|
Kızıl Meydan'dayım. Dünyaca bilinen Kızıl Meydan'daki Lenin Mozelesi'ni ziyaret edeceğim. Uzun bir kuyrukta bekliyorum. Hava çok soğuk, başımda Rus kalpağım, sırtımda kalın paltom, belli bir süratle yürünüyor dizili askerlerin kontrolünde. Kapıdan girdikten sonra başınızdan şapkanızı çıkarıp yavaşça yürüyorsunuz, konuşmak, durmak yok. Merdivenlerden indikten sonra cam bir kutu içinde Lenin uyuyor elbiseleriyle.
65 yıl önce ölmüş bir adamı uyuyor gibi görmekten etkilenmiyorum desem yalan olur. Mecburi istikamette istenen süratle turumu bitirip dışarı çıktıktan sonra kalpağımı giyip düşünüyorum, pek bir yorum bulamayarak. 1924 yılının Ocak ayında Lenin ölür. Ayın 21'i aynı gün binin üzerinde telgraf ve yüzlerce mektup gelir Komunist Partisi'ne, "Lenin'in vücudunu gömmeyin, onu saklayalım..." diye. 22 Ocak sabahı bu işin mütehassısı profesör Abrikasov Lenin'in vücudunu cenazeye kadar mumyalar. 26 Ocak günü Komunist Partisi Merkez Komitesi Kongresi'nde Lenin'in gömülmeyip mumyalanarak korunmasına karar verilir. 27 Ocak günü geçici olarak yapılan bugünküne benzer ahşaptan yapılmış mozoleye Lenin'in vücudu konur. 1 Temmuz 1924'de mozole halkın ziyaretine açılır. 1929'da yapılan şimdiki mermer mozoleye taşınır Lenin'in vücudu. Bu cesedi korumak için bir heyet kurulur, işin uzmanı birkaç kişi devamlı kontrol eder bedeni hatta aynı tarihte ölmüş birinin de cesedı devamlı gözlem altında tutulup, araştırmalar yapılarak vücudun aynı korunmasına çalışılır. Bu heyet halen mevcut olup ayda bir cesedi gözden geçirmekte ve bozulmaması için araştırma yapmaktadır. 1934 yılında mozoleyi ziyaret eden bir köylü Lenin'in cesedine ateş eder. Kurşun camı delemediğinden cesede birşey olmasa da köylü ikinci kurşunu beynine sıkıp orada intihar eder. Cebinden çıkan Lenin'e yazılmış mektupta, "... Milyonlarca insan ızdırap çekti ve çekiyor, ülkeyi ne hale sürükledin..." diye yazıyordu. İkinci dünya savaşının alevlendiği 1941 yılında gizlice ceset mozoleden alınıp saklanır, Urallar veya Sibirya'da bir yere götürüldüğü söylenen Lenin'in cesedi, tekrar büyük bir gizlilik içinde 16 Eylül 1945'de geri gelir mozoleye. 1953 yılında ölen Stalin'in de vücudu mumyalanıp hükumet kararı ile Lenin'in yanına konur. Yaşamları müddetince pek dost olmasalar da şimdi ikisi beraber dururlar yanyana. Mozolenin dış duvarında bulunan Lenin adının altına Stalin adı da eklenir. 1961 yılında henüz bilemediğim bir sebepten Stalin'in mumyalanmış vücudu oradan alınıp dışarı ihtilal kahramanlarının yanına gömülür, üstüne de bir büstü konur. Mozolenin üstünden de Stalin adı sökülür. İzler kalmıştır, silinir çıkmaz, boya denenir, onda da başarılı olunamayınca, yazılı cephe değiştirilip sırf Lenin yazan yeni granit cephe yapılır. Komunist ülkelerde başkanları mumyalamak bir anane olmuştur. Formül kimseye verilmese de, diğer bir komunist ülkede ihtiyaç duyulunca gizli olarak heyet yollanıp bu iş yaptırılıyor. 1949 yılında Bulgaristan Başkanı Dimitrov, 1969 yılında Vietnam Başkanı Hosemin, 1976 yılında Çin Başkanı Mao Cetum, 1979 yılında Angola Başkanı Agastinio, bu heyet tarafından mumyalanmıştı. Şu anda bunların durumu ne pek bilemiyorum. Bildiğim bu işin çok ciddi devamlı bir bakım istediğidir. Lenin mozolesinden çıkınca, önünüze yıllarca Moskova'nın sembolü olmuş bir kilise çıkar. Bu büyük kontrast Sovyetler'de olağandır. Benimsenmese de tarihi eserler korunur. Bugün Moskova'da halka açık olacak durumda olmasalar bile kiliseler korunmuştur müze gibi veya farklı fonksiyonlarda. Aziz Basil Katedrali diye adlandırılan bu kilise 1551 ila 1561 yılları arası inşaa edilmiştir. Mimarı Barma ve Postnik. Bunlar iki kişi olabileceği gibi bir kişi de olabilir. Aydınlatıcı bir bilgi bulamadım. Rus ordusu Kazan Hanlığı'na karşı 8 günlük bir savaştan sonra zafere ulaşır, bu zaferin sembolü olarak Ruslar 8 adet kilise inşaa etmek isterler. Mimar veya mimarlar aynı temel üzerinde 9 farklı kubbe ile bunu büyük bir kilise olarak planlarlar. Temel beyaz taştan, duvarlarsa tuğladandır. Çok farklı bir mimariye malik olan kilisenin adı Pakrov Katedrali'dir. Pakrov, örtü manasına gelir ve İsa'nın yüzünün silindiği ve halen Avrupa'da bir kilisede bulunan bezin bulunduğu günün kutlandığı bayram manasını taşır. 1588 yılında ilave bir kısım yapılır, Aziz Bazil adına. Çan kulesi eklenir ve 1670 yılında, kilisenin adı Türkiye'de Kayseri'de yaşamış Vasil adlı Ortodoks azizin adını alır. Çok farklı bir mimari tarzı olan bu kiliseye doğru yürüyorum. Kremlin Saat Kulesi çalıyor. Duvarın önünde, üç asker kaz adımı ile yürüyerek Lenin mozelesinde nöbet değişimine gidiyorlar. Soğuğa rağmen seyrediyorum. Aklımda canlı gibi gördüğüm Lenin. Şubat 1989
|