spacer
05/07/2008 01:37
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::
HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL SIK KULLANILANLARA EKLE ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
Yürüyen zaman...
Murat GÜLMEZOĞLU'nun kaleminden: "...  Sessizce zeminde yürüyor güller
     Gönül başka bir alemi hayal eder
      Sana bir şarkı söyleyeceğim güzelim
     Bir şarkı ki Hayyam bile söyleyemedi
     Yürüyor yerde binlerce güller..."

 

Leningrad'da İngiltere Oteli'ndeyim yukarıdaki satırlar Sergei Aleksandroviç Essenine'nin.
Ölü bulunmuş bu otelin bir odasında otuz yaşlarındayken. İntihar ettiği söyleniyor.
"Hayır" diyor rehberim masmavi gözlerini açarak.
"Hayır' böyle bir adam kendisini asmaz bütün şiirleri aşk ve hayat dolu.
"...İstanbul Boğazı'nı hiç görmedim
Amma anlıyorum güzelliğini gözlerine bakınca..."

Karısı Isadora Duncan için yazdığı yüzlerce satırdan ikisi.
Dönüşüm bazen tehlikeli olabiliyor insanlar için köylü kültürü, emekçilerin zaferi, geleceğin parlak ufuklarını anlatmaktan vazgeçip, başka alemlerin güzelliğini ve aşkı anlatırsanız ve hele sevilen bir yazarsanız ölebilirsiniz 1925'de Leningrad'da.

Otelin önündeki meydandayım. İki cılız ayak üzerinde duran şaha kalkmış bir bronz at ve üzerinde bütün haşmetiyle Çar Nikolas.

Arka planda 1846'da Çar Nikolas'ın kızı için yaptırdığı şahane bina. Şimdi enstitü olan binaya giriyoruz. Ortada muhteşem kubbesi ile Beyaz Balo Salonu. Sütunlar, heykeller işlemeli dev kapılar ve ortada şahane bir dans pisti.

Burada sevgilileri ile dans eden çar kızını düşünüyorum.
Yanda Kırmızı Salon, duvarlar mermer kaplı hepsi dantel gibi işli, kapılarda altın kaplama resimler.

Köylülerle özgürlük anlaşması bu salonda imzalanmış, 1861'de Çar İkinci Aleksandre ve köylüler tarafından. Yirmi yıl sonra da öldürülmüş II. Aleksandre, biri tarafından.

Üst kattaki Mavi Salon'un yanında garip bir kısımla karşılaştım. Süslü kolonlara bağlanmış gayet kolay inilen 24 m. yüksekliğinde bir rampa. Dördüncü kattan döne döne aşağıya iniyor.

Bu neden? diye sordum rehberime.
"Çarın kızı doğuştan kötürümdü..."diye cevap verdi.
Dışarı çıktığımda güneş batmak üzereydi. Köprünün kenarında, saçı sakalı birbirine karışmış iki dilenci, bir üçüncünün akerdeon nağmelerine uyup dans ediyorlardı. Beni görünce birkaç kuruş almak için çılgınca bir kazaska oynamaya başladılar.

Bense çarın kızını düşünüyordum. Böyle bir dansı edebilmek için bu binayı zevkle verebilirdi herhalde.

Irmak kenarından ilerliyoruz. Enteresan bir bina dikkatimi çekti. Mimarlar evi dedi rehberim. Mesmacher adlı mimarın Baron Stiglits için yaptığı sonradan Çar Paul'un gayri resmi kızına düğün hediyesi olarak verdiği ev.

Duvarlarda bakır işlemeli dev motifler İtalya'dan gelmiş heykeller, işlemeler, avizeler ve on metre boyunda, üç metre yüksekliğinde iki adet dev Goblen'in boş kalan yeri. Nepoleon'un hediyesi imiş Çar'a. Çar ise Nepoleon'u sevmediğinden kızına vermiş Rubens'in tablosunu temsil eden bu Goblen'leri, şu anda Hermitaj Müzesi'ndeler. Kız asılzadelerden Rostov ile evlenmiş. Çar ise 1801'de Ekaterina'nın gizli arzusu üzerine muhalif asiller tarafından öldürülmüş.

Kapıdan çıkınca uzaktan Rusya'dan farklı bir stilde kubbesi olan St. Isaak Katedrali gözüküyor. Bina iki kere yapılıp çökmüş, şimdiki üçüncüsü ahşap kazıklar üzerine oturtulmuş, Ortadokstan çok Katolik kiliselerini andıran bir yapı mimarı Richard Montferrand.

Evet Fransız asıllı bir Rus Napoleon'nun Moskova seferinin bir subayı, yaralanıp savaş meydanında kalınca civarda bulunan bir Rus kadını tarafından alınıp tedavi edilmiş, tabii sonrası malum. Aşk ve aşkın meyvesi bu şahane eser.

Napoleon büyük İskender'in yaptığını yapmak istemiş dostu Rusya ile. Hindistan'ı zapt etmek ve tabii ki İngiltere'yi çökertmek. Fakat Çar Birinci Aleksandre savaştan savaşa koşan biri İsveç, Osmanlı, İran hepsi ile savaş halinde. Napoleon'un koyduğu Blokusten vazgeçip Tilsit Anlaşması'nı bozunca imparator büyük ordusu ile Moskova seferine başlamak zorunda kalır.

