Suat Taşpınar bu hafta Radikal'deki "Gece Gündüz Moskova" köşesinde yazdı: "Maaşı 13 bin dolar olan pozisyona aylardır adam bulunamıyor" dedi Rus arkadaşım. Pozisyon, 'satış müdürlüğü' imiş. "Ama hiç dil bilmeyen 18 yaşındaki sekreterler bile artık 500 dolardan kapı açıyor, senin dediğinin aylığı bin doların az üstü, tabii ki adam bulamazsınız" diye bilmişlik tasladım. Beni dumura uğratan cevap anında yetişti: "Yıllık değil, aylık 13 bin dolar veriyorlar. Ama piyasada o işi bu paraya yapacak boşta adam yok. İthal etmek lazım!"
Bu Rusya'ya, hele de Moskova'ya akıl sır ermez. Devlet istatistiklerine bakarsanız size "Aylık ortalama maaşlar 1998 krizinden beri rekor bir artışla ilk kez 300 doları aştı" der. Öbür taraftan 13 bin dolar maaşlı koltuğa adam bulunamaz. Gel de çık işin içinden!
Bu konu son zamanlarda medyanın en popüler haberleri arasında. Petrol ve gaz gelirleriyle ekonomisi gaza gelen Rusya'da tüketim çılgınlığı had safhaya varınca, şirketlerin kârlılıkları uçuşa geçmiş durumda. Dolar bazında yıllık kârı, bir dönem öncesine göre en az yüzde 30-40 artmayan şirkete 'batak' ya da en iyimserinden 'başarısız' gözüyle bakılıyor. Piyasa bu kadar büyük ve coşkulu, yönetici pozisyon için yetişmiş elemanlar ise bu kadar nadir olunca, maaşlar, primler aldı başını gidiyor. Peki çözüm? Ya piyasadaki yöneticiler baştan çıkarılıp transfer ediliyor ya da ithalat yoluna gidiliyor. İlk durum, Rusya'daki Türk profesyonelleri de ziyadesiyle mutlu ediyor. Gün geçmiyor ki, yeni 'şehir efsaneleri' kulaktan kulağa fısıldanmasın: "Duydun mu, filanca şirketin genel müdür yardımcısını bir Rus şirketi 1 milyon dolar transfer ücreti bastırıp almış" ya da "Daha dünkü çocuktu, şimdi Amerikan şirketine 30 bin dolarla müdür olmuş." Sahiden de Türklerin yıldızı Rusya'da ışıl ışıl parlıyor. Neden peki? Uluslararası ya da Rus, büyük bir şirket var diyelim. Rus pazarında pastadan payını büyütmek için iyi bir yönetici arıyor. Malum Ruslar bu işleri daha yeni öğreniyor, onların içinden sivrilenler zaten havada kapılıyor. Ama ortada hâlâ açık var. Doğu Avrupa ülkelerinden aramak da var, ama asıl Türkler ideal aday. Tıpkı Rusya gibi, krizlerin ardı arkası kesilmeyen, gâvurların deyimiyle 'emerging market'ten şerbetlenmiş olarak geliyorlar. Yani bir Batılı profesyonelin hayatında kıyısından bile geçmediği zorluklar, sıkıntılar, krizler bizimkiler için 'vakayı adiye'. Üstelik burnundan kıl aldırmayan Batılıların aksine bizimkilerin maliyeti daha düşük (100 milyon dolarlık bir işe girişen Rus yatırımcının, işi götürecek adama 1 milyon dolar ödemesi gayet normal). Hem de Türk profesyoneller genellikle işleriyle 'evleniyor'lar. Gece gündüz, hafta sonu, bayram, ne zaman iş olsa, o zaman ordalar. Zaten kimi Rusların Türklerle çalışmaktan imtina etmelerinin önemli bir sebebi bu: "Kendileri mesaisiz çalışıyorlar, bizden de aynısını bekliyorlar" diye yakınmıştı bir Rus arkadaş. Haksız da değil! Bir de Batılılar hâlâ 'Ne olur ne olmaz' korkusuyla tırsıp sıcak yuvalarında otururken, 90'ların başında biraz da memlekette ekmek olmamasının verdiği mecburiyetle yollara düşüp buraya gelen 'genç Türkler'den müthiş kalifiye bir grup yetişti. Mükemmel Rusça konuşuyor, taşranın ücralarına kadar Rusya'yı biliyorlar, genellikle eş durumunda 'Rusyalı'lar, bir de tabii Ruslarla Türkler arasındaki ortak noktaların çokluğu işlerini kolaylaştırıyor. Ama sakın bunu okuyup da, '13 bin dolarlık işe talibim' diye yollara düşmeyin. Kalifiye olmayana iş yok. Rusya için 'kalifiye olmak' denince 'olmazsa olmaz'lar belli: İyi Rusça bilmek, en az birkaç yıl Rusya'da profesyonel deneyimi olmak ve hepsinden önemlisi 'ara katmanlar' için değil 'top pozisyonlar' için kantara çıkabilecek kadar 'iyi' olmak. Rusya'nın gittikçe azalan nüfusuna ve gittikçe artan zenginliğine bakıp hayal kuruyorum: Muhtemelen 20-30 yıl sonra Çinlilerin işçi, Türklerin profesyonel yönetici, Rusların da patron olduğu bir iş âlemine doğru seyrü sefer halindeyiz!
|