spacer
08/08/2008 05:27
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::
HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL SIK KULLANILANLARA EKLE ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
BLOG'LARDAN/ Bir Türk bayanın gözüyle Rus kadınları ve ilişkiler

ImageMilliyet gazetesinin "blog"ları arasında yazılarına rastladığımız "Madamex"in Fatih Tekke ile St. Petersburg havaalanında tesadüfen  tanışma öyküsünü daha önce sütunlarımıza taşımıştık. "Kuzeyin başkenti"nden izlenimler aktaran yazar, bu kez "Türk ve Rus kadınları kıyaslama" tartışmalarına, gözlemlerini katarak katkıda bulunuyor: "Bir erkek için Rus kadını ne ifade ediyorsa, bir kadın için de İtalyan erkeği o kadar şey ifade  ediyordur." İşte "gölgedeki yazar"ın notları:


Ben Bildiriyorum 

Şimdiii... İki şeyi mukayese etmek için ne gerekir? İkisini de her yönü ile bilmek ve tanımak ve 
karşılaştırmayı "eşit şartlarda" yapmak.

"Türk kadınları tu kaka... Rus kadınları harika" diye ahkâm kesenlere sormak isterim: Ömürlerinde 
kaç Türk kadını ile birlikte oldular, hepsini tanımalarına imkân var mı? Yanlış seçimlerinin bileti 
"tüm Türk kadınlarına mı kesilmeli"? İki, haydi bilemediniz üç Rus kadını tanımakla, tüm Rus 
kadınlarının "Türk kadınlarından üstün olduğuna" nasıl karar verebiliyorlar?

Fiziksel karşılaştırma için söyleyebileceğim; Ne Türk kadınlarının hepsi çirkin, ne de Rus 
kadınlarının hepsi güzeldir. Fiziksel karşılaştırma yapanlara sormak isterim "Hiç aynaya baktılar ve 
aynı karşılaştırmayı kendileri ile diğer ülke insanları arasında da yaptılar mı?"

Rus kadınları eğitimli deniyor. Evet eğitimliler. Ama erkekleri de eğitimli, bu hiç dile getirilmiyor 
nedense. Çünkü, devlet el atmıştı eski rejimde eğitim işine. Bundan sonra ne olacak, hep beraber 
göreceğiz. Ama bu eğitimin diploması "nedense" pek çok ülkede (bizimki de dahil) geçersiz. Bu 
nedenledir ki pek çoğu ülkemizde (maalesef) ya revülerde, ya da "o, tarihin en eski mesleğinde" 
boy göstermekteler. Bu nedenledir ki bazı erkeklerimiz, yine genelleyerek... Hepsini aynı kefeye 
koymaktadırlar. Genel adı "Nataşa"dır onların. Bunu da birey olarak "yanlış bulduğumu" ifade 
etmek isterim.

Ülkemizde ise eğitim düzeyi son derece düşük. Kız çocuklarının okutulması "özellikle kırsalda" 
gereksiz görülüyor. Zaten verilen eğitim de ortada. Toplum olarak "okuma alışkanlığımız" yok. 
Benim, sizin çok okuyor olmamız önemli değil. Önemli olan çoğunluğun okuması ve kendini 
geliştirmesi. Kaç kişinin evine ciddi bir günlük gazete giriyor sorarım size? En basitinden 
teknoloji, mesela bilgisayar, "en çok hangi amaçla kullanılıyor"? Ben burada internet ile ilgili 
hiçbir abuk soru ile karşılaşmazken, Türkiye'de internet ve bilgisayar sözcüğünü duyan... O 
yüzlerinde çokbil(me)miş ifade ile "chatleşip chatleşmediğinizi" sorar veya ima ederler. 
Teknolojiden çok, onun "eğlencelerinden yararlanma" eğiliminde değil mi çoğu insanımız? Eğitim 
konusunda o kadar çok şey var ki aslında yazılacak. Eğitimin sadece okullarla sınırlı olmadığının, 
yaşam boyu kendini geliştirerek "medeni birey olabilmenin başlangıcı" olduğunun kaç kişi 
farkında acaba? Sanatın ne olduğunun, kime sanatçı dendiğinin bile ayrımında olmayan bir 
toplumda, sanatsal etkinliklerle "kaç kişi gerçekten iç içe"? Bu karşılaştırmada kadın/erkek 
ayırmadan, toplum olarak "eksik olduğumuz" ortada.

