|
DELAVAYA KALBASA - GOSPAJA/ Neslihan Aktay yazıyor: Bu şehirde yeni yılı beklemek de çok keyifli. Biz Türkiyelilerin çaba göstererek ulaşabildiği masalsı iklim buranın doğal silueti. Her meydanda yükselen çeşit çeşit çamlar, renkli ışıklar, insanların alışveriş coşkusu en dingin ruhları bile harekete geçirecek cinsten. Benim ruhum ise hepten coşuyor doğrusu. Yılbaşına bir hafta kala gündüzlerimin aylâklığına inat, akşamlarım yeni yılı kutlama amacına yönelik faaliyetlerle geçiyor! Üstelik burada ofislerde yapılan yeni yıl partileri bizdekilerden çok daha samimi, daha eğlenceli.
İstanbul'daki ofis partileri genelde, kokteyl havasında, ikişer üçerli grupların köşelerde toplanıp etrafı süzdüğü, dansın bile neredeyse zorunlu yapılıp, insanların eğlenmeye değil de lütufta bulunmaya geldiği havası yarattıkları ortamlar oluyor ne yazık ki! Epeydir göremediğim arkadaşlarla azıcık çene çalarız diye biraz erken gitmek niyetindeyim. Bulduğum ilk taksi ile de anlaştık yola çıktık her şey gayet iyi ancak yine tuhaf bir şeyler oluyor. Şoför arabayı seri zig zaglar yaparak ve bunları da ‘İyyyyuuuv' şeklinde ses efektleri ile destekleyerek kullanıyor. Tanrım, yeni yılı göremeyeceğim! Bu arada Türk erkekleri gibi başladı mı tarzanca ingilizcesi ile askerlik anılarını anlatmaya? Meğer bizimki askerliğini Afganistan Savaşı'nda yapmış. Bu arada benim Türk olduğumu da kesinlikle kabul etmiyor. İngiliz olduğumdan eminmiş! Tek parça halinde ve bir an önce gidebilmek uğruna ‘Haklısın' deyip kestiriyorum. Gideceğim yeri kolay tarif edebilmek için yanında bulunan başka bir ülkeye ait konsolosluk binasını da söylemiştim ancak her zamankinden farklı yollardan gidiyoruz. Meğer bizim şoför ben İngiliz müşterisine, önce şehirdeki askeri okulları ve binaları, ardından da Amerikan ajanların yaşadığı binaları gösterecekmiş! Ne tesadüf ki yolumuz üzerindeki binaların yarısı askeri okul, diğer yarısı da ajanların istihbarat merkeziymiş! Niye böyleler hep beni buluyorsa?! Neyse şükürler olsun gideceğim yere varabildik. Birkaç kişi iş harici bir telaş içinde koşturuyor. Büyükçe bir salonda hazırlanan U masa düzeni sayesinde kimse sağa sola dağılamayacak, herkes aynı masada olacak. Masa üzerinde aperatifler haricinde başrolde şampanya ve votka var tabii ki! Saat altıyı bir geçe konular salondaki, CD ler de müzik setindeki yerlerini aldılar bile. Stresi hemen atmak için hızla yuvarlanan şampanyalar hızlı bir geceye işaret ediyor. İlk ‘Tost' uyarısı sonrası oluşan ani sessizlik şaşırtıcı. Müdür Bey ayağa kalkarak, kadehini iyi dileklerle kaldırınca, ahali bir ağızdan ‘Hurra!' deyip fon dip yapıyor ardından sohbetlere devam. Bu partide herkesin belli görevi var herhalde. Bir kişi beş, on dakikada bir ayağa kalkıp, Rusça maniler söylüyor. Ardından ‘Hurra! S'novi godm!(İyi yıllar)' Bu kadar kişinin sırayla tost, bizlerin de ardından fon dip yapacak olması sanım vahim sonuçlar doğuracak! İki, üç kişi sohbete izin yok, eğlence hep beraber olacak! Sıra geldi oyun kısmına. Herkes içinde niyetler yazılı kağıtlardan seçiyor, sırayla okunup icra edilecek. Şiir okumak mı yoksa solundaki hemcinsinle dans etmek mi ne çıkarsa bahtına! Bir niyet, bir tost, arada maniler ve 2006 da burcunuza göre sizi bekleyenlerin okunması derken, bu yoğun programı algılayabilmek için sağlam olmak gerekiyor. O da burada ne mümkün? Moskova soğuğuna inat, bu insanların yürekleri ısınmış sanırım. Samimi bir ortam yaratıp, hesapsızca eğlenmeyi bilmek her babayiğidin harcı olmasa gerek. |