|
Türkiye'den Kültür Bakanlığı Leningrad'da sergi açacak bir Türk ressamı için, desteğimizi istemişti. İşlerin çokluğu bir yana sonbaharın güzel renkleri beni öyle kolay bir hayal alemine atıyordu ki, resim deyince renklerle duygulandım da dikkat bile etmedim ressamın adına.
Araba ile havaalanından aldırttığım ressamımızı Petrovsky Pasaj'ın yanındaki ofisimizde karşıladım. Kemerin altında durduk karşılıklı birkaç saniye çok gerilere giderek. Saçlar azalmış onda, bendeyse tamamen yok olmuş, gözde gözlük, boylar biraz enine çoğalmış. Gelen Erol Alyavaş'tı. Kırklı yıllardan mektep arkadaşım. Deli gibi sarıldık birbirimize kırk sene geriye giderek. Okuduğumuz St. Joseph Lisesi'nde o zamanlar her hafta bir karne, 3 ayda bir de trimest karnesi alırdık. Bu trimest karnesi büyük sinema salonunda verilir ve iyi kötü bütün talebelerin tek tek isimleri okunup sahneye çıkartılırdı. Aynı sınıfta olunmasa da o devrede mektepte olanlar bilirdi, adıyla sanıyla birbirini. Erol ile yakın bir arkadaşlığımız vardı o yıllarda bile. Birbirlerimize okuldaki takma isimlerimizle başladık sohbete. Bu bizde bir aneneydi. Hocaların bile vardı takma adları, (Odun - kenef, Köpek, Cennet Öküzü, Sıfırcı, ...). Sonra andık dünyanın her yerinde bulunan arkadaşlarımızı. Gökşin, Vedat, Haşim, Bülent, Hiram, Ayhan, Öğet, Güner, Okan... Rahmetli olanlara üzülerek, başarılıları överek... Erol Akyavaş, 1932 İstanbul doğumlu, uzun yıllar Amerika'da yaşamış, halen ömrünün büyük bir kısmı orada geçiyor. New York Modern Sanat Galerisi'nde devamlı resmi bulunan ilk Türk ressamı. Otuzdan fazla sergi açmış, dünyanın her yanında. Ankara, İstanbul, Bremen ve Stuttgard modern sanat müzelerinde devamlı resimleri var. Kendisi aslen mimar. Şans eseri askerliğini Ürgüp'te yapmış. Çok sevdiği bu tarihi bölgeye bir mimari eser kazandırarak. Leningrad'da Benois Palace'da açacağı sergi ile Sovyetlere de ayak basıyordu. Fernan Leger atölyesinde de çalışmış Akyavaş'ın benim çok iyi bildiğim bir farklılığı vardır. Dediği cümlelerin derinine inmeden anlayamazsınız dediğini. Nitekim Leningrad'daki sergisinin ismi, "İkonoklastlar için İkonalar"dı. Başlığı tercüme eden Rus dostumuz, "İkonoklast"ı, İkonostas anlamış ve tercümeyi ona göre yapmıştı. Adam haklıydı. İkonların konduğu yere İkonostas denir. Aklına nereden gelebilirdi, ikon kıranlara ikon yapmak. Bu Erol'un özelliği... Serginin adına bakınca imzayı hemen anlıyorsunuz. Akyavaş. Bir sohbetimizde "Körlere renk, sağırlara müzik, dilsizlere diksiyon dersleri vermeye bayılırım..." diyordu. "Semboller ve Kontrast" Akyavaş'ın hayatınını önemli bir noktası. Ayrıca bunu harika bir armoni ile anlatıp şahane renklerle sununca ortaya düşündürücü, aynı zamanda mutluluk verici bir melodi çıkıyor. İkon, Yunanca bir kelime, resim manasına geliyor. Ortodoks kilisesini süsleyen aziz resimlerine İkon deniyor. Sonra tapınmaya bile başlanmış bunlara. Altıncı asırda İstanbul'da Tanrı mefhumu artık bu resimlerde kayboluyor diye kilise ikonları kırmaya başlamış. Ürgüp ve Göreme'de bulunan kiliselerdeki resimleri bu harekete borçluyuz. İstanbul'dan kaçan İkon seven rahipler mağaralarının içini İkonlarla süslemişler gizlice. Erol Akyavaş, bu ikonları kıranlar için yapmış, üstelik Hıristiyanlık'tan daha eski olan imparator büstlerini kullanarak. Erol Akyavaş'ın bu resimlerinde üst üste yığılmış asırları kat kat hissedebilirsiniz. İmparator var veya yok. Fakat ikonun merkezi servet ve kudreti gayet güzel belirtiyor, sonra renkler sizi kenarlara doğru itiyor... Milat öncesi yazıları en ileri devirlerden şekiller "Bir el" arkeolojiye meraklıysanız bu ele çok eski eserlerde sık sık rastlarsınız. Resmin her köşesiyle, yer yer ışıklı, yer yer karanlık derin bir felsefeye dalabiliyorsunuz. Sonra merkezdeki belirli ışık sizi rahatlatıyor ve neşeleniyorsunuz, isteyen seviniyor, isteyense araştırıp asırların birçok anlatımını bulabiliyor. Hangi açıdan bakarsanız bakın kesinlikle etkileniyorsunuz. Erol Akyavaş, bu resimlerinde farklı bir teknik kullanmış, fakat gördüğüm bütün resimlerinde bu tip bir araştırmacılık mevcut. Her resim hatta her resmin her köşesi sizi uzun uzun düşündürebiliyor. Tabii bunu isterseniz hiç düşünmeden de resme şöylece bir bakıp sevgiyi yakalar, mutlu olursunuz. Bir resmi anlatmanın ne kadar zor ve lüzumsuz olduğunu biliyorum. Hele ressamı Erol Akyavaş olursa, bu dediklerim hislerimin zayıf bir anlatımı ve bazı tarihi olayların ön izahı. Resimlere sadece bakınız, çok şeyler hisseder, düşünüp mutlu olursunuz. Erol Akyavaş'ın asırları kucaklayan sevgisini siz de paylaşırsınız gününüz daha renkli, hayatınız daha mutlu olur. Tarihi bir bina olan Benoit Palace'ın içinde sanatı çok benimseyen Ruslar, bunu hissettiler ki sergi çok takdir topladı. Büyükelçi Volkan Vural ve Türkiye'den gelen misafirler, ailesi, dostlar ve Leningradlılarla beraber kutladık bu renk dolu anları bir akşam yemeğinde hoş sohbetler ve Rus usulü bol votka ile... Erol mutluydu. Hele ikimiz yalnız kalınca yıllar öncesine giderek mektepteki şakalara başladık birbirimizle. Yatağımın altına çalışan bir teyp bıraktı benden habersiz, gecemi kontrol edecekti, sabah bunu söyleyince uyandım, gülerek, dikkat etmeliydim. Aynı numarayı birkaç yıl önce Gökşine yaptığını anlatmıştı. Resimleri Leningrad'da bırakıp döndük Moskova'ya. Umudumuz bir müddet sonra Moskova'da bu sevgiyi tekrarlamak. Eylül 1990 |