|
Türk-Rus evliliklerinin "haber konusu" olduğu günler artık geride kaldı, binlerce Rus gelinimiz bize, biz onlara alışmaya başladık. Ancak bu kez bir Türk kızı ile bir Rus gencinin aşkından evlilik ve "haber konusu" doğdu. Putin'in Ankara gezisinde "Türk kızları da güzelmiş" sözlerini Mihail duydu ve kalbinin sultanını buldu. Seral ile Mihail'in, damadın eline kına yakılacak kadar Türk geleneklerine uygun bir düğünle gerçekleşen evliliklerini, gelinin Rusya'ya, Rus kadınlarına ve evliliğe bakışını, Kompas-Pusula'nın son sayısında Neslihan Aktay kaleme aldı:
"Yıllar önceydi. Bir açılış sırasında Türk işadamlarının ‘Bizim Türk erkekleri hep Rus kızlarla evleniyor’ yönündeki sözleri üzerine, Başkan Putin, iki ülke arasındaki ticari dengesizliğin düzelmesi halinde Türkiye’ye iş yapmaya gelen Rus işadamlarının da Türk kızlarıyla evleneceğini, bu konudaki dengesizliğin ortadan kalkacağını söylemişti. Başkan’ın sözleri üzerinden çok zaman geçmedi ve bizler Rus damatların geldiği haberlerini duymaya başladık. İlk Rus damatlarımızdan olan Mihail Fedotov’un eşi Can Serap Çeçen ile sohbet ettik ve tüm merak ettiklerimizi sorduk. Serap ile Mişa tahminlerin aksine ne Türkiye ne de Rusya’da tanışmış. Mısır – Antalya- Moskova hattında 2 yıl süren ve Moskova’da mutlu sona eren bir aşk onlarınki. Serap aslen İzmirli ama o dönemde ailesi ile Antalya’da yaşıyormuş. “8 yıldır Antalya’da farklı otellerin animasyon ekibinde görev aldım. 2004 yılında Mısır Şarm-el Şeyh'te bir otelden animasyon şefi olarak teklif gelince kabul ettim ve hayatım değişti” diyor.
“2004 yılı Ekim ayında Mişa oldukça kalabalık bir arkadaş grubu ile tatile gelmişti. İşim gereği birlikte vakit geçirirken bana olan ilgisini belli etmeye başladı. Tatil süresince arkadaşlığımız sürdü. Dönüş günü aramızdaki bağın kopmasını istemediğini ve görüşmek istediğini söyleyerek beni ailesi ile tanıştırmak için Moskova’ya davet etti. O güne kadar kız arkadaşlarımla yaptığım sohbetlerde asla bir Rus erkeği ile evlenmem diyen ben, Mişa döndükten bir ay sonra Moskova’ya gelmiştim” Serap ilk gelişinde Moskova’dan hiç hoşlanmamış. O güne kadar olan yaşam tarzının tamamıyla zıttı bir yaşam bulmuş. “İnsanlar mesafeli, iklim çok soğuk ve müşteri memnuniyetinin zayıf olması beni çok rahatsız etmişti. Hayatımda ilk defa bu kadar kar görmüştüm. Üstelik mesleğimin, yaşam tarzımın zıttı bir hayat burada vardı. İnsanlarla sıcak sohbetler, sıcak iklim, gelişmiş hizmet sektörü yani alıştığım yaşam burada yoktu.” Ancak dışarıda uğradığı hayal kırıklığını aileye girince çabuk atlatmış; “Mişa’nın ailesine tanıştırdığı ilk kız arkadaşı ben olmuşum. Ailesinin beni ne kadar iyi karşıladıklarını anlatamam. Aynı bizim annelerimiz gibi annesi yemekler yapıyor, yemem için ısrar ediyor. Türk ailesinden farklı hiçbir şey yoktu. Hatta daha iyi bir yönü vardı; bizde gelinlerden hizmet beklerler, burada o da yok. Kimse ev işi yapmanızı beklemiyor. Büyük rahatlık!”diyor gülerek. İlk seferinde iki hafta için geldiği Moskova’dan 3 ay sonra ayrılır. Moskova -Antalya arası telefon trafiği özlem gidermeye yetmeyince ikinci kez Moskova’ya gelir Serap. “İkinci gelişimde evlenmeye karar verdik. Annesi de sürekli ne zaman evleneceksiniz diyordu. Kararı önce Antalya’daki anneme telefonda açıkladım. Bana hayır yanıtını verirken telefonu kulağımdan en az yarım metre uzakta tutmam gerekti.” Evlilik izninin kolay çıkmayacağını anlayan Serap annesini ikna etmek için Antalya’ya döner ve kısa bir süre sonra da Mişa gelir ardından. “Başlarda karşı çıkan annem Mişa’yı tanıdıktan sonra ikna oldu. Hatta öyle ki şimdi telefonda oğluma iyi bak diye tembihliyor. Ancak bu kez de evliliğin tahmin ettiği kadar kolay gerçekleşmeyeceğini Mişa’ya anlatmam gerekiyordu. Bir Türk kızı olarak beni istemeleri lazımdı. Ailem nişan, kına gecesi, düğün tüm aşamaların eksiksiz uygulanmasını istiyordu.” Ardından Mişa ve ailesi bu kez “Kız istemek” için Antalya’ya gelirler. “Kendi kendimi istedim. Her şey Türk usulüne uygun oldu. Akşam beni istemeye geldiklerinde önce kahve yaptım sonra aralarına oturup tercümanlık yaptım. “Anne, baba