spacer
14/05/2008 02:52
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::

HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL SIK KULLANILANLARA EKLE ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
Karmançorman bir çizgi
MURAT GÜLMEZOĞLU'NUN KALEMİNDEN: Pembe güllerle süslenmiş masada oturan Tamara Vasilevna, Fransız dostlarına St. Petersburg'daki Michel Foki'nin Anna Pavlova için aranje ettiği Saint-Sean'in Hayvanlar Karnavalı'nın andantesini anlatıyor. "… Nijinskinin partöneri bu viyolensel soloda harika. Kuğunun ölümü, yılın olayı olabilir…" Ampir stili döşenmiş bir lokanta, kristal kadehlerde Fransız şampanyası. Balaylakalar eşliğinde Romanslar… Yıl 1905, yer Moskova.

 

Pembe gül takmıştı siyah dantel bluzuna, gözleri dünyada az kalmış güney denizlerimizin mavisindeydi. Bembeyaz teni upuzun ince parmakları ve beline kadar uzanan sarı saçları vardı. Anna Vladimir Pavloska'nın (bu adı ben uydurdum). Tipik bir Fransızca ile ekonomik sorun¬ları tartışıyordu Kanadalı arkadaşıyla, Taganka lokantasında.

Fazla kısa etekli uzun bir Rus kızı Ame¬rikan folk şarkıları söylüyor gitarlar eşliğinde. Duvarlarda troika çeken dev at resimleri. Masalar oldukça sıkı¬şık, iskemlelerin arasından bile geçmek zor. Erkek müşterilerin çoğu yabancı, hanımlarsa Rus.

Yıl 1990, yer Moskova.

Üç Japon, birkaç Rus ile bir masaya oturmuş yüksek sesle iş konuşması yapıyorlar, ortada bir akordionist istek üzerine şarkılar çalıyor. Bir ara "Üsküdar'a gider iken"i çalmaya başladı. İyi bahşiş almış olacak ki arkasından "benim gönlüm sarhoştur"u söyledi. İlerki masada doğulu bir grup karmaka¬rışık bir lisanla sonsuz eğleniyor. Orkestra lambada çalmaya başlayınca posbıyıklı biri ortaya çıkıp oynamaya başladı; o kadar kırıttı ki yeşil etekli bir sarışın masaya çıkıp oynamaya başla¬dı. Bir iki bardak kırılınca sakallı bir ida¬reci gelip onu dışarı attı. İtalyanlar yan masada bulunan Fransızlarla Franko İtalyan bir lisanla iş konuş¬masına daldılar.

Üç kişilik Rus folklor ekibi geldiğinde, duman ve gürültü had safhadaydı, mum ışıkları altında duvara çizilmiş dev atlar neredeyse salona girecekti. Bir Yugoslav grup şarkılara eşlik etti sonra akordiyoncunun yardımı ile şarkılar sırpçaya döndü. Garson kızlar kapanış saatine kadar vaadedileni getirmek için koşuşturdular. Alaturka bir dansöz gel¬di ortaya sona doğru, bilenler para doldurdular külotuna biri göbek attı bera¬berinde belki de ondan iyi.

... Anna Pavloska sanki bu dünyadan değildi, ne sesi yükseldi ne de bir kah¬kaha attı. Bir ara sessizce garson kız¬dan (Donskai Caddesi) için bir taksi ri¬ca edip gitti. Dışarıda kar her taraf bembeyaz.

Yı1 1380 Prens Dimitri Donskai, Mosko¬va'nın istila edildiği haberini alır, hemen kuvvetlerini toplayıp Kremlin'e yü¬rür ve kurtarır Kremlin'i Kazak ve Moğollar'dan. Bütün ömrünce prenslik¬lerin birleşmesi, Moskova'nın kurulması için uğraşmış olan Donskai, kırkına varmadan ölür. Adını taşıyan bir manastır yaptırarak.

Turistlerin fazla bilmediği sempatik bir yapı kompleksidir, Donskai Manastırı. Asırlık ağaçların çevrelediği pembe renkli bir kilise, beyaz kemerler üzerin¬de yükselip, ilginç bir soğan kubbeye dönüşür.

Bu kompleksin içinde Sovyet restoras¬yon arşivi bulunur hangi binanın planını isterseniz burada bulabilirsiniz. Bahçe¬sinde bir mezarlık vardır. Mezarlığın du¬varlarında bir sürü mimarı parçalar du¬rur. Kapı lentosu, pencere parmaklığı kolon başlığı v.s. gibi.

"Bunlar yıktırılmış kiliselerin parçalarıdır" dedi, restorator Rita, "Bu¬rası bir mimari mezarlığıdır gelir anarız parçalarında yok edilmiş eserlerimizi."

Büyücek bir barolief dikkatimi çeker. 1932'1erde bir gün Stalin, gene resto¬rator mimar Bunin Andrey Vladimiro¬viç'i huzuruna çağırtıp şimdiki yüzme havuzunun bulunduğu yerde olan "Kurtarıcı İsa" kilisesini bir gecede yok etmesini ister. Vladimiroviç hiç sevmez bu fikri. Tabii itiraz edemez hatta suç olur diye aklından bile geçirmez itirazı, aksine bir gecede yok eder binayı. Birkaç parça¬ ve bütün röleveleri kaçırarak, dikkatimi çeken barolief de onlardan biriydi. Andrey Vladimiroviç şimdi çok yaşlı. Hayatta ne bir mimari eser yapmış ne de bahsetmiş bu hikayeden. Kendi¬sine sorulduğunda mevzuyu değiştirirmiş ustaca.

