spacer
07/09/2008 01:26
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::
HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL SIK KULLANILANLARA EKLE ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler

spacer
Büyükelçi Taşkent'ten veda mesajları: "Rusya'nın kariyerimde yeri özel"

Image Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Kurtuluş Taşkent, gelecek ay görevini Yeni Delhi'den gelecek olan yeni Büyükelçi Halil Akıncı'ya devrederek Ankara'ya dönmeye hazırlanıyor. Taşkent, bu görevdeki son röportajlarından birini Rusya Federasyonu Parlamentosu'nun üst kanadı Federasyon Konseyi'nin resmi yayın organı olan "Rossiyskaya Federatsiya Segodnya" dergisi ile yaptı. Taşkent, hem Türk-Rus ilişkilerini değerlendirdi, hem de görev süresi dolarkan Rusya ile ilgili kişisel görüş ve tespitlerini paylaştı: "Rusya, diplomatik kariyerimde özel bir ye sahiptir." İşte röportajın tamamı:

 

Rusya Federasyon Konseyi'nin yayın organı olan Rossiyskaya Federatsiya Segodnya dergisinin 17-24 Nisan 2008 tarihli sayısında, Genel yayın Yönetmeni Yuri Hrenov imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan mülakatın çevirisi şöyle:

"Okuyucularımız, Moskova’da faaliyet gösteren birçok yabancı Büyükelçilik ve çeşitli uluslararası kurumlarla iyi ilişkiler içinde olduğumuzu biliyor. Bu ilişkilerin bazıları uzun süreli karakter taşıyor ve örneğin Büyükelçilerin diplomatik görevlerinin sona ermesi vesilesiyle dergimize mülakat vermeleri, artık geleneksel bir hal almıştır.

Birkaç hafta sonra eski dostumuz olan Türkiye Büyükelçisi Kurtuluş Taşkent’in görevi sona eriyor. Türk Diplomat, ülkemizde yaklaşık altı yıl süreyle görev yaptı. Büyükelçi, Genel Yayın Yönetmenimiz Yuri Hrenov’a Rusya hakkındaki izlenimlerini açıkladı:

HRENOV: Sayın Büyükelçi, Rusya’da görev yaptığınız 6 yıl içinde sizce en önemli olay neydi, yani ülkelerimiz ve halklarımız arasında en çok akıllarda kalan ne oldu?

TAŞKENT: Her şeyden önce şunu kaydetmek istiyorum: “Bugün ilişkilerimiz iki devletin sahip olduğu imkanlar çerçevesinde yüksek bir seviyeye ulaşmıştır. 1990’lı yıllarda ekonomik ilişkiler, işbirliğimizin lokomotif rolünü oynadı. 2000’li yıllarda da siyasi ilişkilerimiz, ekonomik ilişkilerimizle aynı seviyeye çıktı. Bu bakımdan, RF Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2004 yılında ülkemize yaptığı resmi ziyaret çok önemliydi. Ziyaret sırasında iki devlet başkanı, ilişkilerimizde yeni ufuklar açan ortak bir deklarasyona imza attılar. Belgede, ülkelerimiz arasındaki ekonomik, politik, kültür ve ticari işbirliği, derinleştirilmiş ve çok boyutlu bir ortaklık seviyesine çıkarılması öngörüldü. Burada, söz konusu ziyaretten henüz üç yıl geçmesine rağmen, bu amaca çok yaklaştığımızı büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum. Bu konuda iki örnek vermek istiyorum. Bunlardan ilki siyasi alandan. Bugün Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerde sorun yok, aksine, birçok konudaki görüşlerimiz, ya birbirine tamamen uymakta, ya da çok yakın. Bu bakımdan, Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerin engin bir bölgede huzur ve güvenliğe hizmet ettiğini söyleyebilirim. İkinci örnek ekonomik alandan. 2002 yılında Moskova’da Büyükelçi olarak göreve yeni başladığım zaman, ülkelerimiz arasındaki ticaret hacmi 5 milyar dolar seviyesindeydi. 2007 yılı sonunda ise bu rakam 28 milyar doları aştı, yani yüzde 500’e yakın artış gösterdi. Bugün Rusya, Türkiye’nin Almanya’dan sonra ikinci ticari ortağı konumundadır. Bu yıllar içinde Türkiye, Rusya’nın dördüncü ihracat pazarı oldu. Yani Rusya, ABD, Çin, Ukrayna ve Fransa’ya kıyasla ihracatından daha fazlasını Türkiye’ye yapıyor.