biz anlaşmışız, evlenmek istiyormuşuz, beni sizden istiyorlar”. Bizimkilerin “Kısmetse olur” yanıtını da Mişa’nın ailesine çevirdim. Hem çok heyecanlıyım ama gülmemek için de zor tutuyorum kendimi.” Ailesi Moskova’ya döner ama Mişa evlilik işlemleri için Antalya’da kalır. “Yasal işlemlere başladığımızda şaşkınlıkla karşılandık. Antalya’daki Rus konsolosluğu ilk kez Rus erkeği için evlilik evrakı hazırlıyordu. O kadar şaşırdılar ki hiç bekletmeden, memnuniyet içinde anında hazırladılar. Benim evraklarımı hazırlatırken ise tersi durum söz konusu idi. Görevli memur birkaç kere emin misin? Eşin Rus olacak öyle mi? sorusunu sordu. Komşular, çevre çok yadırgadı o dönem” 20 Eylül 2006 Serap ve Mişa’nın düğün tarihi olarak kararlaştırılır.Mişa’nın anne ve babası, ablası, teyze ve eniştesi, kalabalık bir arkadaş grubu bu kez düğün için gelirler Antalya’ya. “Geleneklerimizin uygulanmasını Mişa’nın ailesi de çok istedi. Rusya’da evlilik seremonileri daha az olduğu için kayınvalidem ne gerekiyorsa yapılmasını istedi. Kına gecesinde Mişa’nın ellerine kına yaktık, düğün günü arabalarla konvoy yaptık Antalya’da şehir turu attık. Düğünümüzde halaylar çekildi, herkes çok eğlendi. İki aile de çok mutlu oldu. Düğüne gelemeyen Rus arkadaşlarımız izlettiğimiz görüntülere hayran kalıyor. Hatta çoğu inanamıyor bile tatilde başlayan aşkın evlilikle sonuçlanmasına. Onlar için de, bizler için de çok farklı bir olay Türk kızı ile Rus erkeğin evliliği. Ama aşk. Dediğim gibi, ben o zamanlar asla bir Rus erkeği ile evlenmem diye çok büyük konuştum sanırım.” Evlilikleri mutlu devam etse de Moskova’da kadın olarak yaşamanın rahatsızlıklarını paylaşıyor; “Burada bayan olarak yaşamak açıkçası çok zor. Sürekli bir güzellik yarışı var. Daha güzel olmak, daha şık olmak, daha zayıf olmak için çabalayan çok güzel kızlar arasındasınız.” Rus erkeği ile evli olmak nasıl bir duygu? Türk erkeği ile karşılaştırınca hangi yönleri seni etkiliyor sorumuza: “Diğer Rus erkeklerini bilemiyorum ama ben kendi eşimi anlatacak olursam. Son derece mutluyum ve iyi ki böyle birisi ile evlenmişim diyorum. Tanıştığımız 3 yıl dan beri her zaman nazik, anlayışlı, özel günlerimizi asla unutmaz, kadın ve narin olmanın ayrıcalığını yaşatır. Türkiye’de beyler kozmetik, güzellik salonu harcamaları gereksiz masraf olarak değerlendirirken burada bunlar gerekli ihtiyaç. Asla konu bile edilmez. Kısacası burada kadın kadınlığını yaşayabiliyor ve değeri biliniyor. Türkiye’de ise beyler ancak eşleri yabancı olursa bu kadar nazik ve anlayışlı oluyor. Eşleri Türk olunca işler değişiyor. Keşke Türk kadınlarının da değeri bilinse, kendisine daha çok bakabilse.” Türk kadınlarının geleneksel yönü, Serap’ın bir anne gibi gösterdiği ilgi Mişa’yı çok şaşırtmış. Mişa’nın da eş olarak gösterdiği ilgi, nezaket, saygı Serap’ı çok etkilemiş. Serap’ın iddialı bir tesbiti var; "Aslında Türk erkekleri Rus kadınlarıyla değil, Türk kızları Rus erkekleri ile evlenmeli. Çünkü Türk erkeğinin annesinden alışkın olduğu ve beklediği ilgiyi bir süre sonra Rus bayanlar gösteremeyebiliyor çünkü onların geleneklerinde bu yok. Buna karşı Rus erkekleri kadına davranacağını biliyor.Türk erkeğinin kadına verdiği değerden daha fazlasını gösteriyor. Ne yazık ki Türk erkekleri kadına bu kadar değer vermeyebiliyor.” Belki de bizim mutluluğumuz geleneklerimizden kaynaklanıyor. Benim hareketlerimi yani Türk kadınıeşine karşı olağan davranışlarını Mişa jest olarak algılıyor. Mişa’nın bana gösterdiği Rus toplumundaki kadına saygıyı da ben öyle algılıyorum… Rus damadımız Türk geleneklerinden sonra yemeklerine de alışmış. “Evde Türk yemekleri yapıyorum ve yaptığım her yemeği severek yiyor Mişa. Türkiye’ye gittiğimizde ise çiğ köfte ve beyti kebapa bayılıyor. Mişa’da çok güzel yemek yapar. Ben de onun yaptığı Rus yemeklerini zevkle yiyorum. Birbirimize yemeklerimizi tanıtıyoruz. Mişa’nın restaurant müdürü, Serap’ın ev hanımı olarak Moskova’da devam eden yaşamlarında şu günlerde heyecanlı bir bekleyiş var. Haziran ayında doğacak kızları ile mutluluklarını pekiştirecekler. Düşündüğünüz bir isim olursa öneriye açıklar! |