spacer
14/05/2008 02:19
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::

HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL SIK KULLANILANLARA EKLE ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
Göğsümüzün tunç siperi
MURAT GÜLMEZOĞLU'nun YAZISI: Bir başka renklenir bu mevsimde Moskova sarı, turuncu ve kır­mızının her tonu belirir her yanda. Yeşilde direnen yapraklar, kendin­den emin çamlar ve yaza veda ederken sallanan bir mendil gibi ye­re düşen sarı yapraklar. Bu güzelliği anlatmaya, çizmeye imkan yok. Ağaçlar, ağaçlar her yerde ve hari­ka bir renk cümbüşü içinde sırtında çanta okula yeni başlayan çocuk­lar. Ne güzeldir tabiat neden öldürüyo­ruz bilemiyorum. Doğduğum yer olan Moda'da artık parmakla sayılıyor ağaçlar, yol geçi­yor Moda Plajı'nın önünden, yüzül­meyen denize paralel Kalamış, Fe­nerbahçe hep tütüyor gözümde, sanki bir rüyaydı oralar ve hiç ol­madılar.

 

 

 

 

 

 

 

Son gördüğümde her an daha yor­gunlaşan bir beton yığını idi pis bir denizin kenarında Moda. Ne oldu o güzel bahçelere? Nerede atlı arabalalar, bembeyaz ahşap ev­ler, ağaçlar, masmavi deniz, tekne­ler, sandallar...

 

Tenha bir yolda yürümeye çalışıyo­rum, arabalar arasından kötü bir asfalt kaldırımda. Yollar değil kaldı­rımlar bile araba dolu, ilerleyemiyo­rum.

 

Gökyüzü bir başka mavi olurdu bembeyaz bulutlarla sonbaharda. Deniz morlaşırdı fırtına öncesi. So­yunan ağaçlar rengarenk bir halı dokurlardı Arnavut kaldırımı yollara yapraklarıyla. Koşarak varabiliyorum Moda İlko­kulu'nun yüksek merdivenli giriş kapısına. Önumde korkunç bir tra­fik, karşımda koca apartmanların gölgesinde içinde su olmayan bir havuz (hamburger firmasının hedi­yesi Moda'ya). Bildiğim ne kadar küfür varsa ak­lımdan geçiyor. Sonra sakinleşiyo­rum.

 

Sene 1940 aynı kapı aynı basa­maktayım, adı 8. ilkokul. Okula başladıgımız ilk günün hatıra fo­toğrafı çekiliyor sınıfın. Kocaman ahşap makinayı yola yerleştirmiş babam. Bağırıyor, tramvay geçtikten sonra "sallanmayınız çe­kiyorum."

 

Altı ile onaltı yaş1arı arasında 30-­40 kadar çocuk beyaz yuvarlak ya­kalı siyah uniformaları ile heyecan­1ı. En ön sırada ben (tabii fotoğrafçının oğlu). Yanımda Recep Peker' in yeğeni, diger yanımda, Nezahat Aktar sonra İnci, Ayla, Hayriye... Yaşar Öğretmen.

 

"Türküm, Doğruyum, Çalışkanım, Yasam…"

 

Müzik öğretmenimiz Rasime Ha­nım marşlar öğretiyor piano eş1iğinde. Alfabe ile beraber Atatürk'ü öğrendik ve 29 Ekim'de geçerken Fenerbahçe Stadı'nda büstünün önünden haykırdık bütün gücü­müzle.

 

"Türküz Cumhuriyetin, Göğsümüz Tunç Siperi..."

Atatürk'e söz verdik o yaşta. Yemin ettik kendisine unutmayacağımızı ve Cumhuriyet'i yaşatacağımızı.

 

...Emin ol öğretmenim bunu hiç unutmadım ve asla unutmayacağım.

 

Halkevindeki törenler gece fener alayı ve Moda'daki köşkümüzde davet (Yanlış anlaşılmasın. O za­manlar Moda'da; ekseri evler 4‑5 katlı bahçe içinde ahşap binalardı. Bunlara köşk derlerdi bahçesinde kümes ve çoğunda at hatta bazılarında inekler vardı. Bu evlerde aile­ler kalabalık bir şekilde yaşardı. Biz halamlar ayrı eve taşındıktan sonra bile 9 kişi idik.)

 

Cumhuriyet Bayramı gecesi bizde toplanılırdı gece fener alayından sonra, Teğmen Kemal Bey, Yüzbaşı Mennan merasim kıyafetleriyle ge­lirlerdi sırtlarında uzun pelerin, bel­lerinde kılıç.

 

...Udi Hırantin Udu ile koyulaşan fa­sıl foto Ferit İbrahim'in kemanı ile doruka ererken; ben gizlice gider Kemal Amca'nın boyumdan uzun kılıcını okşar, pelerinini giymeye çalışırdım.