HRENOV: Vladimir Putin’in Türkiye ziyaretinden sonra Ocak 2005’te Başbakan Recep Tayip Erdoğan, beraberinde kalabalık bir grup Türk işadamıyla Rusya’ya geldi. Bunun etkisi oldu mu?

TAŞKENT: Başbakanımız Rusya’ya birkaç kez geldi. 2006 yılında Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de Rusya’yı           ziyaret etti. Kuşkusuz, yüksek düzeyde gerçekleştirilen karşılıklı ziyaretler ve temaslar devam edecektir. Örneğin, Başbakan Erdoğan Duma seçimlerinden sonra 2 Aralık’ta Vladimir Putin’i telefonla arayarak, Birleşik Rusya Partisi’nin genel seçimlerde kazandığı zaferden dolayı tebrik etti. 2 Martta yapılan RF Devlet Başkanlığı seçiminden sonra Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül de, seçimleri kazanan Dmitri Medevedev’i telefonla arayarak kendisini kutladı. Bu temaslar sırasında, yüksek düzeydeki ilişkiler dahil, Rus-Türk ilişkilerinin gelecekte de sürekli olarak gelişmesi için gerekli olan siyasi iradenin mevcut olduğu vurgulanmıştır.

HRENOV: Sayın Büyükelçi, uluslararası ilişkilerdeki tutumlarımızın ya birbirine uyduğunu, ya da çok yakın olduğunu belirtmeniz doğru, fakat sayısı az da olsa bazı görüş ayrılıkları mevcut. Örneğin Kosova sorunu. Türkiye bu devleti tanıdı, Rusya ise tanımadı. Bazı ülkelerin Kosova’yı tanımasıyla, “şişenin içindeki cinin” dışarıya çıkmasına yardımcı olacağını düşünüyor musunuz? Zira, dünyada Kosova yolundan yürümek isteyen Kuzey Kıbrıs ve Irak Kürdistan’ı da bulunuyor. Bu zincirleme reaksyona onlarca ülke sürüklenebilir. Bazı kişiler Tibet’te meydana gelen son olayların, Kosova olayının bir yankısı olduğunu düşünüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

     TAŞKENT: Eğer, dünya kamuoyu körü körüne tek bir örnek üzerinde takılıp kalırsa, sürekli olarak sınırların değiştirilmesi olayı ile karşı karşıya kalabilir. Bu, kesinlikle barış ve istikrara hizmet etmez.

     Kosova’ya gelince, Türkiye baştan beri şu tutumu izlemiştir:” Biz, Kosova sorununun daima BM ve ABD ile Rusya’nın üye oldukları aracı ülkeler grubu çerçevesinde çözülmesinden yana bir tutum izledik. Maalesef, BM Güvenlik Konseyi herkesin kabul edebileceği çözümü bulamadı. Bunun sonucunda da Kosova bağımsızlığını ilan etti. Ve bunun üzerine bazı ülkeler Kosova’nın bağımsızlığını tanıdı, bazıları ise tanımadı. Biz, Kosova’nın bağımsızlığını tanıdık, fakat bununla birlikte Rusya dahil, tanımayan ülkelerin tutumunu saygıyla karşılıyoruz. Sırası gelmişken, Şubat ayı sonunda Türkiye Dışişleri Balkanı Ali Babacan’ın Moskova’ya yaptığı ziyaret sırasında, Sergey Lavrov’la yapılan görüşmelerde bu konunun ele alındığını kaydedelim.

