spacer
08/09/2008 11:53
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::
HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL SIK KULLANILANLARA EKLE ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler

spacer
Sovyet devrinden bir anı: Azeri kardeşlerimizin Türk sevdası!

ImageTürkRus.Com yazarı İsmail Boy, bizi Sovyetler Birliği yıllarına götürmeye, o günlerin anılarını tozlu raflardan inidirip “Ne günlerdi o günler” nostaljisi yapmaya devam ediyor. İşte orak çekiçli kızıl bayrağın hala dalgalandığı yıllarda, bu kez çalıştığı Fransız şirketinin temsilcileri ile yolu Bakü’ye düşen, “Türkiye’den gelen konak” diye el üstünde taşınan, ama gece yarısından sonra uykusu her birkaç dakikada bir “kimliği meçhul” telefonlarla bölünen İsmail Boy’dan bir anı daha:

Azerbaycanlı kardeşlerimizin Türk sevdası

Aslında Azerbaycanı SSCB zamanında görmeliydiniz ki… O dönemler Türklere inanılmaz bir ilgi ve itibar vardı. Bendeniz işte o Sovyet döneminde Azerbaycan’da bulunmuş şanslı Türklerden biriydim. Çalıştığım Fransız şirketi petrol alım görüşmelerinde bulunmak üzere Bakü’ye gidince beni de davet etmişlerdi.

Moskova’da iki Fransız yönetici, bir Rus  tercümanımız Olga hanım ve bendeniz olmak üzere dört kişilik bir heyet ile Bakü’ye uçtuk. Olga genç, güzel ve alımlı bir kadındı, hafif çıkık elmacık kemikleri ile her ne kadar Tatar güzellerine benzese de, o safkan  kumral bir Rus kadınıydı. Büyük bir ihtimal ile KGB görevlisiydi (o dönemler SSCB içinde yabancılara tercümanlık yapacak insanlar genellikle KGB’den  görevlendiriliyordu). Olga’ya hiç sormadık ama kendine olan güveni ve  girdiği her ortamda kafaların ona dönmesine neden olacak kadar güzel bir kadın oluşu aklımızda onun hep James Bond filmlerindeki Rus ajanlarından biri olduğu izlenimini taşıyordu…

Yabancı bir memleketin havaalanına inmiştik ama ben etrafımdaki o ülke insanlarının konuşmalarının hepsini anlayabiliyordum. Açıklaması tuhaf bir duyguydu…

“Köhne İnturist” oteline yerleştiğimizde saat 19.30 sularıydı. Oteldeki resepsiyon görevlisi de Türk olduğumu öğrenince otelin en lüks odası sayılan suit daireyi bana verdi.
Suit daire dediğin salon, salomanje iki kocaman oda idi; bir tanesinde sadece kocaman bir yatak vardı, diğerinde ise SSCB yapımı  iri koltuk takımları,  büyük boy, beyaz  ama içi boş bir buzdolabı ve  çalıştığında siyah beyaz mı yoksa renkli mi olduğuna bir türlü karar veremediğim 85 ekran bir televizyon vardı. Telefon ise yattığım odanın dışında  ve yataktan en az 15 adım uzaktaki  bir masanın üzerine konulmuştu..

Yol yorgunluğunu atmak için otelin saunasına indim, görevli ortalığı topluyordu, beni görünce saunanın kapandığını söyledi, ben de kendisine teşekkür edip geri dönmek üzereyken, “Türkiyelisen?” diye sordu. Türk olduğumu öğrenince sevinerek beni geri çağırdı,  biraz sohbet ettik sonra saunayı tekrar açtı ve bana da yeni havlular getirdi.
Saunada yaklaşık yarım saat kadar oyalandıktan sonra giyinmek üzere avluya çıktığımda ortada mükellef donatılmış bir masa,  etrafında da 3-4 kişi beni bekliyorlardı. Sauna görevlisi beni arkadaşlarına “Türkiye’den gelen konağımız” diye tanıştırıp sofraya davet etti. Hatırlarını kıramadım oturup onlarla birkaç kadeh içip sohbet ettikten sonra odama çıktım.
Ertesi gün Bakuneft ile görüşmelerimizde de Türk olduğumu öğrenen herkesin ayrı bir ilgisi ile karşılaştım.

