|
Rus'ları tanıdıkça bazı yönleriyle Türkler'e ne kadar benzediklerini daha iyi anlıyoruz. Moskova'ya gelmeden önce Rusya'yla bir şekilde ilişkisi olan kimseler, "Ruslar çok soğuk insanlardır, ağzından bir lafı kerpetenle zor alırsın; ama güvenini kazandıktan sonra da zor kaybedersin!" demişlerdi. İşin doğrusu gercekten de bu. Gayet seviyeli ve düzeyliler; size yansıtmadan sizi tanımaya çalışıyorlar. Her şey yerli yerine oturduktan sonra ise; tüm içtenlikleriyle varlarını yoklarını size sunuyorlar.
Bunun en güzel örneklerinden birini ev sahibimizle yaşadığımı söyleyebilirim. Kira sözleşmemizin sene-i devriyesi olması nedeniyle geçen haftalarda ev sahibimizin evine gittik. Açıkçasını söylemek gerekirse giderken biraz tedirgindim, emr-i vaki bir gidiş olmuştu. Ev sahibemizle daha önce hiç tanışmamıştım, sadece eşinin tasvirinden oldukça kurallı ve düzeni seven bir bayan olduğunu anlayabilmiştim. Kapıdan girer girmez, önce evlerinin sadık köpeği "Chipa" üstümüze atlayarak bize merhaba dedi. Etrafımızda dört dönüp kuyruk sallayarak bizi tanımaya çalıştı. Sonrasında ise; ev sahibemizin güler yüzüyle karşılaştık. Tanışma faslının ardından aynı bizim yaptığımız gibi bize evlerini gezdirdiler. Bu esnada çay suyu kaynamaya başlamış ve ben yavaş yavaş rahatlayarak ev sahibemle koyu bir sohbete bile girmiştim, tabi rusçamın el verdiği kadar koyu! Kısa bir zaman içinde ev sahibemiz, büyük bir marifetle masayı donatarak bize servis yapmaya başladı. Yardım etmek için her elimi kaldırdığımda ise; "sen misafirsin otur bakalım, hele bir de bütün gün çalışıyorsun dinlenmen lazım" diyerek beni yerime oturtuyordu. Bu beklenmedik kadar uzun çay sohbeti, Rus'ların ne kadar misafirperver olduklarını ve gelecek zorlu kışa doğal yollardan nasıl hazırlanılması gerektiğine dair birçok bilgiyle doldurdu beni. İlk olarak, ekim ayının başında her yerde ilanlarını gördüğümüz "Med Yarmaka-Bal Pazarı"ndan aldıkları balları tanıtmakla, hangi çeşidinin nelere deva olduğunu ve nasıl yenmeleri gerektiğini anlatmakla işe başladılar. Bunun sonucunda önemli bir yanlışımızı öğrendim; kaynar sütün ya da çayın içine bal eklenmemesi gerektiğini. O kadar sıcakta bal vermesi gereken enerjiyi veremez ve tüm vitaminini kaybedermiş. Konu ballardan ve vitaminlerden açılınca ev sahibemiz yememiz için evde kendisinin çay üzümünden (blueberry) hazırladığı bir reçeli buzdolabından çıkararak kocaman bir kasede bize servis yaptı. Bu benim bildiğim reçellere pek benzemiyordu; başta buzdolabında saklanıyor olması bizim annelerimizin yaptıklarından farklı olduğunun ilk işaretiydi. İkincisi reçel olmasına rağmen tat kıvamının gayet iyi ayarlanmış olmasıydı. Hemen bunun sırrını öğrenmek istedim tabi. Sırrı annelerimizin yaptığı gibi meyveleri şekerle kaynatmamakmış! Kaynatmayarak özellikle çay üzümünün içindeki C vitamininin kaybolmaması sağlanıyormuş. Böylelikle de kışın özellikle enerjiye ihtiyaç duyulduğu zamanlarda ve hastalıklara karşı doğal ilaç olarak kullanılıyormuş. Özellikle doğal ilaçlar ve vitaminler konusunda Ruslar'ın eline su dökebilecek millet zor bulunur. Bunun yanında soğuk kış günlerinin iyiden iyiye kendisini gösterdiği şu günlerde özellikle yememiz gereken meyvelerin neler olduğunu anlatarak hepsinden birer tabak sofraya servis yaptılar. Mutlaka yememizi sağlamak için de ayrı ayrı soyarak tabaklarımıza bölüştürdüler. Bu davranış bir yerlerden çok tanıdık geldi bana! Eşim, evsahibimizle yavaş yavaş kira konusunu konuşmaya başladığında ise; ev sahibemiz masaya çok şık şerbet bardaklarında "tatlı yiyelim tatlı konuşalım" diyerek çilek ve çay üzümü karışımından evde hazırlanmış bir komposto getirdi sofraya. İşe de yaramadı değil tatlı servisi... Evden ayrılmadan önce ise; elimize kocaman bir torba tutuşturuldu. İçinde kocaman bir kavanoz çay üzümü reçeli, içerken aromasını çok beğendimizi söyleme gafletinde bulundugumuz yeşil çaydan açılmamış bir paket ve faydalarını anlata anlata bitiremedikleri iki ekşi Rus elması! Hem de tam bir "Yarım elma gönül alma" zerafet ve alçakgönüllülüğüyle... Keramet tatlıya bağlanan kira sözleşmesinde midir bilmem; ama galiba misafirperverlik yarışında bize sıkı bir rakip var. |