spacer
09/01/2009 23:46
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::

HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL Siteyi Kaydet! ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
Nazım Hikmet'i anma töreni ve "Bir mezar taşına gölgesi düşen utançlar..."

ImageBir kez daha Novodeviçye'deki mezarı başında buluştuk ve Nazım Hikmet'i andık. Bir kez daha "Nazım'a vatandaşlığının iade edilmesi" talebi dile getirildi. Katılımcılar arasında sinema sanatçısı Şener Şen de vardı. Anma töreninden görüntüleri "Fotoğraflar" bölümünde bulabilirsiniz. Suat Taşpınar da Radikal'deki "Gece Gündüz Moskova" köşesinde bu hafta Nazım'ı ve "mezar taşına düşen utançlarımızı" yazdı.


Bir mezar taşına gölgesi düşen utançlar...

Suat Taşpınar

İki adım önümde dimdik duruyor. Rüzgâra karşı yürüyen adam. Gönlü fırtınalı bir deniz. Ruhu hiç büyümeyen afacan çocuk. Beyni ışıl ışıl bir deniz feneri. Bedeni 43 sene evvel karışmış bu toprağa. Ama ruhu, mezartaşı diye dikilmiş görkemli siyah granitin

üzerine işlendiği gibi: Dikbaşlı bir delikanlı. Aramızda dolaşıp şiirler okuyor. Ben mezarın dibinde, utancından başı önüne eğik bir âdemoğlu. Mangal yürekli bir vatanseverin, çalınan vatandaşlığının kahrı, kezzap olup içimi yakıyor.

Kim bilir kaç ölüm yıldönümünü bu mezar başında geçirdim. Hatırlamıyorum. Moskova'nın Karacaahmet'inde, Novodeviçye Mezarlığı'nda Nâzım'ın başucuna hep aynı utançla geliyoruz yıllardır. Elâlemin tek kelime Türkçe bilmeyen topçusuna bile kolayından vatandaşlık verilebilen bir memlekette, en büyük şairimize reva gördüğümüze bakın. "Nasıl yani" diyor bir Rus dostum, "Nâzım Hikmet Türk vatandaşı değil mi?" "Peki neden" diyor. Şaka geliyor anlattıklarım. İnanmıyor. Anlatmak mı daha zor, inanmak mı; emin değilim.

Mezarı başına birkaç sene evvel dikilen, pirinç bir saksının içinde kuruyup yok olmuş çınar fidanına ve yerinde büyüyen yaban otlarına bakıp dertleniyorum. Memleketten toprak getirilmiş, fidan getirilmiş. Başında bir çınar ağacı olsun denmiş. Tutmamış. Vatanın toprağı ve vatanın fidanı olsa da, vatanın havası, suyu, rüzgârı olmayınca olmamış işte. Boşa söylememiş Nâzım: "Bir bizim ovaların baharları böyledir: /Işığında şahin

olup uçasın gelir,/deresinde sazan olup yüzesin gelir,/yeşilini çiy çiy yiyesin gelir/.../Sesin var mı, yok mu, bakmaz,/zorla türkü söyletir;/uykunda bile yakanı bırakmaz,/girer, düşüne girer/güneşlerle yüklü dallar..."

Bir Nâzım mersiyesi yazmak ne derdim, ne de haddim değil. Yıllardır Nâzım sömürüsünü iş edinenlerden de, 'Nâzımperestlik' yapanlardan da bıktım. Moskova'daysam 3 Haziran törenini sektirmemeye çalışırım, ama bana asıl huzur veren, Allah'ın herhangi bir günü, denk gelirse en güzeli bir yaz ikindisinde Novodeviçye Mezarlığı'na süzülüp önce onu, sonra Çehov ve Gogol'ü ziyaret etmektir. Demem o ki, hüzne bulanık bir yıldönümü yazısı attırmak değil niyetim. Sadece şu basit sorunun cevabını arıyorum: 'Artık devletin bile alenen yüzünü kızartan bu büyük ayıptan kurtulmak için ne bekleniyor?'

'Onu vatandaşlıktan çıkaran kararnamenin yürürlükten kaldırılmasına dair bir kararname' çıkarılması, Nâzım'a mı yoksa Türkiye Cumhuriyeti devletine mi iade-i itibar demektir, bir daha düşünsün herkes. 1951'de malum kararnameye cevabını hatırlamak bile yetmez mi?: "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından, hey gidi dünya, çıkarılmışım. Beni Türklükten, halkımın evladı olmaktan, milletime ölümsüz bağlı bulunmaktan kimse, hiçbir kuvvet çıkaramaz, ayıramaz."

Nâzım mezarında huzur içinde uyuyor. Kelle kâğıdına da ihtiyacı yok. Şiiriyle zaten dünya vatandaşı olmuş bir Türk vatansever yatıyor burada. Onu değil, kendimizi bir parça aklamak için istiyoruz vatandaşlığını, o kadar. Bu utançtan kurtulalım, mezarına başı dik gelelim diye bu kadar dertlenmemiz. Yani derdimiz Nâzım değil, kendimiziz.

Hayata ve aşka daha sıkı sarılma gücü buluyorsak zor zamanlarda, hâlâ Nâzım'ın dizeleri değil mi bizi ateşleyen? 'Aslolan hayat'ı ondan daha güzel anlatan var mı bu âlemde? En çok onun şiirlerinde vatan sevgimiz tomurcuklanmıyor mu? Nâzım'a hepimiz borçlu değil miyiz sahiden?

Sizi bilmem ama, saçları imbat kokan İzmirli sevgilim gelir Nâzım denince aklıma. Üniversitenin ilk seneleri gelir. Vadesi dolmadan biten bir aşkın son mektubu niyetine verilen, kibrit kutusu kadar bir kâğıt parçasına yeşil tükenmez kalemle yazılan son Nâzım şiiri gelir:

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
2008 yılı sizin açınızdan nasıl geçti?
 

spacer

© 2009 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.