|
Bugün, Türkiye-Rusya ilişkileri açısından önemli bir adım daha atılıyor. Geçen yıl Türkiye’de “Rusya Kültür Yılı” olarak kutlandıktan sonra, bu yıl da “Rusya’da Türkiye Yılı” olacak. Bu tür etkinliklerde daha baştan çok büyük beklentiler içine girmemek, tüm bu çabaları “menzile yürünen yolda atılan adımlardan” saymak en doğrusu. Son tahlilde, iki ülke arasında yüzyılların tortusunun hızla temizlendiğini, bu tür etkinliklerin “meyvelerini çocuklarımızın yiyeceği ağaçlar dikmek” anlamına geldiğini hiç unutmayalım! Tek burukluk, bu akşam açılışı iki ülke devlet başkanlarının yapmayacak olması. Bunun de sebeplerini iyi bilmemiz, hatırlamamız lazım:
Önce etkinlikleri hatırlayalım. Türk tarafında bu büyük etkinliğin daha en baştan İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı gibi rüştünü fazlasıyla ispatlamış bir kuruma emanet edilmiş olması, “kalite” açısından umutlarımızı arttırıyor. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın programına baktığımızda Mehter bandosundan Duman konserine, caz piyanisti Kerem Görsev’den Türk Dünyası Müzik Topluğu’nun halk müziği yorumlarına kadar, Türkiye’nin gurur duyduğu tüm renklerinin biraraya toplandığını görüyoruz. Bu umutlarımızı daha da yeşertiyor.
Türkiye, farklılıklarını zenginlik olarak yaşamak ve yaşatmak zorunda. Doğrusu bu. Çünkü biz buyuz. Dörtnala gelip Uzak Asya’dan, Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan biziz… Zaman zaman siyasi kayıkçı kavgalarının tozunda dumanında bunları ıskalasak da, bu tür vesilelerle tekrar hatırlıyoruz. Son 10-15 yılda çok hızlı bir ritmle gelişen Türk-Rus ilişkilerinde, bu tür etkinlikler önümüzü daha da açacak. Halkların birbirlerini daha iyi anlamalarına imkan yaratacak. Türkiye Kültür Yılı ile başlayan yoğun etkinliklerin, bundan sonraki yıllarda da özel bir vesile olmaksızın artarak devamını diliyoruz. Elbette ki birilerinin aklına, “Neden Türkiye Kültür Yılı açılışını Türk ve Rus devlet başkanları, başbakanları yapmıyor? Neden geçen yılki Rusya Yılı’nın açılışını liderler yapmadı?” sorusu da gelecektir. Gelmelidir de. Eğer bu etkinlik 3-4 yıl önce olsaydı, muhtemelen bu akşam sahnede Putin ve Gül yan yana olurdu. Ancak özellikle son iki yılda, enerji projeleri konusunda yaşanan ‘açıkça deklare edilmemiş’ soğuk ortam, Ankara-Moskova hattında üst düzey ilişkileri, ziyaretleri sekteye uğrattı. Bu gerçeği reddetmeyelim. Bunu bir veri olarak kabul edelim. Ama iki ülke ilişkilerinin bu sıkıntıları aşmak için gerekli sağlam zemine sahip olduğunu da bilelim. Dileriz TürkKültür Yılı, Türkiye ile Rusya arasında rölentiye geçen siyasi ilişkilerin yeniden vites büyütmesine vesile olur. 1990’ların ortasında, ekonomik ilişkilerin coştuğu, siyasi ilişkilerin ‘Soğuk Savaş’ yıllarını aratmadığı ‘dengesiz’ yılları unutmadık. 1999-2006 arası dönemin ‘bahar havası’nı da unutmadık. Dileğimiz siyasette yeniden çiçeklerin açtığı, ufuk sahibi liderlerin elinde işbirliğinin perçinlendiği dönemlere bir an önce, sağlam adımlarla geri dönmek… 2008 Rusya’da Türk Yılı hayırlı olsun, kutlu olsun! Ve bize bazı şeyleri bir daha düşünmemiz için ders olsun…
8/4/2008 |