spacer
05/07/2008 07:57
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::
HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL SIK KULLANILANLARA EKLE ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
Behramoğlu’nun şiir gecesi ve ‘Köylü Milletin Efendisidir’ üzerine
ImageMoskova'da 16 Şubat akşamı RTİB'in organizasyonuyla Ataol Behramoğlu şiir gecesine konuk oldu. Dinleyiciler arasında, Samsun'dan Rusya'ya sebze-meyve satmaya gelen işadamları da vardı. Yaşanan renkli olayları ertesi gün haber sütunlarımızda okudunuz. Geceye katılan konuklardan Erem Boray, "oltasına takılanları" TürkRus.Com okurları için kaleme aldı. "Köylü milletin efendisidir" sözünü hatırlayarak ve ağlanacak hallere güldüğümüzü hatırlatarak. Birlikte okuyoruz...

Erem Boray

Moskova'da Türkiye'nin çeşitli yerlerinden gelme bir topluluk var. Bu topluluk çeşitli vesilelerle bazen toplanır. Bunlar  Rus-Türk İşadamları Birliği'nin çoğunlukla ekonomik konuları tema yapan aktiviteleri olur. Ya Türkiye'den tanınmış bir sima gelmiştir sohbete ya da Rusya'da konusunun uzmanı ile yapılacaktır sohbet. Çoğuna katıldım bu aktivitelerin. Hemen hepsi de oldukça kalabalık olurdu. Bazen sohbetin kahramanları, kalabalığın sebebinin organizasyonun sunduğu işkembe- döner olduğunu söylese de! Kalabalık, toplantının sonuna kadar dinler sohbeti.

19 Şubat günü de böyle bir sohbet olacağını düşündüğüm bir mail aldım RTIB'den. Ataol Behramoğlu'nun Moskova'yı ziyaretinden istifade, buradaki Türk camiasının da bu ziyarettten sebeplenmesi amacıyla bir "Şiir Sohbeti" düzenlemişlerdi. Şahsen Ataol Behramoğlu'nun  makaleleri ve şiirlerinden haberdarımdır. Bir de Rusça klasiklerinden yaptığı çevirileri bilirim ama çok da hayranı sayılmam açıkçası. Yine de memleketimizin hatırı sayılır edebiyatçılarından birisi ile sohbet etmek, 4 seneden sonra hala çoğu zaman yabancı kaldığımı düşündüğüm bu ülkedeki koşturmacamda hoş bir "es" olur düşüncesi ile gittim toplantıya.

Salona girdiğimde tanımadığım bir sürü yüz farkettim. Çoğunluğu 40lı yaşlarını geçmiş, tamamı erkek, tahminen 30 kişilik bu topluluk diğerleri ile birlikte leziz işkembe ve dönere dalmışlardı. Bende katıldım onlara tabii. Eşimin "Fazla yeme!" uyarılarına aldırmadım açıkçası. Tanıdık bir kaç yüzle sohbetten öğrendiğime göre Samsun Ticaret Odası ve bazı AKP'li milletvekillerinin önderliğinde Moskova'daki iş fırsatlarını incelemeye gelen meyve sebze üreticileriymiş bu kalabalık.  Ara ara bu tip ülkemizin değişik yerlerinden gelen gruplar oluyor. Eski bankacı olarak bu tür inceleme gezilerini çok önemsiyorum tabii. Her ülkenin işadamının kendine özgü yaklaşımları, özellikleri  olduğu gibi bizim ülkemizin işadamının özelliği de sanırım "deneme yanılmaya" olan bağımlılığı. Her hangibir iş yaparken bir bilenden alacağı desteğin maliyetinden kaçıp deneme yanılmanın maliyetini üstelenen memleketimin iş adamlarından bir demet daha gelmişti Moskovaya.

Az sonra sohbet pozisyonunu aldı kalabalık. Kalabalık derken, toplamda 50 kişiyi geçmeyen bir kalabalıktan bahsediyorum aslında. RTİB'in toplantılarının çoğundaki kalabalığın belki biraz altında bir sayı bu ama asıl dikkat çeken,
bu sefer kalabalığın çoğunun "milletin efendisi köylüler"den oluşması.

Açıkçası Moskovada'ki Türk topluluğunun bu her zamankinden farklı temalı bu toplantıya karşı olan ilgisizliği beni şaşırttı. Şaşırmam gelmeyen kalabalığa dair değildi, kendime karşıydı aslında. Neden bu kadar büyütüyorum insanları gözümde diye şaşırdım. Samsunlu işadamlarımız gelmeseydi sohbet çok cılız bir kitle ile gerçekleşecekti düşünceleri ile aldık saflarımızı.