Bir Pazar akşamı Kızıl Meydan'da ge¬zerken bir grup gözüme çarpar. Lenin'in anıt mezarı önünde. On kadar sakallı siyah şapkalı erkekle bir o kadar da başları beyaz dantel boneli kadın, İngilizce Şarkı¬lar söylüyordu, Rusların şaşkın bakışları önünde. Yaklaşınca bunların Arizona'dan gelmiş bir Mormon topluluğu oldu¬ğunu öğrendim. Ayin yapıyorlardı kızıl meydanda anlattılar uzun uzun dinleri¬ni kitab ı mukaddesler dağıtarak mec¬canen....

1787'de mimar Kozlov Kremlin duvar¬ları içindeki kubbeli binasını bitirir. 1918'in 12 Mart'ında Lenin bu binaya yerleşir ve kubbesine bir Sovyet bayra¬ğı çektirir. 1924 Ocak 21'de Lenin ölür ve iki bu¬çuk günde bu duvarların önüne şimdiki anıt mezarın benzeri ahşaptan inşaa edilir. 1924 Ocak 27'de Lenin'in cesedi mumyalanmış olarak buraya konur.

1929'da koyu kırmızı granit ve siyah labradordan şimdiki bina biter. Kapısına kırmızı porfirden "Lenin" yazısı yazılır. Üzerindeki balkonda yıllarca bütün Sovyet Başkanları, Kızım Meydan'da yapılan törenleri selamladılar buradan. Mozolenin arka tarafına Sovyet kahramanları gömüldü sırayla. Bazılarının büstü, bazılarınınsa sadece isimleri bulunuyor mermer plaklarda.

Stalin'in büstü kenardan da olsa bakar Kızılmeydan'a. Ayin yapan Mormonları görünce ne düşündüğünü bilemiyorum. Bildiğim birkaç ay önce 1918'de Kremlin'e çekilen Sovyet Bayrağı'nın yerini 3 renkli Rusya bayrağına bıraktığı.

Kremlin'in bütün restorasyonlarını ya¬pan mimar Galina İvanovna 1893'de biten Kızıl Meydan'daki Gum mağazası mimarı Pomerantsev'in yakın dostuy¬du. Restorator mimarlardan çoğu onun talebesi... Onlardan biri anlattı, Pomerantsev teb¬rik kartı yollarmış her yılbaşı Galina'ya adres olarak da Marie Therese Caddesi yazarmış, Maurice Thorez yerine... Uzun boylu, yakışıklı bir adammış Pomerant¬sev, kabullenmediğini aptallığa vurarak anlatırmış senede bir gün anlayanlara...

Maurice Thorez Caddesi oldukça ente¬resan bir cadde, mimar Famin'in ampir sitili binası ilerisinde Charles de Gaulle ve bütün Normandiya çıkarmasının hatıralarını saklayan ressam Persev'in in¬şaa ettirdiği bina.

Karşısında gri renkte ihtilal sonrası yap¬tırılmış loffanın binası, yanında Romanofların evi.

Genç bir yönetmen olan Alexey Paperny ve arkadaşları ile yemek yiyoruz, tipik bir Rus lokantasında. Balalaykalar eşliğinde bol votka ve sanat konuşuluyor, büyük bir coşkuyla. Alexey Paperny (Tverskoy Bulvarı) adlı müzikalin bestekar ve yönetmeni. Eser Finlandiya, Almanya ve Amerika'¬da oynamış çok değişik bir oyun. Oyu¬nun dekoratörü Piotr Pasternak (Evet Boris Pasternak'ın torunu) grupta en iyi Fransızca bilen. Bana felsefelerini anla¬tıyor. ".... herşeyi yıkmak istedik, sevgi hariç. Hareket istedik her oyunda, ayak uyduramadı onun için ayrıldık Mark Rozovsky'nin topluluğundan 1989'da."

Fakat onu seviyoruz (Rozovsky,nin dostum olduğunu biliyorlar) ve eseri¬miz şu anda onun eserlerinden daha çok beğeniliyorsa o da seviniyor olmalı... Zira bizim sanatımız düşünceden çok hislere hitap ediyor.

Birden ellili yıllara gitti aklım, Paris'te Rue de Rennes. 18 yaşındayım. Camus, Sartre, Cocteau, Piaf neredeler? Karşımda? Hayır heryerde. Asıl kaybolmuyor çünkü o sevginin eseri, sevgi ise ebedi.

Rengarenk uzun etekleri ile dans edip şarkılar söylüyor bir çigan topluluğu. (Karabia) lokantası, yıl 1991. (Roksene) rolünün karekteristiklerini soruyor bana yarım bir Fransızca ile. Tatyana Chovkhalionak sarı saçları kıp¬kısa, üzerinde rengarenk bir bluz, ve elinde pembe bir gül...

 

     Nisan 1992

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
Medvedev'in orta veya uzun vadede Putin'den bağımsız bir devlet başkanı olma ihtimali sizce nedir?
 
Kompas-Pusula

spacer

(C) 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.