|
MURAT GÜLMEZOĞLU bizi 1993 sonbaharına götürüyor: "Moskova bembeyaz Ekim ihtilali yıldönümü. Hiçbir kutlama olmadı, hatta tamir bahanesiyle Kızılmeydan bile kapatıldı o günlerde. Bir zamanlar bütün dünyanın dikkatini çeken tribün... Stalin, Krutçev, Brejnev... Askeri birlikler... Silah gösterileri... Muhteşem kalabalık... Rengarenk bayraklar ve binaları kaplayan dev posterlerden eser yoktu. Kaçamak meydana girmiş birkaçyüz halen komünist ellerinde kızıl bayraklar Lenin'nin mozolesi önüne gelip şikayette bulundular diğerlerinin alaycı bakışlan altında. O günlerden tek bir şey kalmıştı. Üç gün tatil. Ben de bir gün tatil yapıp dolandım Moskova sokaklarında. ...Kirov Sokağı'nda geziyorum. Biraz merak çok da hüzün var içimde, "Rus Sanatları Akademisi'nin" önünden geçerken. Yapım ilerliyor yavaşça. Üç yıl kadar önce biz teklif vermiştik."
Bir Rus prensine ait olan bu bina aynı zamanda Masonik bir Loca idi. Kendine has bir üslubu vardı. Dışı pek farklı olmasa da içi çok enterasandı. Ayrıca Sovyet İhtilali'nden sonra Devlet tarafından alınan bu bina bilahare araştırma labaratuvarı olarak kullanılmıştı. Alim Saharov, hidrojen bombası araştırmalarını bu labaratuvarda yapmıştı. Her köşesine kadar, tüm süslemeleriyle etüd ettiğim bu binanın ihalesi, bilinmez bir sebepten bize değil de İtalyanlara verildi. Akademi'nin sahibi İlya Glazunov kendini Sovyetler Birliği'nin yasaklanan bir ressamı olarak tanıtır. Fakat Manej'de açtığı bir sergide gördüğüm resimlerin çoğunda Sovyet ihtilalinin kahramanlarını alkışlar. Çok sevdiğini de hayatının bütün mutluluğunu ona borçlu olduğunu söylediği karısının da bir gün camdan aşağı kendini atarak intihar ettiği gibi. Neyse bu bizi pek ilgilendirmiyor... Tek bildiğim bize verilseydi bu inşaat şimdi talebelerle dolu olacaktı yepyeni bir şekilde. Aynı sokakta sanatkarların koruyucu meleği olan tarih profesöru Pogodin'nin evi var, ev oldukça harap durumda. Bazı kısımları eklenmiş, bazı bölumler yıkılmış. Dalgın bir şekilde kapısına bakıyorum. Kimler girip çıkmamış ki bu kapıdan? Kapı açılıyor yavaşça. Dışarı biraz endişeli biraz da aceleci olarak Çiçikov çıkıyor. Çok şaşkın bakmış olacağım ki yanıma yaklaşıp edebi bir Rusça ile... "1842'de Gogol 1923'de Bulgakov, 1992'de kimse yazmaz mı beni...?" diye soruveriyor gülerek, sonra cevabımı beklemeden "Bu iş ayağa düştü artık kimse okumaz..." deyip uzaklaşıyor. Çiçikov Gogol'un "ölü ruhlar" adlı kitabının en renkli tipi. Bizde yaşamış olan Sülün Osman'ın Rusya'daki benzeri. İyi konuşması, bilgisi ve zekasıyla insanları dolandırıp kaçan bir tip. Gogol kitabında Çiçikov'a akla gelmez sahtekarlıklar yaptırıyor. Devlet mekanizmasını çok iyi bildiğinden üst kademe dostları var. Prensler, kontlar onun yakın dostu. En yakını Sobakeviç sayesinde orduya bile girebiliyor. 