmeyi sağlamak temel gerekliliklerden bir tanesi.

Tarihsel olarak Avrupa entegrasyonu Rusya tarafından hiçbir dönemde desteklenmemiştir. Entegrasyon fikrinin aksine Rusya dış politikası temel olarak böl ve yönet yaklaşımı üzerine kurulmuştur.

1.2 Rusya-AB ilişkilerinde Ukrayna'nın önemi: Rusya'nın AB'ye karşı tutumunda Ukrayna'nın Batı modelli demokratikleşmesi ve serbest piyasa ekonomisindeki başarısı da oldukça etkili olacak. Çünkü Ukrayna Avrupalı olma yolunda zenginleşir ve güçlenirse, Rus halkı da kendileri için mevcut Rus sisteminden farklı bir seçenek olduğunu görecek. İç politikada Rus yöneticilerin AB'yi bir dış tehlike gibi gösterip, halkın elit kesime ve mevcut sisteme bağlılığını artırma politikaları da böylece geçerliliğini kaybedecek. Demokratikleşmiş ve ekonomik güç kazanmış bir Ukrayna modeli, Rusya'nın sunduğu, AB'nin kıyısında kalmış, parçalanmış ve istikrarsız bir bölge modelini saf dışı bırakacaktır.

Ukrayna'nın NATO üyeliği de Batılılaşma yolunda önemli bir adım olacak. Ukrayna'nın üyeliği Bükreş'te yapılan son NATO toplantısında gündeme gelmişti. Ülkenin NATO ve AB üyeliğinin desteklenmesi son derece önemli. Türkiye de bu anlamda üstüne düşeni yapmalı.

1.3 Sırbistan'ın Rusya-AB ilişkilerine yansıması: Uzun vadede Sırbistan'ın AB ilişkilerine daha sıcak bakacağı öngörülse de, özellikle Kosova'nın bağımsızlığının ardından Sırbistan'ın kısa dönemde Doğu-Batı bölünmesinde bir odak noktası haline geleceği görülüyor. Kosova'nın bağımsızlığının tanınması sürecinde Rusya, AB dış politikasının bölünmüşlüğünün altını bir kez daha çizdi.

Öte yandan, Rusya'nın Sırbistan için gerçekten güçlü bir alternatif olup olamayacağı da tartışılan konular arasında. Sırpların Amerika'ya karşı desteğe en çok ihtiyaç duydukları 90'larda, Rusların yeteri kadar destek vermeyişleri ülkeyi hayal kırıklığına uğratmıştı. Rusya, Kosova konusunda Sırbistan'ın tek destekçisi olsa da, geçmişteki hayal kırıklıklarının halen etkili olduğu gözlenebilir. Bu nedenle AB ile yakınlaşmak uzun vadede Sırbistan'ın tek seçeneği olacak.

AB'nin ekonomik ve politik yaptırımlara dayanarak Sırbistan'ı Avrupa'nın dışında tutma politikası oldukça sakıncalı neticeler doğurdu. Genç nesil Sırplar izole edildiler, kendi ülkelerine kapatıldılar ve birçok haklarından mahrum bırakıldılar. Bu durum, Sırpların içe dönmesine ve milliyetçiliğin artmasına neden oldu. Slovenya'nın birliğe girmesi ve Hırvatistan'ın adaylık sürecinde olması Sırbistan'ın izole edilmişlik hissini pekiştirdi. Bu anlamda, Sırbistan'ın AB'ye bakış açısı genişleme politikasının öngörülemeyen yan etkilerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Sırbistan'da gelecek seçimlerde, Radikal Parti'nin birinci parti olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu gelişme ise bu ülkede Batı karşıtlığının yükselebileceği sinyallerini veriyor.


Sevda Ceren Mutlu: EDAM Araştırma Görevlisi

5.5.2008

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
ABD'den dünyaya yayılmaya başlayan küresel krizin sizce neresindeyiz?
 

spacer

(C) 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.