Türkiye ve Rusya’nın Kosova sorunu konusundaki yaklaşımlarının farklı olduğuna ait sözleriniz doğru, ama  Dışişleri Bakanlarımız, Balkanların bir istikrar ve güvenlik bölgesi olması gereği konusunda hemfikir olduklarını vurguladılar. Görüşme sırasında Sayın Lavrov, “Keşke her şey Rusya ve Türkiye’nin tutumuna bağlı olsaydı. O zaman Balkanlardaki istikrar çok daha kolay sağlanırdı” dedi. Bu sözler, Sayın Babacan’ın, Balkanlarda daha fazla işbirliği yapma teklifine cevaben söylenmiştir. Bir de şunu kaydetmek istiyorum: “Türkiye, Sırbistan’la ilişkilerine büyük önem veriyor, çünkü bu ülke Balkanlarda kilit rol oynayan ülkelerden biridir”.

     Siz, Irak Kürdistanı’ndan bahsettiniz. Bence, Kosova örneği bu bölge için uygun değildir. Bazen basının yazdığı gibi, Kuzey Irak’ta bizim Kürtlere olan davranışımız değil, terörle mücadele meselesi söz konusudur. Aynı şekilde Rusya’da da bir Çeçenistan sorunu yok, burada teröristlere karşı sürdürülen mücadele sorunu vardır. Bir zamanlar mücadeleniz çok kararlıydı. Şimdiyse bana göre bu sorun yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlmıştır. Türkiye, hiçbir zaman vatandaşlarını etnik kökenine göre ayırmamıştır. Türkiye’de kişiler, hangi kökenden olursa olsun Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı ve Büyükelçi gibi görevlere atanırlar.

     Türkiye’de terör sorunu vardır. Güney Doğu Anadolu’nun ekonomik açıdan kalkındırılması gerekiyor. Türkiye’de bölgeler arasında ekonomik farklılıklar söz konusudur. Daha önceki hükümetler ve şimdiki hükümet, bu farklılıkları ortadan kaldırmak için büyük çaba harcıyor ve bu konuda önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Bir kez daha söyleyeyim, burada terör örgütü PKK’ya karşı, yani terörizmle ve teröre destek verenlere karşı verilen mücadele söz konusudur. Ve bu mücadele, terör ortadan kalkana kadar devam edecektir.

     Diğer yandan, bu sorunla Irak’ın da bağlantısı var. Türkiye, her zaman Irak’ın toprak bütünlüğünün korunmasından yana olmuştur. Geçenlerde, Babacan ve Lavrov arasında yapılan görüşmede, Irak konusu da ele alındı ve bu konuda aramızdaki görüş birliği teyit edildi.

HRENOV: İkili ilişkilerimizde Parlamentoların rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

TAŞKENT: Hatırlıyorsunuz iki yıl önce, o zaman Parlamento Başkanı olan Sayın Bülent Arınç, Rusya’yı ziyaret etti, ondan sonra da RF Federasyon Konseyi Başkanı Sergey Mironov Türkiye’yi ziyaret etti.

HRENOV: Evet, dergimiz bu ziyaretleri yansıtmıştı.

TAŞKENT: Bu ziyaretler sırasında Parlamentolar arası ilişkilerin güçlendirilmesi gereği üzerinde durulmuştu. Bilindiği üzere, her iki Parlamentoda dostluk ve işbirliği grupları var. Bu gruplar faal olarak çalışıyor. Gerçi, geçen yıl Türkiye’de ve Rusya’da yapılan genel seçimler nedeniyle çalışmalarına biraz ara verdiler. Artık bu ilişkileri canlandırmamız gerekiyor. Bence, karşılıklı ilişkiler yalnızca bu grupların temaslarıyla sınırlı kalmamalıdır. Bülent Arınç ve Sergey Mironov’un ziyaretlerinde görüşüldüğü gibi, örneğin dış ilişkiler, ekonomi ve benzer komiteler arasında da ilişkiler kurulabilir. AGİT, AKPM ve KEİ çerçevesindeki ilişkiler de işbirliğimizin diğer bir yönünü oluşturabilir. Bu konudaki sözlü mutabakatlar, iki ülke Parlamento Başkanları tarafından imzalanacak protokollerle tespit edilirse iyi olur.