1809 doğumlu Gogol Kız Enstitusü'nde Tarih hocalığı yaparken yazdığı kitaplar sayesinde bütun Rusya'da duyulur. Eserleri de çok tutulunca Pogodin tarafından Moskova'ya çağrılır. Kirov Sokağı'ndaki eve yerleşen yazar ölü ruhlar kitabını yazmaya başlar. 1842'de yayınlanan kitabını pek beğenmez ikinci cildini yazmaya başlar fakat bunu da pek beğenmez. Seyahat edip fikirler edinmeyi ister. Almanya ve İtalya'ya gider. Sonra Kudüs'e seyahat eder. 1847'de fanatik bir din adamının tesiri altında kalarak "Rusya'nın kurtuluşu icin tek yolun din olduğu" fikrini tamamen benimser. Yazdığı ölu ruhlar kitabının ikinci cildini yakıp Pogodin ile kavga ederek Kirov Sokağı'ndaki evi bırakır ve şimdi Gogolevsky Bulvarı denen Bulvar'da bir eve yerleşir. (Bu ev şu anda Gogol Müzesi). Artık yazmasına imkan yoktur. Selifan, Petruşka, Manilov, Nozdriov... Beyninde dolaşıp durur fakat yazıya dökülmez. Rus yazarlarına Realizmi öğretmiş bu yazardan bir satırın çıkması imkansız kendisi de bunun farkında garip bir oruca başlar. Bir tatminsizlik içinde maddi ve manevi olarak 1852'de sönüverir. Üniversite binasında yapılan muhteşem bir törenle Danskoya Manastırı'na normal olarak sırt üstü gömülür. 1931 yılında bütün meşhurların bulunduğu (Nazım Hikmet'te burada gömülüdür) Novodeviç Mezarlığı'na nakledilmek için mezarlık açıldığında Gogol'un yüzükoyun yattığı görülür. Rusya doğumlu olan Chagall, Gogol'un tiplerini çok iyi bildiğinden bunları resimlerinde canlandırır. Bulgakof 1923 yılında "ihtilalden sonra Çiçikov" diye bir uzun hikaye yazar. İhtilal sonrası Moskova'ya gelen Çiçikov kendini Gogol'un kahramanı olarak kaydettirir. Bilgisi fazla olmayan kayıt memuru kadın pek ilgilenmez üstelik, evrak gelen dosyasına konacağına giden dosyasına konunca arşive geçer. Çiçikov boş durmaz Kremlin önunde bulunan Manej Binası'nı Koroboçka adlı bir kadına satar. Kadın burayı ekmek fırını yapacaktır. Bir sabah çantası elinde binasına girmek isterken karakolluk olur. Evraklar araştırılır. O kadar sıkı sayılan rejimde herşey usulüne göre yapılmıştır. Moskova şehrinde kayıtlı olan Çiçikov'sa sadece Gogol'un kitabındadır. Gersena Caddesi'nde Alexi Tolstoy'un Heykeli yanında bir otobüs durağı vardır. O durakta her zaman violonseli, kontrbası, veya kemanı ile gençler otobüs bekler. Bunlar Andreiev'in yaptığı Gogol Heykeli'nin karşısındaki müzik okulunun talebeleridir. Gogol'un karakterini çok iyi belirten bu heykelin heykeltraşı Anorelev Metropol Otel'i cephesinde bulunan Basrolieflerin de yaratıcısıdır. Ondokuzuncu asrın sonlarında Kremlin civarının tanzimi başlar. Bolşoy, Mali tiyatroları, Pasaj ve konser salonları inşaatları yapılır. Asrın zenginlerinden Mamontov'da Metropol Binası'nı kültür kompleksi olarak yaptırmaya başlar. 1980'lerde oldukça eskiyen bina tekrardan restore ettirilir. ...Aralık ayının ilk haftası yeni başlıyacağımız Çaykovski işinin ilk planlamasını bu otelin Gogol Salonu'nda başlattık. Sabah başlayan toplantıdan akşam üzeri çıkıldığında yağan karla bembeyaz olmuştu Moskova... Ocak 1993
|