|
TürkRus.Com yazarlarından Yana Temiz, Kompas-Pusula dergisinin son sayısında yine çok konuşulacak, çok tartışılacak bir yazıya imza attı: Küçük bir kasabaya kocanızın veya nişanlınızın yaşlı akrabalarını ziyarete gidiyorsunuz. Ne giyersiniz? Eğer kocanız bu kadar kısa bir etekle oraya gitmenizin uygun olmayacağını söylerse ne yaparsınız? Eğer kayınvalideniz evinizdeki camların kirli olduğunu söylüyorsa ne cevap verirsiniz? Eğer bir aile kutlama yemeğinde içki içilmemesi gerekiyorsa nasıl davranırsınız? Temiz, "Rus gelinler" için hazırladığı çok özel testi sunuyor. Hem gülecek, hem derin derinm düşüneceksiniz:
Anket: Ruhun aynası Seçiliyoruz ve bizi seçiyorlar... Ve sonradan acı çekmemize neden olmayacak bir seçim yapmak istiyoruz, değil mi kızlar? Eskiden fal açarlardı, şimdi ise daha çok testlere merak sardılar. İsimlerin uyumu, burçlar, saç rengi, yaş, adres ve bunun gibi bir sürü benzerlikler. Profesyonel psikologlardan su götürmez şarlatanlara kadar, kim bu konuda tavsiyelerde bulunmuyor ki! Beni mesela, Rus-Türk evlilikleri hakkında sorguya çekmelerinden bıkkınlık geldi. “Orada nasıl yapıyorsun?”, “O nasıl biri?”, “Nasıl anlaşıyorsunuz?”, “Seni kendi haline bırakıyorlar mı bari?”... Tüm bunlar yıllardır duyduğum şeyler. İlk başlarda dürüstçe ve ayrıntılı cevap veriyordum, sonra bu cevapları minimuma indirdim: “ ‘Orada’ çok iyiyim, ‘o’ da her konuda mükemmel, üç dilde anlaşıyoruz, beni kendi halime bırakmasın da göreyim! “Ben de denesem mi ki?” Şimdi de Antalya’ya gidip alımlı bir Türk delikanlısıyla tanışan herkes mutlaka bunu soruyor. “Ne dersiniz, ben yapabilir miyim?” Şundan kesinlikle eminim ki, “Türk uyruklu birinin eşi olabilir miyim?” sorusu, “Bir Amerikalının, Fransız’ın, Podmoskovye’den bir delikanlının, Gürcü’nün veya Sibiryalı’nın vs. eşi olabilir miyim” diye sormaktan tamamen farksız. Burada asıl sorulan, “Ben BU insanın eşi olabilir miyim ve olmak istiyor muyum?”, değil mi? Ve bence eğer kendinize bu soruyu ciddi anlamda soruyorsanız, hiç zaman kaybet- memelisiniz, çünkü nasıl olsa sonu boşanmayla bitecektir. Parlak dergileri okumaktan geri durmayan kızlar, gelin arkamdan güzeller! Gelin de sizin anladığınız testlerin dilinden konuşalım!
Farzedin ki düğünü sağ sağlim atlattınız ve yalnızca sahillerinden tanıdığınız Türkiye’ye (temelli veya belli bir süreliğine) yaşamak için geldiniz...
1.Küçük bir kasabaya kocanızın veya nişanlınızın yaşlı akrabalarını ziyarete gidiyorsunuz. Ne giyersiniz? a- Şık ve moda bir şeyler. Biz Rusların ne kadar güzel olduğunu görsünler. b- Yüksek topuklularla eziyet çekmemek için şık ama rahat bir şeyler. c- Daha sade, eski kot tarzı bir şeyler, nasıl olsa köy. d- Kocama veya kayınvalideme sorup onların tavsiyelerine uyarım. 2. Eğer kocanız bu kadar kısa bir etekle oraya gitmenizin uygun olmayacağını söylerse ne yaparsınız? a- Daha açık giyinirim. Bana ne yapacağımı söyleyemezler. b- Hiç gitmem. O tarz yerlerde zaten hiç işim olmaz. c- Kocamın pimpirikliği karşısında hayrete düşerim ama yine de dediğini yaparım. d- Kocama tavsiyesi için teşekkür ederim ve sözünü dinlerim.
3. Eğer kayınvalideniz evinizdeki camların kirli olduğunu söylüyorsa ne cevap verirsiniz? a- Sakin bir şekilde, Rusya’da camların yılda en fazla iki kez yıkandığını söylerim. b- Zaten yıkamaya niyetlendiğimi, bugünlerde temizlikçi çağırmak istediğimi söylerim. c- Bezi kapıp işe girişirim. 4. Eğer bir aile kutlama yemeğinde içki içilmemesi gerekiyorsa nasıl davranırsınız? a- Rus adetlerine göre içkisiz kutlamanın usule uymacacağını söylerim. b- Gidip buzdolabından (veya büfeden) içkilerigetirmeme gerek olup olmadığını sorarım. c- Nazik bir şekilde, her zaman mı böyle yapıldığını, yoksa bunun bugüne özel mi olduğunu sorarım. d- Sakin sakin yemeğimi yiyip suyumu (ya da limonata, kola, süt) içerim.