Israrla akşam bizi otelden alıp yemeğe götüreceklerini ifade ettiklerinde Fransızlar benim bu itibarım karşısında şaşkına dönmüşlerdi. Gece gittiğimiz restoranda Bakuneft üst düzey yöneticileri ve bizim heyetin dışında masada şehrin ileri gelenleri de bulunuyordu. Emniyetten, Vilayetten ve Belediyeden büyük adamlar restoranda bir Türk misafir var diye bizim masamıza gelmeye başladılar. Benim havamdan geçilmiyordu artık.  Oturduğum iskemleye sığmaz olmuştum neredeyse, ama işin aslı hiç de öyle değilmiş meğer…

Bizim heyetteki Fransızlar kendi aralarında konuşuyor, zaman zaman da  ayıp olmasın diye Olga aracılığı ile Azerilere bir şeyler soruyorlardı. Olga da tercümeleriyle bu sohbete eşlik ediyordu.
O zamanlar tek kelime Rusça bilmediğim için işin farkında değilim. Olga ha bire masaya sonradan katılan şehrin ileri gelenleri ile Rusça bir şeyler konuşuyor ama bize tercüme etme gereği duymuyordu.

Bizimle ilgili bir şey ise nasılsa bana Türkçe sorabilirler diye meselenin üzerinde durmuyordum. Gece geç saatlere kadar sohbet ve içki ile sürdü ve biz gece yarısına doğru kalkıp otelimize döndük. Yatağa henüz girmiştim ki telefonum çaldı, yukarıda bahsettiğim gibi yatak ile telefon arasında 15 adım mesafe vardı, üşenmedim kalkıp telefonu açtım “Alo” fakat ses yok, yatağa döndüm, birkaç dakika sonra tekrar telefon çaldı, ben yine üşenmedim kalkıp açtım, yine ses yok, yine yatağa döndüm.

Bu durum bütün gece en az 5-6 defa devam etti, telefonun öteki ucundaki kimse benim sesimi beğenmeyip kapatıyordu. Telefonlar o zamanlar otel santralı aracılığı ile değil de dışarısı ile direkt bağlandığı için otel santralına da “ Beni bu saatte kim arayıp, rahatsız ediyor?” diye soramıyorum.

Neyse, gece uykumuzu bölük pörçük alıp sabah kahvaltıya indiğimde yüzümdeki  uyku sersemliği nedeniyle Olga “Gece nasıl uyuduğumu?”  sorduğunda “Bütün  gece sersemin birinin  beni nasıl telefon ile rahatsız ettiğini” anlatınca Olga kahkahayı basıverdi, sebebini biliyormuş.

Ben garip kulunuz o gece de restoranda bizim masadaki yoğun ilginin Türk olduğum için bana gösterildiğini  sanıyordum ama  meğerse işin aslı öyle değilmiş ve  şehrin ileri gelenlerinin bizim masamıza akın etmelerinin temelinde Olga’nın güzelliği yatıyormuş.
Doğal olarak da  masamızdaki hararetli Rusça konuşmaların nedeni Olga’nın oteldeki oda numarasını öğrenebilmek imiş.

Bizim KGB Olga da uyanıklık yapıp herkese kendi oda numarası diye benim oda numaramı veriyor, tabii gece yarısı arayanlar telefonda erkek sesi ile karşılaşınca hiç konuşmadan telefonu kapıyorlar…

İşte sevgili Azeri dostlarımızın Türkiye’den gelen kardeşlerine olan yakın ilgisinin sebebi…
Lakin onlara da haksızlık etmeyelim, Bakü’de elde ettiğim boş zamanımda şehri dolaşmak için bindiğim taksi şoförü Türk olduğumu öğrenince benden para almadığı gibi ısrarla evine yemeğe de davet etti..

Bu kadar da misafirperver ve gönlü zengin insanlardır.

Daha sonra orada tanışıp dost olduğumuz ve  nezaketen yarım ağız ile davet ettiğimde hiç tereddütsüz Türkiye’ye gelen sevgili Azeri dostlarımız bazı maceralarını da ileride sizlerle paylaşacağım…

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
Rusya'da Türk TIR'larının neden sorun yaşadığını anladınız mı?
 
Kompas-Pusula

spacer

(C) 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.