|
İsmail Boy'un yazısı: Bu yazı bir gece yolculugunda kaleme alındı. Bagarods’dan Galiç/Kastroma’ya direk uçak veya tren bulamadığımız için kara yolu ile gitmeye karar vermiştik, nedenini şöyle izah edebilirim. Gündüz Bey Rusya temsilcisi olduğumuz uluslararası bir firmanın yeni atadığı Türkiye genel müdürüydü. Rusya konusunda fazla deneyimi olmadığı için bu pazar ile ilgili genel startejilerini belirlerken bu pazarin risk taşıdığına, temkinli hareket etmek zorunda olduğunu, bu nedenle de bizim firmamıza tanınan kredi limitini kısmak istediğini bildirdi.
Kendisine bu pazarın avantajlarını rapor halinde belirtmek yerine pazarı kendi gözleri ile görüp değerlendirmesinin daha olumlu olacağını düşünerek Gündüz Bey’i Rusya’ya davet ettik.
Elbette ki uluslaraarası bir firmanın genel müdürü seviyesindeki bir insanın zaman yönünden bazı zorlukları olacaktı.
Gündüz Bey de bize Rusya için sadece 3 günlük bir ziyaret yapabileceğini ve bu sürede hem birkac Rus müşterimizle tanışmak, hem de bizim depomuzu ziyaret edebileceğini söyledi. Rusya gibi dünyanın en büyük yüzölçümü ve dolayısı ile en dağınık coğrafyalarından birine sahip bir ülkede 72 saatte minimum 3 şehiri ziyaret zorunluluğu doğdu. Çaresiz tüm planlamamэzı gündüz iş toplantıları, geceleri de bir sehirden diğerine yapacağımız yolculuklara göre ayarlayacaktık.
Pazar gunu Moskova’da uçaktan inip aynı gece tren ile Nijni Novgorad’a oradan da araba ile 3 önemlэ müşterimizin bulunduğu Bagarodsk şehrine hareket ettik..
Bagarods 40 000 nüfuslu kuçuk bir şehir. Buradaki müşterilerimizin en büyük derdi çalışacak eleman sıkıntısı. Hem Nijni Novgorad yaıэnlarındaki Goravets ve Vladimir bolgelerinde son zamanlarda başlayan sanayi atağı , hem de bulundukları sehirde yeni açılan 4-5 fabrika yüzünden buralardaki fabrikalar artık çalıştıracak adam bulmakta zorlanıyorlar, çareyi Kırgızistan’dan göçmen işçi getirmekte buluyorlar bunun icin girişimlerde de bulunmuşlar.
Bir zamanlar Rusya’da ucuz istihdam avantajı var diye Türkiye’den buraya üretim yapmaları için davet ettiklerimiz duymasın sakın. İşçilik avantajı artık gittikçe daha da doğuya kayıyor.. Bagarods’taki en önemli müşterimiz karşısında Türk genel müdürü görünce tipik Rus misafirperverliği ile ısrarla bizi akşam yemeğine davet etti.
Satış cironusunun neredeysa yarısınэ tek başэna gerçekleştiren bir müşterinizin bu nazik davetini reddetmenin sonuçlarına henüz katlanamayacağımız için çaresiz seyahat programında bazı küçük değişiklikler yaptık.
Galiç’e gitmek için ayarladığımız Yeroslav gece treninden vazgeçip onun yerine Bagarodsk’tan kiralayacağımız bir araba ile bu yolu almaya karar verdik. Bol votkalı bir akşam yemeği sonrasında bindiğimiz içi geniş ama koltukları rahatsız bir “Gazel” minübüste katetmemiz gereken 540 km yol duruyordu önümüzde ve de daha önce Galiç’e hiç yolculuk yapmadэğı için yolu ancak harita yardımı ile bulabilecek bir şoförümüz vardı.
Çıktığımız yol öylesine bozuktu ki abartısız söylüyorum katettiğimiz 540 km yolun 5 km’sinde bile bütün gece içilen onca votkaya rağmen uyumak mümkün değildi. Sürekli çukurlara girip çıkmaktan oturduğumuz koltuklardan habire sarsılıp zıplıyorduk. Çaresiz cep bilgisayarımı çıkartıp bu anı ölümsüzleştirmekten başka çıkar yol kalmamıştı. Siz hiç gece yarısı Rusya’da bir şehirden diğerine kara yolu ile gitmek zorunda kaldınız mı bilmiyorum ama kalmadıysanız kendinizi şanslı sayabilirsiniz.
Her ne kadar "şehirlerarası yollar düzeldi, eskisi kadar kötu değil" diyorlarsa da iyi-kötü kavramlarının ne derece göreceli olduğunu yola çıkınca anlıyorsunuz. Yabancэ bir ülkede, gecenin zifiri karanlığında, dışarıda tek bir ışığın bulunmadığı, sürekli sarsılmaktan içiniz dışınıza çıkmış haldeyseniz, üstelik bir de son derece rahatsız koltuklar yüzünden bütün kemэkleriniz sızlıyorsa "Değer miydi ?" diye sormadan yapamэyorsunuz. Nedamet(pişmanlık) duymadan önce kendinize iunu sorun " Alternatifi neler?”
Yani şu an burada bunlar yaşanmıyor olsaydı, yaşamı farklı kılacak neler olabilirdi? Veya yaşantınızda çocuklarınıza anlatabilecek kaç hikayeye sahip olacaksınız? Hayatı zengin kılan varlıklar arasında bu yaşanılan sıkıntıları da saymak gerekiyor bence. Zaten bu muhasebeyi yapabiliyorsanız eğer, o zaman yasadığınız fiziki koşulların kötülüğü size fazla dokunmuyor.
Şayet bu hesabı yapamıyorsanız zaten gecmiş ola, kendinize evinizin yakınlar ında bir is arayın. Yavuz Sultan Selim padişahın dediği gibi “Karilarınızın koynuna dönün”....
Bulunduğum bir Gürcü sofrasında gecenin önemini belirten konuşmasını yapmak için kadehini kaldıran Tamada:
" Bizim insanlarımızın mezar taşlarına doğduğu ve öldüğü tarihleri, yani onların kaç yaşında öldüklereni yazmayız, onun yerine yaşantılarındaki unutulmaz günlerin sayısını yazarız.
Kimine az yaşa deriz, kimine çok, bazılarına hic yaşamadan öldü deriz, gelin biz de bu günü yasadэğımız günler hanesine ilave edelim, bu günün şerefine içelim" demişti. Gerçekten de yaşamak ve yaşlanmak arasında derin bir felsefe farkı var. Hayatta hicbir şey yapmasanız bile yaşlanırsınız ama yaşamamış olursunuz. Oysa bu gece biz Bagarods-Galic arasında yaşadığımız bu karmaşık duygularla dolu geceyarısı yolculuğunu hayat defteremize kaydettik.
Belki biraz duygu yüklü bir yazı oldu ama lütfen bunu da gecenin zifiri karanlığında uykusuz geçen 11 saatlik yolculuğun getirdiği duygusallığa verin. Size de yaşayacağınız günler diliyorum.
30.04.2008
|