HRENOV: Bu yıl, Rusya’da “Türkiye Kültür Yılı” olarak ilan edildi. Sayın Büyükelçi, açılış törenine katılmakla diplomatik görevinizi güzel bir şekilde noktalamış oldunuz. Sizce, bu olayın önemi nedir ve Kültür Yılı programı çerçevesinde başka hangi etkinliklerin düzenlenmesi planlanıyor?

TAŞKENT: Daha önce belirttiğim gibi, son altı yıl içinde ülkelerimiz arasında başta ekonomi ve politika olmak üzere iyi ilişkilerin kurulmasına karşılık, kültürel ilişkilerin biraz geride kaldığını söylemek istiyorum. Bu alandaki ilişkilerin daha da gelişeceğine inanıyorum. Örneğin, geçen yıl Türkiye’de “Rusya Kültür Yılı” etkinlikleri yapıldı. Bu yıl da ülkenizde “Türkiye Kültür Yılı” etkinlikleri yapılıyor. Böylece bu eksiklik ortadan kalkmış oluyor.

“Türkiye Kültür Yılı” etkinlikleri Moskova’nın yanı sıra, St.Petersburg ve Kazan’da da yapılıyor. Bildiğiniz gibi, açılış töreni 8 Nisanda Moskova’daki Uluslararası Müzik Evinde yapıldı. Dünyaca ünlü piyano sanatçımız Fazıl Say’ın Nazım Hikmet Oratoryosunu ircaa etmesi büyük bir beğeni kazandı. Aynı gün ünlü fotoğraf sanatçısı Ara Güler’in “Rusya-İstanbul” adlı sergisi açıldı. Kutlamalar çeşitli etkinliklerle devam ediyor. Örneğin Rusların çok sevdiği pop sanatçımız Tarkan, 27 Mayıs tarihinde Petersburg kentinde bir konser verecek. Yaz aylarında Moskova Uluslararası Film Festivali çerçevesinde çeşitli Türk filmleri de gösterime girecek. Diğer etkinlikler arasında, Modern Türk Sanatı sergisi ve Rus-Türk İlişkilerinin geliştirilmesi konulu Konferansın düzenlenmesi yer alıyor. Konferansa, Rusya ve Türkiye’den önde gelen bilim adamları katılacak. Ayrıca, Moskova’da ve belki de Petersburg’da Rus dostlarımıza Türk mutfağını yakından tanımaları için çeşitli gastronomi etkinlikleri düzenlenecek. Bütün bu etkinliklerin tek bir amacı var, o da Rusya halkına Türk kültürünün zenginliğini ve çeşitliliğini en iyi şekilde tanıtmaktır.

 HRENOV: Siz, Moskova ve Petersburg’daki etkinliklerden bahsettiniz. Acaba Kazan’da hangi etkinlikler yapılacak?

 TAŞKENT: Kazan’da klasik müzik ve caz konserlerinin yanı sıra Ara Güler’in fotoğraf sergisinin açılması planlanıyor. Muhtemelen, Ekim ayı başında Kazan’da Türk filmleri haftası da düzenlenecek.

 HRENOV: Bugün Türkiye, Rusların ailece tatil yapmayı sevdikleri bir tatil yeri haline geldi. Örneğin, geçen yıl Türkiye’yi ziyaret eden yabancılar arasında sayı bakımından Rus turistler ikinci sırada yer aldı. Rusya’ya gelen Türk turist sayısı daha az olsa da, vatandaşlarınız, ülkemizin tarihi ve turistik yerlerini görmek için buraya geliyor. Sayın Büyükelçi, sıradan vatandaşlarımızın turizm sayesinde temas kurmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    TAŞKENT: Bence insanlar arasında, yani sıradan insanlar arasında temas kurulması çok önemlidir. Çünkü, hem Türkiye’de, hem de Rusya’da maalesef bazı ön yargılar mevcut. Bunlar, tarihi mirastan, 20. yüzyılın olaylarından ve iki kampın cepheleşmesinden kaynaklanıyor. Bunun için turizmin, insanların birbirini daha iyi tanıma imkanı sağladığını söyleyebilirim. Ben, son zamanlarda yanlış düşüncelerin ve ön yargıların azalmakta olduğunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum. Türkler, günlük yaşamda giderek Rusların daha yakın ve dost bir halk olduğunu görmeye başladı.