5. Hazır pasta veya kek aldınız. Ama misafirler size tarifini sordu. Cevabınız ne olur? a- Kendimin yapmadığını, satın almak varken buna gerek olmadığını söylerim. b- Kayınvalidemden (ya da görümcemden veya arkadaşımdan) yardım aldığımı, onun tam bir usta olduğunu söylerim. c- Hemen bir tarif uydurup veririm. d- Soruyu anlamamazlıktan gelirim ve derhal kendim pişirmeyi öğrenmem gerektiğini düşünürüm.
6. Kayınvalideniz işinizi bırakmanız ve kendinizi tamamen ev işlerine vermeniz gerektiğini söylüyor. Bunu ne şekilde karşılarsınız? a- Başımdan savarım. Çünkü bu onun karışacağı bir mesele değil. b- Kocama yollarım. O ona izah etsin. c- Ses çıkarmam veya tamam derim ama işi bırakmam. d- Onun gerekçelerine hak veririm ve ev kadını olurum.
7. Kocanız Türk yemeklerini pişirmeyi öğrenmenizi salık veriyor... a- Hazır yemeğin her yerde aynı olduğunu, yerel yemekleri yapmayı öğrenmek zorunda olmadığımı söylerim. b- Sakince, Rus yemekleriyle de beslenebileceğini, beğenmiyorsa kendisinin pişirmesini söylerim. c- Hemen ve hepsini olmamak kaydıyla deneyeceğime söz veririm. d- Kaynanamı bir hafta bize çağırırım ve bütün yemekleri yapmayı öğrenirim. 8. Kocanız, bayramda migreninize (bebeğinize, adetinize ve diğer bir sürü işinize) rağmen tek tek bütün yaşlı akrabaları ziyaret etmeniz gerektiğini, aksi takdirde darılacaklarını söylüyor. a- Yukarıdaki sebepleri sıralayarak kesinlikle reddederim. b- Müslüman olmadığımı söylerim. O bunu bütün akrabalara açıklasın.
9. Bir tartışma sırasında kocanız şöyle bir gerekçe ileri sürüyor: “Türkiye’de böyle! Sen de buna uyacaksın!” a- Öfkeli bir şekilde yerel adetlerin benim için emir anlamına gelmediğini söylerim. b- Ben nasıl Türk bir kocaya vardıysam, onun da yabancı bir kadınla evlendiğini, bu yüzden onun da bazı şeylere katlanması gerektiğini söylerim. c- Yalnızca makul bulduğum “örf ve adetleri” yerine getireceğimi söylerim. d- Ellerimi kavuşturup haklı olduğunu kabul ederim.
10. Dil problemini çözmeniz gerekiyor. Kocanızla, akrabalarıyla, komşularla, çocuklarınızla hangi dilde konuşacaksınız? Ne düşünüyorsunuz? a- Bunların Türkçelerini öğreninceye kadar perişan olurum. İngilizce (Fransızca, Almanca, İspanyolca, Esperanto) biliyorum o bana yeter, onlar Rusça öğrensin. b- Minimum düzeyde öğrenirim, kocamla biraz Rusça biraz İngilizce konuşurum, ama çocuklar hem Rusça hem Türkçe öğrensinler. c- Dil kursuna giderim, kocamla Türkçe konuşmaya çabalarım, ama çocuklarla unutmasınlar diye Rusça konuşurum. d- Burada yaşadığıma göre Türkçe öğrenirim ve yalnızca Türkçe konuşurum. Şimdi en ilginci: sonuçlar! Eğer ilk seçenekleri seçtiyseniz, Türkiye’de (New York’tan Lyubetsi’ye kadar her yerde olduğu gibi) zor luk çekerek ve ancak eşinizin sessiz, sakin, sabırlı ve tercihen öksüz olması durumunda yaşabilirsiniz.
Eğer ikinci cevaplar size daha yakınsa, büyük bir şehirde, çağdaş ve eğitimli insanların arasında rahat bir şekilde yaşarsınız. Eğer üçüncu şıkları tercih ettiyseniz, yalnızca büyük şehirlerde değil, aynı zamanda Türkiye’nin orta ve kuzey bölgelerinde de yaşabilirsiniz. Eğer dördüncülerse... O zaman vallahi sizden türban ve peçe takmanız bile beklenir! Gerçekten de siz bir Külkedisi misiniz yoksa numara mı yapıyorsunuz? Sizin için üzülüyorum... Ama belki de Türkiye tam size göre, mutluluk dolu bir yaşam sürebileceğiniz bir yerdir? Aslında ilk soru şu (aynı zamanda mersin balığı gibi son ve Hamlet gibi tek!): Olmak ya da olmamak? Eğer ilk cevapları seçtiyseniz, düğün yerine, zamanına ve gelinliğin modeline karar verin. Eğer ikinciyse, kim bilir, belki de bir sonraki tatilde Antalya’da şansınız yaver gider! 26/2/2008 |