|
Doğalgaz pastasından ama satıcı, ama transit ülkesi, ama alıcı olarak kendi hesabınca pay kapmak isteyen tüm ülkelerin mücadelesi hızlanıyor. Olay şu aşamada “psikolojik boyut” da taşıyor. Atılan her imza, açıklanan her ‘anlaşma’ ile karşılıklı mesajlar verilmiş oluyor. Rusya, 2. Mavi Akım’dan vazgeçip Karadeniz’in altından Bulgaristan’a, oradan da Avrupa’ya boru hattı döşeyeceğini ilan ederek ses getirdi. Hemen ardından Nabucco’yu canlandırmak için Türkiye, tam da genel seçimler arifesinde İran ile doğalgaz ‘mutabakat zaptı’ imzalandığını, İran gazının Avrupa’ya taşınacağını ilan etti. Şimdi de tamamlanmak üzere olan Türkiye-Yunanistan hattını deniz altından İtalya’ya kadar uzatacak bir hat için anlaşma imzalandı. Bunlar ne anlama geliyor?
İmzalanan her mutabakat, o projenin gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Maliyet en önemli unsur. Ama bunun yanında siyasi şartlar daha da önemli. Nitekim 1990’ların başından beri, en az 15 yıldır Türkmen gazı İran üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya gidemediyse en büyük suçlu İran’a kesin tavır koyan ABD oldu. ABD 15 yıldır "İran terörist rejim, boru hattına izin vermeyiz" sakızını çiğneyip durdu, Rusya bu arada Mavi Akım'ı yaptı ve yol aldı. Boru hatları çoğalmalı, rekabet artmalı ama asıl soru, o boru hatlarının içini dolduracak gaz meselesi. Avrupa ve ABD bir yandan Rusya’ya bağımlılığı azaltmak için yeni, alternatif hatlar istiyor. Ama alternatif kaynak belli: Büyük ölçüde Türkmen, Azeri ve İran gazı. Türkmen gazını getirmek için iki alternatif var: Ya Hazar’ın altından boru hattı, ya İran üzerinden geçiş. İlkine Rusya (Hazar’ın statü sorununu mazeret yapıp), ikincisine ABD (İran’ı izole etme politikasını mazeret yapıp) izin vermiyor. İran gazı da iflah olmaz ABD muhalefeti yüzünden zor gelir gibi. Kalıyor geriye çok konuşulan Azeri ve “Ortdaoğu” gazı. Umarız onlarla Nabucco hayali gerçek olur. Sonuç itibarıyle, herkes kendi projeleri için uğraşmaya, bastırmaya devam edecek. Bu mücadele, işbirliği imkanlarını da öldürmeyecek, ödürmemeli. Herkesin her zaman kazandığı bir ticaret şekli yok. Türkiye, kendisi için iyi olanı arayıp bulmak zorunda. Sadece gaz sevkiyatçısı değil, “daha ucuza gaz tüketicisi” olmak için alternatifleri kovalamak zorunda. (Ve hepsinden önemlisi, Türkiye nükleer enerjiyi UNUTMAMALI!) Türkiye’nin asıl sorunu Rusya ile değil; bu amaca ulaşmasını sağlayacak projelere yıllardır takoz koyan ABD ile. ABD'nin yıllardır cezalandırdığı aslında İran değil, önce Türkmenistan, sonra Türkiye ve en son da Avrupa Birliği. Türkmenistan bugün Rusya'dan başka çıkış yolu bulamıyorsa bundan sorumlu Rusya değil, aslında ABD'nin ta kendisi.
|