Bu arada, geçen yıl Rus turistlerin Türkiye gelen yabancılar arasında ikinci sırada yer aldığını belirtmek istiyorum. İlk sırada Almanlar yer alıyor. Burada, Rus turistlerin sayısındaki artışın, Almanlara oranla daha yüksek olduğunu ifade etmek istiyorum. Örneğin, 2002 yılında Türkiye’ye 900 bin Rus turist ve 3,5 milyon Alman turist gelmişti. 2007 yılında ise Rus turist sayısı 2,5 milyona, Alman turist sayısı ise 4,8 milyona ulaştı. Yani, Rusya’dan ülkemize gelen turist sayısındaki artış oranı, her yıl yüzde 20-30 olarak gerçekleşti.

 Açıkça söylemek gerekirse, biz, Rus turistlerin sayısının daha da artmasını istiyoruz. Türkiye’yi tatil için cazip kılan yalnızca mavi deniz ve konforlu oteller değil, Türkiye’de kış ve termal turizmi de yapmak mümkün. Ayrıca, dini turizm giderek gelişiyor. İstanbul ve Anadolu’da çeşitli uygarlıklara ait çok sayıda tarihi anıtlar bulunuyor. Örneğin, Türkiye’de Roma dönemine ait tarihi eserlerin sayısı, İtalya’ya oranla daha fazla, eski Yunan uygarlığına ait tarihi eserlerin sayısı da Yunanistan’a oranla çok daha fazla.

Rusya’ya gelen Türk turistlerin sayısında da artış yaşanıyor. Vatandaşlarımızın ilgisini özellikle Moskova ve Petersburg kentleri çekiyor. Ayrıca, vatandaşlarımızın gemi ile Petersburg’dan Moskova’ya ve Moskova’dan Mahaçkale’ye seyahat ettiklerini biliyorum.

  HRENOV: Ben, kardeş kentlerin de halklar arasındaki dostluğa katkıda bulunduklarına inanıyorum. Bu yıl, Türkiye’nin Alanya şehri ve Rusya’nın Kaluga şehri ile Moskova’nın Güney Doğu İdari Bölgesiyle kardeş kent olması bekleniyor. Kentlerimiz arasında kardeşlik ilişkilerinin kurulması konusundaki düşünceniz nedir?

 TAŞKENT: Biz, yalnızca yüksek, yani merkezi organlar arasında değil, ayrı ayrı bölgeler arasındaki bağların kurulmasından da yanayız. Bu nedenle kardeş şehirler olayına büyük önem veriyoruz. Büyükelçiliğimizin elindeki bilgilere göre, “Kardeş Şehir” ilişkileri bugüne kadar İstanbul ve Moskova, İstanbul ve St.Petersburg, İstanbul ve Kazan, Ankara ve Moskova, Ankara ve Ufa, Antalya ve Çeboksari, Samsun ve Novorossiysk ile Kemer ve Yoşkar-Ola şehirleri arasında kurulmuş durumda. Tabii, bunların dışında olanları da var. Bence, diğer bölgelerimiz ve şehirlerimiz arasında bu tür ilişkilerin kurulmasına katkıda bulunmak gerekiyor.

 Genellikle, ikili işbirliğimiz için yalnızca başkentlerde değil, bölgelerde de yapacak çok şey var. Bu nedenle, Türkiye’den gelen heyetleri yalnızca Moskova ve Petersburg’u değil, diğer değişik şehir ve bölgeleri de ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum. Ben, Rusya’yı, belki de ülkenizde çalışan diğer ülkelerin büyükelçilerden çok daha fazla gezdim. Örneğin, bir defasında Krasnodar’a gittim ve o ziyaretten sonra, İstanbul’da Krasnodar bölgesinin tanıtım etkinlikleri yapıldı. Etkinliklere, Krasnodar Valisi Aleksandr Tkaçev de katıldı. Daha sonra bir Türk heyeti, Krasnodar ve Stavropol’ü ziyaret etti. Büyükelçiliğimizde, Rusya bölge temsilcileri ve Türk işadamları arasında çeşitli toplantılar düzenlediğimizi de belirtmek istiyorum. Örneğin, bu tür toplantılar Smolensk ve Kaluga temsilcileriyle yapıldı ve biz, bu tür toplantıları düzenlemeye devam edeceğiz.

