spacer
05/07/2008 01:20
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::
HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL SIK KULLANILANLARA EKLE ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
PAZAR YAZISI/ "İçeride bir şey unuttunuz!"

Image Suat Taşpınar, Radikal'deki "Gece Gündüz Moskova" köşesinde yazdı: Pazartesi trafiği olduğunu unutmuş, gecikmeyeyim derken randevu mekanına hayli erken gelmiştim. Normalda cehennem azabı yaşatan Moskova trafiği, pazartesileri garip şekilde sakin oluyordu. İşi bilenler, “Hali vakti yerinde Moskovalılar haftada üç gün tatil yapar, salı günü işe çıkar; ondan” diyordu, haklıydılar. Işıltılı alışveriş merkezinde volta atmaya başladım. Çizgisini pek sevdiğim, ama ancak indirim zamanlarında ne var ne yok diye kafayı uzatıp bakabildiğim bir mağazaya girdim. Başıma gelecekleri bilmeden...

Tezgahtar kızlar ve güvenlik görevlisi adam, önce birkaç saniyede beni tepeden tırnağa, soğuk bakışlarla süzdüler. Kendimi ‘Pretty Women’daki Julia Roberts gibi hissettim. ‘Alıcı’ profiline uyduramadılar, sadece ‘bakıcı’ olduğuma hükmedip kendi muhabbetlerine döndüler. “Düğünü Tayland’da yapmışlar” dedi birisi. “Ne diyorsun?” diye kıskanç bir nida geldi öbür kızdan. Yılan tıslaması gibi bir gülüşün güvenlikçiye ait olduğunu anladım.

Hiç aldırmadan ortalığı karıştırmaya başladım. “Tüm ürünlerde etiket fiyatından yüzde 50 indirim” yazıyordu. Ama ‘orta karar’ bir marka olmasına rağmen fiyatlar öylesine akla ziyandı ki, ilk etiketlerde 300 dolara gömlek, 400 dolara kazak, 1500 dolara palto vardı. Arada tesadüfen 100 doların altına inmiş pek güzel bir gömleğe takıldım. Kızlara ilişmeden kendim halledeyim istedim ama benim kudretli göbeğimi alacak bedendeki gömlek rafta yoktu. Mecburen hanım kızların muhabbetine limon sıktım. “Pardon, bunun large’ı var mı?” dedim.

Bu durumda kestirmeden “Yok, kalmadı” denip baştan savılmaya hazırdım. Ama kız kendisinden beklemediğim bir şey yaptı, Tayland düğününü anlattığı arkadaşına “Bir dakka” dedi, arkadaki depoya gitti, tek laf etmeden getirip gömleği verdi. Minnet dolu bakışlarım gözlerini bulamadı, sırtına ve biçimli kalçasına takıldı.

Gömleği giyinmek için kabine girdim. Perdeyi çektim. İçerideki taburede, bir önceki müşterinin deneyip bıraktığı kazaklar yığılmıştı. Soyundum, giyindim, çıkıp dışarıdaki aynada güzelliğimi seyre dalayım derken ayağım tabureye takıldı ve birden küt diye bir ses geldi. Yere baktım ve irkildim. Tabureden bir tabanca düşmüştü. Birkaç saniye öylece kala kaldım. Onları haberdar etsem, polise kadar uzanacak tatsız işlerin tam göbeğine düşebilirdim.  Aniden karar verdim. Ayağımın ucuyla tabancayı uzak köşeye ittim. Gömleği çıkarıp hemen elbiselerimi giydim ve dışarı çıktım ki... Tezgahtar kızla burun buruna geldim. “Olmadı mı?” dedi. “Olmadı” dedim ve çıkışa doğru yürüdüm. Kız benim arkamdan, ortalığı toparlamak için kabine girmişti. Çıkış kapısı üç-beş adım ötemdeydi. Birkaç saniye sonra çıkmış, beladan ebediyyen uzaklaşmış olacaktım ki... “Durun bir dakika!” diye sırtımdan kovalayan, umduğum ama duymak istemediğim ses geldi. Kızın bağırmasına güvenlikçi dönüp baktı. Kız koşarak, şaşkın bir halde  geldi: “İçeri bir tabanca var. Düşürdünüz galiba”.

Ben o an terlemeye başladım. Saçma sapan bir durumda, ne yapacağımı bilemedim. “Benim değil. Bilmiyorum” diyebildim. O sırada güvenlikçi koşarak olay mahalline gitmiş, tabancayı görmüş, sonra aynı hızla yanımızda bitmişti. Bana dövecek gibi bakıyordu. Her saniye, saat gibi beynimde zonkluyordu. Ben papağan gibi aynı sözleri tekrarlarken güvenlikçi, cep telefonundan bir numara çevirdi ve “Hemen şimdi silahınızı alın, olay çıkarmadan gidin buradan. Yoksa...” deyip sustu. Belanın bir parmak ötesinde ne yapacağımı bilmez haldeydim.

İşte tam o sırada içeri bir adam girdi. İri yarı, sarışın, iyi giyimli, kalın enseli, orta yaşlı biri. Bize hiç takılmadan dosdoğru arkaya doğru yürüdü. Tabancanın olduğu kabine girdi. Birkaç saniye sonra çıktı. Hiçbir şey olmamış gibi, hiçbirimizin gözüne bakmadan, “Bir şey unutmuşum...” dedi ve gitti. Güvenlikçi bana “Bekleyin bir saniye” deyip kabine doğru yürüdü, içeriyi kolaçan etti. “Tamam” dedi buz gibi bir sesle, “Gidebilirsiniz!..”

Moskova’da alışverişin pahalı olduğunu iyi biliyordum ama, az daha ummadığım kadar pahalıya patlayacaktı. Koşar adım çıktım mağazadan. Arkama bakmadım. Randevuma hala 15 dakika vardı. Hiçbir mağazaya girmedim. Gittim, buluşacağımız kafeye oturdum. Önce soğuk bir su söyledim. Bir dikişte bitirdim.

10/2/2008

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
Türkiye ile Rusya, "çok boyutlu ortaklık" hedefinin neresinde?
 
Kompas-Pusula

spacer

(C) 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.