Ataol Behramoğlu'nun İstanbul Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı olduğunu öğrendim. Sohbetin bir yerinde "80'li yıllarda solcu bir kimlik olarak üniversitede öğretim üyesi olmak mümkün değildi" dedi. Bunları söylediğinde hala; 10 dakika önce sözlerine neden ‘Nen eskiden çok yaman bir solcuydum, hala da solcuyum' diye başladığını merak ediyordum. Sanırım karşısında oturan AKP milletvekilleri ve onların etrafında toplanmış kalabalık etkilemişti hocayı. Diyorum ya milletin efendisiydi onlar.

Edebi ve belki de biraz sosyal bir sobet beklentisi ile oraya gelmiş olan ben, doğal olarak ortalık kızaşacak beklentisine girdim. Açıkçası neden doğal olarak dediğimi bilmiyorum ama sanırım etrafımdaki diğer insanlar gibi bende "televole kültürü" dediğim o sansasyon beklentisinden haz alma duygusuna teslim olmuştum.

Sohbetin bir yerinde hoca bir metro istasyonunda 13-14 yaşındaki kız erkek çocukların satıldığını gördüklerini "Bunlar eskiden yoktu" diyerek hüzünlü bir şekilde söylüyordu. "Ben solcuyum ama benim için önemli iki değer var; vatanseverlik ve emeğin değeri' diyordu. ‘Bu değerler sizin içinde önemliyse birlikte yürürüz' diyordu. Birara millet- vekillerinden biri ‘Hocam; şiir falan tamamda bize bu ülkede nasıl iş yapacaz, o konuda bir şeyler söyleyebilir misiniz?' diye sorunca, salonda gülüşmeler oldu. Hoca da doğal olarak ‘Uzmanlıklarım arasında o yok ama öncelikle diyebileceğim bu ülkeyi ve insanlarını sevin, tarihimizin ne kadar ortak geldiğini ve gittiğini görmeye çalışın' şeklinde çok da doğru olan noktaları vurguladı. Sevdiğim Moskovalı gazetecilerden olan Suat'ın (Taşpınar) son kitabı ‘Rusyada Başarısız Olmanın Yoları'nda bu konular detaylı olarak anlatılıyor aslında.

Sohbetin edebiyat etrafında toplanması, katılımcı kitlenin özelliklerinden dolayı kolay olmuyordu tabii ama en azından hocanın ve yanındaki iki doçent bayanın Rusya'daki edebiyat konulu bir sempozyuma davetli olarak buraya geldiklerini ve bu sempozyumda Rusları şaşırtacak ve hatta onlara unuttukları şairleri  hatırlatacak kadar Rus edebiyetına hakim olduklarını öğrendik.

Sohbetin bir yerinde milletvekillerinden biri ‘Hocam sizin gibi bir solcunun şimdi bu hale gelmiş olmasıdan dolayı tebrik ederim' sözü gülüşmelerle birlikte hocadan ‘Ne varmış halimde' gibi bir tepki ile biraz ortamı gerer gibi olduysa da, olay çok büyümeden sohbete geri dönüldü.

İlerleyen dakikalarda milletin efendisi köylüler ‘Hocam, biz bu gün çok dolaştık yorgunuz bize bir şiir okuyunda kalkalım biz' şeklinde bir talep olunca yine kalabalıktan gülme sesleri oldu. Organizasyonu yapan arkadaş, aslında, sohbet beklediğinden farklı geliştiği için çok da memnun olmayan suret ifadesini gizleyemediği haliyle "İzleyicilerimizden biri Ataol Behramoğlu şiiri okumak istiyor, onu dinleyelim sonra gitmek isteyen gider, biz daha yeni başladık' diyerek milletin efendilerini uğurlamaya hazır olduğunu da gösterdi.

İzleyicilerden Ataol Behramoğlu ile sohbetten ve şiirini okumaktan duyduğu heyecanı gizleyemeyen ve bunu elinden geldiğince dibine kadar yaşamak istediğini gösteren biri kötü bir okumada olsa şiiri bize dinletti. Hemen sonra Ataol bey aynı şiiri kendisi bir daha okuyunca şiir okumanın da şiir kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Bu da bir yetenekti kuşkusuz.

Milletin Efendisi Köylüler Atatürkün lafını ne kadar doğrularlar bilmem ama efendisi oldukları milleti, o milleti çok sevdiğini söyleyen bir edebiyatçıyla başbaşa bırakıp gittiler. O millette "Hah şimdi sohbet başlıyor" edasıyla daha da yakınlaşarak hocaya, yine saflarını aldı ve şiirleri dinlemeye, hocanın Rusya halkıyle ilgili düşüncelerini paylaşmaya koyuldu.

Arada bir salonda gülüşmeler oldu diye anlattığım anlar var ya, o anlar aslında "ağlanası" anlardı ama bizim milletimiz ağlanacağa güler, gülüneceğe ağlar hep.

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
Türkiye ile Rusya, "çok boyutlu ortaklık" hedefinin neresinde?
 
Kompas-Pusula

spacer

(C) 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.