 HRENOV: Doğrudan Rus-Türk ilişkileriyle ilgisi olmamakla beraber, ülkemizde birçok kişiyi ilgilendiren bir soruyu sormak istiyorum. Türkiye’nin laik ülke olduğunu biliyoruz. Fakat, son zamanlarda ülkenizin siyasi yaşamında bazı olaylar yaşanıyor ve bazı gözlemciler, bu gelişmelerin İslam kural ve yaşamına dönüş işareti olarak değerlendiriyor. Örneğin, bir süre önce kız öğrencilerin üniversitelere türbanlı olarak girişine izin veren bir yasa kabul edilmişti. Bu tür yasalar laik bir devlet olan Türkiye’ye zarar vermiyor mu?

      TAŞKENT: Her şeyden önce şunu belirtmek istiyorum: “Türkiye’de laiklik ilkesi çok güçlüdür ve bunun böyle devam edeceğine inanıyorum. Laiklik, demokrasinin temel taşlarından biridir. Eğer bir devlet laik değilse, o zaman o devlet demokratik bir devlet sayılamaz.

     Sözünü ettiğiniz olaya gelince, gerçekten bu konu toplumumuzda ve Parlamentomuzda çok tartışılmıştır. Ancak, bu tartışmaları normal karşılamak gerekiyor. Demokratik bir ülkede en hassas ve tartışmalı konular geniş bir şekilde ele alınmalı ve bu mutlaka toplumun yararına olmalıdır. Muhalefet, türban konusunda Anayasa Mahkemesine başvuruda bulundu. Mahkemenin nasıl bir karar vereceği belli değil. Bu karar ne olursa olsun, gereği yerine getirilecektir.

      HRENOV: Yine üzücü bir konuya, yani sizin Rusya’dan ayrılmanız konusuna gelelim. Acaba, ülkemizden hangi duygularla ayrılıyorsunuz?

      TAŞKENT: Diplomatik kariyerimde Rusya’nın benim için çok özel bir yere sahip olduğunu söylemek istiyorum. Rusya’nın dünyadaki önemi de giderek artıyor. Ben, ülkenizin 1998 krizinden sonra nasıl istikrarı yakaladığını ve Rus-Türk ilişkilerinin çok yüksek bir seviyeye ulaştığına tanık oldum.

      HRENOV: Sayın Büyükelçi, sanıyorum bu konudaki şahsi katkınız çok büyük.

      TAŞKENT: Yakın bir gelecekte, derinleştirilmiş çok boyutlu ortaklık hedefini aşarak, stratejik ortaklık ilişkilerine geçeceğimizi düşünüyorum. Rusya, en uzun süre görev yaptığım ülke oldu. Ülkenizden ayrılırken, mesleki açıdan çok memnun kaldığımı, tatmin olduğumu ve bundan dolayı özel hayatımda da bundan mutluluk duyacağıma inanıyorum. Ben, Rusya’yı çok gezdim, fakat hala görmediğim bazı yerler var, örneğin Kamçatka ve Altay bölgeleri. Umarım, turist olarak oraları gezme imkanı bulurum.

 HRENOV: Sayın Büyükelçi, bir daha Moskova’ya geldiğiniz zaman, bu şehirde sizi her zaman seve seve kabul edebilecek bir kurumun, yani Dergimizin olduğunu unutmayınız…

18.4.2008

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
Rusya'da Türk TIR'larının neden sorun yaşadığını anladınız mı?
 
Kompas-Pusula

spacer

(C) 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.