spacer
04/12/2008 03:47
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::
HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL Siteyi Kaydet! ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
TAŞRA'DAN NOTLAR/ Kasabadan şehre inen iki minibüs dolusu Türk...

ImageArkadaşımız Tuğba Balaban, Rusya'nın taşrasından notlarını aktarmaya devam ediyor. Bu kez sıra, soğuk bir kış günü, tam da yılbaşı arifesinde, kasabadan kafile halinde çıkıp Nijniy Novgorod şehrini fethe ve yılbaşını kutlamaya giden iki minibüs dolusu Türk'ün 'şehir izlenimleri'nde. Kapitalizmin simgesi Mc Donalds'ta sizinle Rusça değil İngilizce konuşan kasiyerler, ‘DSİ’nin 1980 yapımı dairesi’ne rahmet okutan bir otel ve oltaya takılan diğer renkli notlar. İşte Balaban'ın yazısı:


Taşra’dan Notlar

Kasabadan Şehre...

Öncelikle geçen yazımdan dolayı aldığım eleştirilere bir cevap vermek istiyorum. Yazımda da belirttiğim gibi Ruslar ilk tanıştığımda soğuk ve kaba gelen insanlardı ama onlarla iletişim kurup ortak yönlerimizi bulduğumuz zaman, bende ki kendilerine dair oluşan çoğu yargıyı değiştirmeye başladılar. (Aslında önyargı da diyebiliriz artık)
Rusya’da güneş kendini göstermeye başlamışken, bahar bayramları kutlanırken ve geldiğimden beri ilk kez asfaltı görmeye başlamışken, ben sizleri biraz soğuğa götürmek istiyorum.
İnanılmazdı; Yılbaşında iki gün önceydi ve dışarıda -35 derece olan bir hava vardı. Türkiye’de bere ve eldivenlerimi sadece kayakta kullanırken, burada onlarla bir bütün haline gelmiştim, artık benim için el ve kafa derimden farksız bir hal almışlardı.
Yeni yılı kutlamak üzere Nijni Novgorod’a gitmeye karar vermiştik. Türkiye’deyken yaşayacağım yeri araştırıken, Moskova kadar olmasada, Rusya ekonomisi için çok önemli bir şehir olduğunu okumuştum. Yola koyulmuş gitmeye başlamıştık.Hansel ve Gratel evleriyle çevrili karlı yolda 2 saat gittikten sonra şehre adım atmaya başlamıştık. İki minubus dolusu Türk. Hekesin hayalini kurduğu yer ise Mc Donald’s’ dı.
Evet artık şehrin tam göbeğinde Rusya’nın değişen yüzünü görebiliyordum. Eski zihniyetlerin yeni yeni değiştiği kasabadan sonra globalleşmenin ve emperyalizmin en büyük sembolü olan Mc Donald’s’ın önündeydim. Yanında, içinde dünyaca ünlü, en pahalı markaların olduğu parfümeri duruyordu. Vitrin o kadar şık ve estetik olarak tasarlanmıştı ki Avrupa’da satılan magazin dergilerinde ki reklamları anımsatıyordu. (Maalesef Christmas nedeniyle kapalı olduğu için içini inceleme şansı bulamadım). Mc Donald’s hınça hınç doluydu, 15 dakka sıra bekledikten sonra sipariş sırası bize gelmişti. Tam Rusca sipariş vermeye başlamıştık ki, güler yüzlü çalışan genç bayan İngilizce de sipariş verebileceğimizi söyledi. İşte o anda turist kavramının farkında olan, pazarlama ve satış zihniyetinin geliştiği bir şehirde olduğumu hissettirdiler bana. Onlarla aynı dili konuşmak zorunda olmadığımızı bilen, İngilizce aksanı gayet güzel olan ve yardımcı olmaya çalışan güleryüzlü insanlar. Serbest ekonominin yarattığı kibarlık da diyebiliriz aslında. 
İki gün kalacağımız otelimize gitmek için yola çıktığımızda hava çoktan kararmıştı. Otelimize vardığımızda onun bana bir yeri anımsattığını farketmiştim ama bir türlü neresi olduğunu bulamıyordum. Ta ki arkadan birisi ‘DSİ’nin 1980 yapımı dairesi’ diyene kadar. Evet gerçekten Moskova’da da karşılaştığım gri tekdüze uzun ve birçok penceri olan, giriş kapısı eski Türk devlet dairelerini anımsatan bir binaydı. İçerisi de aynıydı. Eski, olabildiğince verimli kullanılmış malzemelerden yapılma odalar. Odanın en güzel yanı manzarasıydı. Camdan baktığım zaman üzerinden karla kaplı olduğu için hiç araba geçemediğini zannetiğim şehri ikiye bölen bir otoban olduğunu düşünmüştüm. Hava aydınlandığında anladım ki ortadan geçn Oka nehriydi ama nehir olma özelliğini donuk ve üstü karlarla kaplı olduğu için biraz kaybetmişti. Üstünde insanlar yürüyordu. Hani bizim sadece belgesellerde ya da filimlerde gördüğümüz Eskimo insanları gibi, nehrin üzerinde küçük delikler açıp balık tutuyorlardı. Gemiler sanki karaya oturmuş gibi duruyorlardı. Karşıda ise inanılmaz güzel sarı ve beyaz boyalı eski Rus mimarisiyle yapılmış dev bir bina duruyordu. O binaya Kremlin diyorlardı.
Oteli gezmeye ve keşfetmeye başladığımda ise tabii ki değişimin burada da kendini gösterdiğini anladım. Otelin son katları hilton banyolu, geniş yataklı ve halı kaplamalı olarak değiştirilmiş, revize edilmişti. Her yer yılbaşı gecesi için hazırlanıyordu otelde. Otelin irili ufaklı salonlarını gezmeye başladım. (Herhalde toplantı odasıydılar eskiden veya yemekhane). Tüm salonlar balonlarla, yanar döner tavandan sarkan dönen süslerle süslenmişti. Ve tabii ki kocaman köpüklerle yazılmış olan sahne arkası 2006 yazılarını da unutmamak lazım.
Yılbaşı gecesi hayatımda yaşadığım en farklı kültürel deneyimdi herhalde. Ritüelleri, kültür farklılıkları ve milliyetçilikleri beni bir kez daha çok şaşırtmıştı. Devletlerine olan saygıları, meydanlarda süren sabaha kadar çılgın eğlenceleri...
Tüm bunları detaylı olarak, her gözlemimi aktararak anlatmak istediğim için bir sonraki yazımda görüşmek üzere....   

TÜRKRUS.COM'un notu: Siz de Rusya izlenimlerinizi bizimle paylaşmak isterseniz Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır adresine yazabilirsiniz.

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
Kendi işinizde ekonomik krizin etkilerini görüyor musunuz?
 

spacer

© 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.