1812 Haziran ayında Moskova'ya doğru yola çıkar, St. Petersburg boşaltılır, tarihi eserler götürülür. Tek bırakılan Çar Petro'nun heykeli, inanışa göre heykeltraş Facohet tarafından yapılan bu dev heykel şehri Fransızlardan koruyacaktı. 6 Eylül'de Fransız ve Rus Orduları Borodino'da en büyük muharebeyi yaparlar.

Bu savaşın 180'inci yıl dönümü kutlamalarına katıldım Eylül'de. Temsili savaş sahnelerini o koca meydanı saatlerce dolaşıp düşündüm. Rus Generali Kutuzov, Fransız Genarali, Murat ve binlerce isimsiz ö1ü. Kim kazandı bu savaşı Bizler diyor Rus tarafı. Fakat Napoleon, bu savaştan sonra gelip Moskova'ya yerleşmiş. Hatta Ekim ayı sonuna kadar da Kremlin'den idare etmeye çalışmış ülkeyi. Sonra geri dönmüş ülkesine Paris'e kadar kovalanarak Kazaklar tarafından, Avrupa'ya Bistro ismini bırakarak. Rusça'da bistra, çabuk demektir. Napoleon'u kovalayan Ruslar, yemek için girdikleri yerlerde çabuk çabuk manasına Bistra bistra demekteydiler. Bu kelimeyi benimseyen Fransızlar, bugüne kadar çabuk yemek yenen lokantaya Bistro derler.

Hitler'de gelmiş oralara kadar. Tabli Borodino yolundan değil. Daha Kuzeyden yeni bir yoldan. 900 gün Leningrad'ı abluka altına almış fakat, girememiş Moskova'ya 40 km. dışında kalakalmış soğuktan. Napoleon'la savaştık, Hitler'I tabiat parçaladı, diyor Ruslar.

Temsili Fransız ve Rus askerleri, çoluk çocuk kalabalık turistler, arada bir atılan kuru sıkı toplar, bütün haşmetleriyle ilerleyen papazlar, sıcaktan kanter içinde kalmış at üstünde Kazaklar.

Başında garip bir şapka olan biri eski bir mezar taşının karşısında ağlıyor. Göğsü madalya dolu bir diğeri ilerliyor elinde kızıl bir bayrak. Ağaçların altında öpüşenler, sağa sola koşuşanlar, her taraf bir başka güzel.

1812'lere gidiyor aklım. Kalbinde bir kılıç darbesi ile yerde ölü yatan Igor'a. Anasının tek oğlu daha evlenmemişti bile. Babası ölmüştü yıllar önce diğer bir savaşta İsveç'te. Savaşın neticesi ne olursa olsun kaybeden Igor'un anası Irini idi.

Kimse düşünmüyor onu,
Kimse bilmiyor adını bile,
Nasıl olsa ölüyor insanlar,
Acep neden savaşırlar?

Irmak kenarında ilerliyorum, Yusupov'ların evi.

Felix Yusupov Çar 2 Nikolas'ın yakını Nikolas'ın dört kızına karşıt tek bir oğlu var. O da hemofilik. Onu da tek tedavi eden gezgin bir rahip olan Rasputin büyücü, şarlatan, ipnotizmacı gibi birsürü meziyetleri olan biri. Çar meclisi gizli bir celsede, öldürülmesine karar verir. Yapılan planın tatbikatını da Felix Yusupov gerçekleştirir.

Evini geziyorum, nehre bakıyorum, neler gelmiyor aklıma. İhtimamla büyütülen Çarın oğlu, Rasputin'den iki sene sonra, 1918'de bütün ailesi ile birlikte öldürüldü.

Yeni bir dönem başladı Rusya'da, bir değişim ve binlerce ölü, kaçanlar, kalanlar ve yeni gelenler. İrlanda asıllı Amerikan vatandaşı Isadora Duncan Sovyetler Birliği'ne yerleşip modern dansın kurucusu olur.

Rus asıllı dansör, koreograf ve pedagog Michel Fokine, Mariinski Tiyatrosu'nu, dostu Diagmilev'i, meşhur "Ballets Russes" topluluğunu unutarak, önce Avrupa sonra Amerika'ya yerleşir.

Duncan, 1927 yılında bir gezi için gittiği Fransa'nın Nice kentinde spor otomobili ile gezerken boynundaki uzun eşarp arabanın tekerleğine dolanıp 49 yaşında ölür.

Fokine ise 1942'de New York'ta, ölür, 62 yaşında.

Essenine'nin bu güzel satırları ise duruyor halen kitaplarda.

"..Mavi bir ateş başlıyor
Unuttum doğdugum yeri dahi
Aşk şarkıları söylüyorum
İlk olarak reddettim hayalleri... "

 

      Ekim 1992

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
Türkiye ile Rusya, "çok boyutlu ortaklık" hedefinin neresinde?
 
Kompas-Pusula

spacer

(C) 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.