|
Yıllardır Rusya’da çok sık yapılan bir hata tekrarlandı: Orhan Pamuk’un eserleri dahil, Rusça’ya Türk dilinden çok sayıda çeviri yapan ünlü Türkolog Vera Feonova (solda) ile Nazım Hikmet’in eşi Vera Tulyakova karıştırılınca, övgülerin çoğu yanlış adrese gitti. İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) bünyesinde faaliyet gösteren İslam Tarihi, Sanatı ve Kültürü Araştırma Merkezi (IRCICA) tarafından yayımlanan "Osmanlı Devleti ve Medeniyeti Tarihi" adlı kitabın tanıtımı salı günü Moskova'da yapılırken, medyanın bir bölümü haberi, “Nazım'ın eşi Vera'nın Rusça'ya tercüme ettiği "Osmanlı Devleti ve Medeniyeti Tarihi" adlı eser Moskova'da tanıtıldı” diye verdi. Oysa durum çok farklıydı...
3 yıl önce 63 yaşında vefat eden Veda Feonova, Rusya’nın gördüğü en önemli Türkologlardan biriydi. “Türkçe’nin Rusya’daki elçisi” diye anılan Feonova’nın son eseri "Osmanlı Devleti ve Medeniyeti Tarihi" adlı kitaptı. Bu eser, Feonova’nın ölümünden sonra basıldı ve Moskova’da bulunan İKÖ Genel Sekreteri Ekmeledin İhsanoğlu'nun da katıldığı bir toplantıda, Salı günü medyaya tanıtıldı. Bu toplantıya Putin'in temsilcisi Kamil İshakov ve Moskova Büyükelçisi Kurtuluş Taşkent, IRCICA Genel Direktörü Halit Eren de katıldı. Aslında çeviriyi yapan Nazım’ın eşi 2001’de ölen eşi Vera Tulyakova değil, 5 Haziran 2003’te vefat eden vera Feonova’ydı. Böylece ölümünden tam üç yıl sonra, çevirdiği önemli bir eser daha basılan Feonova’yı sevgiyle andık... Milliyet’te daha önce yayınlana ölüm haberinde vurgulandığı gibi, Moskova Üniversitesi Şarkiyat bölümünden mezun olduktan sonra Sovyet Yazarlar Birliği'nde tek başına Türk Masası'nı kuran Feonova, Nâzım Hikmet'ten Fazıl Hüsnü Dağlarca'ya, Aziz Nesin'den Oğuz Atay'a, Sabahattin Ali'den Latife Tekin ve Orhan Pamuk'a pek çok Türk yazarın eserlerini Rusçaya çevirmişti. Ölümünden önce son söyleşisini Milliyet'le yapan Feonova, Dağlarca için, "Avrupa dillerinden birinde yazsaydı Nobel alırdı" demişti. En ünlü Türkologlardan Feonova, son olarak Rusçaya çevirdiği Pamuk'un 'Kara Kitap' ve 'Benim Adım Kırmızı' romanlarıyla 'en iyi çeviri' ödülü almıştı. Feonova, Türkçenin yetersiz olduğu eleştirilerine de tepki göstererek, "Ne mutlu Türkçe bilene. Ana dilim Türkçe olsaydı yazar olmak isterdim" derdi.
|