Kadın veya erkek diye ayırmadan... İnsan olarak ele alırsak eğer, -ki bizim ülkemizde nedense bu 
ayırımcılık inanılmaz boyutlardadır- toplumsal baskılar hayatımızı yönlendirmez mi hep. 
Yasak-günah-ayıptır her şey nedense. Hele de kadınlara. Erkeğin "elinin kiri"dir de ihanet, kadının 
ölüm fermanıdır nedense. Yapış-yapıştır pek çok ilişki. Erkek gitmek isterse gidebilir de çoğu kez... 
Kadın boşansa da, çevrenin, ailesinin ve eski kocasının baskı ve gözetimi altında değil midir 
genellikle. Azınlıklardan değil, genel toplum yapımızdan bahsediyorum. "Ben aslaaaa" veya "Ben 
hiiççç" demeden önce "Türkiye genelini-gerçeğini" bir düşünün derim.

Kadın biraz gönlünce giyinse... Hele bir de doğal davransa, hemen "hafif kadın" damgasını yer 
ülkemizde. Saçma -sapan ayrıştırma vardır bir de; Eğlenilecek kadın, evlenilecek kadın diye. İyi de 
o "eğlenilecek kadınlar" kiminle eğlenmişlerdir. Eğlenilecek erkekler, evlenilecek erkekler diye 
ayıracak olsa Türk kadını -erkeklerin, evlenilecek kadınlarda aradıkları özellikleri baz alırsak- kaç 
erkek vardır ki bu kriterlere uyan ülkemizde? İğneyi kendimize, çuvaldızı karşımızdakine 
batırmalıyız. Sadece karşı taraftan "mükemmel olmasını beklemek" ne denli adildir acaba?

"Ülkemde kadınların içine düşürüldüğü ikilem, düşündürücüdür aslında. Hem "eline erkek eli 
değmeyecek, hem de çok tecrübeli olacak". Nasıl olacak bu, sorarım size?" diye bitirmişim bu 
konudaki yazımı daha önce... Bu sorunun cevabı verilemeden, iki ülke kadınını kıyaslamanın son 
derece yanlış olduğu da muhakkak. İki ülke kadınını kıyaslayan bazı erkeklerimize "önce -özellikle 
ülkelerindeki- kadına, bakış açılarını, beklentilerini sorgulamalarını" öneririm.

Evlenirken eli erkek eline değmemiş eş isteyen ve her şeyi kendileri öğreten (!) erkeklerimizin... 
Kadının öğrendiklerinin eksikliğindeki rolü hiç düşünülür mü acaba? Örneğin; Kadın, bir şeyler 
daha katabildi ise kendine bu yönden -mesela film seyretti diyelim- uygulayabilir mi bunu. Bir 
teklif etsin bakalım... "Nereden öğrendin bunları ... (burada küfür var)" sorusu ve belki de 
ardından dayak gelmez mi? Gelmez derseniz bu "koskoca bir yalan olur". Sizin evinizde aksi 
olabilir belki ama, Türkiye "sizin eviniz kadarı" ile sınırlı değil. Hele ki "erkekliğine ve cinselliğine" 
söz etmenin nerede ise "cinayet nedeni" olduğu, erkekliğine laf söyletmeyen, bu konuda değil 
konuş(tur)mak, her sözü "alınmaya hazır apartta bekleyen" bazı erkeklerimiz söz konusu ise.

Kadın, bizde nedense "koca evinde ve kocasından öğrenmelidir" sevgiyi, sevişmeyi... Bu 
nedenledir ki, bilgisi(zliği) "kocasınınki kadardır". Yine burada yurdum kadını / erkeğinin azınlık 
değil, çoğunluğu ele alınmıştır. Lütfen gazetelerin "üçüncü sayfa haberlerine" ara sıra da olsa bir 
göz atın, namus-töre cinayetleri ne ifade ediyor sizlere bilmek isterim. Tecavüze uğrayan kadın 
öldürülür de, erkek elini-kolunu sallayarak gider evlenir gönlünce. Sanki kadın, o olayı tek başına 
yaşamıştır. Öldürülmese bile, yaşadığı travma yetmezmiş gibi, bir de suçlama cümlesi vardır 
toplumumuzun "Dişi köpek kuyruğunu sallamasa..." diye. Bu bile "öldürmeye yeter" kadını... 
Ölüm sadece "hayati fonksiyonların sona ermesi değildir". Yaşarken de ölebilir insan. İçi ölür, 
duyguları ölür. Hele bir de tecavüz edenle evlendirilir ki kızlarımız... Gel de bu evlilikten hayır 
bekle.