 

"...Bir gün ben de Kemal Amca gibi subay olacağım.

 

...Cumhuriyet'i sadece tunç siperi göğsümle değil, kılıcımla da koru­yacağım."

 

Ferit İbrahim Atatürk'ün fotoğrafçı­sı idi. Ata'nın yakın dostları çoktu aramızda. Moda Deniz Kulubü'nde oturduğu koltuk yepyeni duruyor­du. O hiç ölmemişti her an yanı­mızda idi her sohbette ondan birşeyler vardı.

 

Sonra savaş hızlandı herkes askere gitti. Yoklar çoğaldı. Tek kalan şey moral ve Atatürk'ün silah arkadaşı İsmet İnönü'ye duyulan güven.

 

Gaz maskeleri alındı, bahçelere toprak sığınaklar yapıldı. Gece si­yah perdeler konup pencerelere ka­rartmalar uygulandı. İnönü'nün üstün diplomasisi ile Sa­vaş da atlatıldı.

 

... Halk evlerinde konserler, tiyatro­lar, cimnastik salonları, konferanslar...

1945'de harp bitti. Sonra Missouri Zırhlısı İstanbul'u ziyaret etti. Amerikalılarla tanıştık ilk olarak.

 

Moda çok kozmopolit bir bölgeydi. Fransız, İtalyan, Alman, Rum, Er­meni, Yahudi, İngiliz aileler yaşardı yıllarca. Amerikalı hiç yoktu. 1945'de onları da gördük aramız­da. Hatta kızlarımızın birkaçı evle­nip gitti Amerika'ya.

 

1950'de yeni parti geldi iktidara. Kara yolları yaptırmaya baş1adı, demiryolları yerine. Kültürel işlere fazla vakit ayrılamadı. Maneviyata önem verildi. Türkçe okunan ezan Arapça okunmaya başlandı. Bol miktarda İmam Hatip Okulu açıldı. Her ma­halleye bir milyoner sloganı yaygın­laştı. Sonra milyonerler o kadar ço­ğaldı ki mahalleler küçüldükçe kü­çüldü.

 

"...Türküm, Doğruyum, Çalışkanım..."

 

1954 yılında Paris'te, sonradan ün­lü bir doktor olan arkadaşım Jean­ Luc soruyor; Murat; "Babanın 4 karısı mı var? Sen buraya gelme­den önce fes mi giyiyordun?... An­nen peçeli mi?..."

 

Zavallı Jean senin annen ilk olarak 1944'de rey verdi. Benim Cumhuri­yet'imin kurulduğu yıl olan 1923'de kadın milletvekilleri vardı Meclisimde.

Sonra adet edindim Cumhuriyet ve Atatürk'ü yabancılara anlatmaya.

 

1990 yılında Kazakistan'ın Türkis­tan şehrinde Hoca Yasevi Türbesi'ni tetkik ediyoruz. Cumhuriyet öncesi Türkiye'den göç etmiş Türkler bizi yemeğe davet ettiler. Selamlıkta yer sofrası, yiyip içip sohbet ediyoruz. Kadınlar kapının dışında bizleri izliyorlar. Hatta bir ara benden Türkçe şarkı bile istedi­ler. Becerebildiğim kadar söyledim. Sonra ayrı bir odada olan dedeler bizimle görüşmek istediler. Sohbe­tin sonunda ayrılırken "Padişah'a bizden selam edin." demezler mi, tabii toplantı bitmedi. Anlattık Atatürk'ü, Cumhuriyet'I, bugünün Türkiye'sini.

 

Moskova'daki evde TV seyrediyo­rum. Haberler, dosyalar, yeni dos­yalar, eski dosyalar. Temiz bir sayfa açalım diyor, Başbakanımız. Geçmiş sayfalar oldukça kirli herhalde. Karşımda Atatürk'ün büyük bir fotoğrafı, ona söylüyo­rum kimseye söyleyemediklerimi.

 

"...Türküz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi..."

 

Bu yıl Cumhuriyet'in 70. yılı renga­renk elbiseleri ile çocuklar kutlaya­cak tüm Türkiye'de Cumhuriyet'i.

 

Onlara güveniyorum, temiz bir say­fa açmaya ihtiyaçları yok, onların defterleri tertemiz. Hepsi seviyorlar Atatürk ve Cumhuriyet'i 70.'den 700. yıla götürecekler emaneti.

 

Dışarıda tabiat rengarenk.

 

Vatanımı düşünüyorum, Atatürk'e bakıyorum, TV'yi kapatıyorum.

   

                                                                       Ekim 1993

 

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
Medvedev'in orta veya uzun vadede Putin'den bağımsız bir devlet başkanı olma ihtimali sizce nedir?
 
Kompas-Pusula

spacer

(C) 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.