İçinde yaşayamadığı, yaşatmadıkları duygular... Yapabilecekleri diğer kadınlardan daha eksik 
olmayan kadınılarımız "olması öngörüldüğü şekilde olmak zorunda bırakıldığı için" 
beğenilmemekte ise eğer... Bunun suçu yine "o, yaşamaları gereken insana ait yaşanasıları, 
yaşatmayanlarda" değil midir?

Rus kadınlarını göklere çıkarıp, Türk kadınlarını aşağılayan bir yazıya yapılan... Ve çok 
beğendiğim bir yorum cümlesi, özetle ifade ediyor aslında söylemek istediklerimi; "Dans iki kişi ile 
yapılır".

Bu arada üzgünüm bazı erkeklerimiz adına... Çünkü, çok beğendiği tarafından "tercih edilmediğini 
bilmek" pek hoş bir duygu olmasa gerek. Rus kadınları, özellikle İtalyan erkeklerini tercih 
ediyorlar... Hani şu hem tensel, hem de duygusal yönden onlara ve dünyadaki pek çok kadına 
hitap eden, bakımlı, yakışıklı, eğlenceli ve bir o kadar da centilmen -yapmacık olmayanından- 
İtalyan erkeklerini. Rusya'dayım, sorguluyorum... Ve aldığım cevap "hep bu".

İtalyan erkekleri için iki sıradan cümle buldum internetten... Pek çok sitede aynı cümleler 
dolaştığından, kaynak belirtme gereği duymuyorum...

1- "Bir erkek için Rus kadını ne ifade ediyorsa, bir kadın için de İtalyan erkeği o kadar şey ifade 
ediyordur."

2- Aslında tehlikeli olan, Türk erkeklerinin Rus kadın fantazileri ya da geyikleri değil... Asıl 
tehlikeli olan Türk kadınlarının İtalyan erkek hayranlığıdır. Hem de İtalyan erkekleri (bazı fiziksel 
özellikleri ile) Türk erkeklerine benzediği halde... ıÜü İtalyan erkekleri, Türk erkeklerinin daha 
seksi, medeni, yakışıklı ve centilmen versiyonlarıdır." Burada bazı erkeklerimiz için acı olan şudur 
ki, fiziksel özellikleri aynı ama diğer açılardan çok farklı iki erkek modeli söz konusu... Yani son 
derece adil bir karşılaştırma yapılmıştır. Bu kıyaslamada, pek çok Türk erkeğinin kısa boyları ve 
bacakları, göbekleri ve göbeklerinin altından taktıkları kemerlerle daha da feci bir görünüm 
kazanmaları ise hiç dile getirilmemiştir.

Bunlar benim cümlelerim değil. Bilmem, tanımam İtalyan erkeğini. Neva'da bot gezisinde ve St. 
Petersburg sokaklarında gördüklerimse... Dış görünüşleri hakkında bilgi verebilir ancak ve -benim 
açımdan- o da genellemeye yetmez.

Bu yazıda amacım; "Farklı kültürlerdeki insanların kıyaslanmalarına... Ve bir tarafın yüceltilirken, 
diğer tarafın aşağılanmasına karşı olduğumu" anlatmaktı.

Acaba "bu karşılaştırmayı yapan" bazı Türk erkekleri de, Türk kadını tarafından İtalyan veya bir 
başka ülkenin erkeği ile kıyaslanmak ister miydi? Hani yani... Öylesine bir sorayım dedim:))

Not: "Bazı Türk erkekleri" yazdım özellikle... Çünkü hepsini aynı kefeye koymanın... Genellemenin 
yanlış olduğunu düşünüyorum.

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
ABD'deki ekonomik sıkıntılar Rusya'yı da etkileyecek bir küresel krize dönüşebilir mi?
 
Kompas-Pusula

spacer

(C) 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.