spacer
05/07/2008 08:39
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::
HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL SIK KULLANILANLARA EKLE ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
"Dışarıda kar, orman bembeyaz, uzaktaki duman bile... TV'de siyah‑beyaz bir bale"
ImageYıl 1989. İlk inşaatçı Türkler Moskova'da ilk büyük projelere imza atmaya başlıyor. ENKA'nın duayeni Murat Gülmezoğlu, o günleri anlatıyor: "Dışarıda kar, bembeyaz olmuş kavak ormanı ve yollar, beyaz bir duman tütüyor uzakta. Siyah beyaz televizyonda bale resitali, elimde beyaz bir kağıt, karalıyorum. Kar yağıyor hiç durmadan, bembeyaz olmuş her yan başka ne olabilir ki? Mevsim kış, yer Moskova. Bir zamanlar nehir olan Neglinaya caddesi ile Petrovka Caddesi arasına 1906 yılında inşaa edilmiş ve şimdi tamamen harap olmuş bir çarşıyı restore ediyoruz. Sütunlar, heykeller, işlemeli korku­luklar, tavanlar, başlıklar..."

 

Moskovalıların çok sevdigi bir bi­na; gelip geçen herkes durup bir bakıyor yapılanlara. Gazeteciler, radyo, televizyon, mecmualar hep soruyorlar, binanın yenilenmesin­den heyecanlı.

Dışarıda kar, beyaz olmuş, yağan karla çınarlar, sobalar gürül gürül yanıyor odunlarla. Borulu Gramofonda Mozart calıyor bir taş plakta. Dışarıyı seyrediyorum cumbadaki. Sedire oturmuş, kafamda ga­rip bir şapka, yıl 1939, yer Moda. Garip bir tutkum vardı şapkaya o yıllarda. Nerede bir şapka bulsam başıma geçirir, oyalanırdım. En sevdiğim itfaiyeci şapkalarıydı... ...Şöyle pırıl pırıl bir itfaiyeci sap­kası idi, tek amacım o yıllarda. "Sen büyüyünce ne olacaksın oğlum?" diye sorulduğunda, "İtfaiyeci.", diye cevaplardım. Kimbilir neler düşünüyordu bu ce­vabı alanlar? Ne olduysa bilemiyo­rum ama ilkokula başladıktan son­ra, şapka aşkım tamamen yok ol­du. St. Joseph'de mecburi olan kasketi okul kapısında giyer, çıkar­ken çantama atardım. Saçlarım tamamen dökülünce arada bir giydiğim kasketi de sık sık kaybetti­gimden, başımda görenler çok de­ğildi.

Dışarıda kar, beyaz önümdeki kavaklar, hatta uzaktaki duman, sehpada siyah kürk şapkam, siyah‑beyaz devam ediyor bale. Sütunları düşünüyo­rum. Petrowsky Pasajı'nın bembe­yaz üstleri hep işlemeli, heykeller, kornişler... Eskisinin aynı ama yepyeni. Modern bir çarşı yaratıyoruz eskisinin aynı.

Dışarıda kar, ileride beyaz kavaklar, devam ediyor yağmaya kar...
Hayalimde. Yeşile dönüşüyor beyazlar. Giresun'dayız yıl 1968, Aksu Kağıt Fabrikası inşaatı. Çamurla mücadele ediyoruz, o güzelim ye­şilin içinde. Binalar yükseldi sonra maki­nalar kuruldu, çatı örtüldü ve bir gün bembeyaz bir gazete kağıdı sarılmaya başladı rulolara. Hiç unutmam o sevinci hala, saklarım ilk kağıdın bir parçasını. İlk çıkan koktan bir parça alıp saklayama­dım. Fakat hiç unutmadım, kok fırınlarını inşa etmek icin verdiğim mücadeleyi; yollar bile değişiyor­du, hergün. Demir Çelik Fabrikası yükseliyordu, hızla. Her yerde bir bina, bir fabrika, konveyörler, ba­calar... içim ısındı tatlı tatlı, İsken­derun'u anınca.

Dışarıda kar, televizyonda bale "Geliştirmek lazım her şeyi... Hat­ta en değişmez bilinen klasiği..." Sene 1958, Paris'te bir cafe; ilerki bir masada hararetle biraz da yük­sek sesle anlatıyor çevresine Serj Lifar. ".. Önce ışıkları söndürdüm sa­londa, göbekli müşterilere göz kırpan balerinler için. Klasik arabeski kırdım, sonra devam ettim. Modern bir bale doğdu..." Şimdi o bale bile klasik oldu. Paris operası­nın eski müdürü şimdi hayatta mı bilmem.

Dışarıda kar, kavaklar beyaz, tele­vizyonda klasik bale, siyah‑beyaz... Beyaz elbiseler giyen insanlar, sa­rıya çalıyor tüm renkler. Kavak ye­rine binlerce palmiye. 1974 oldu sene, Libya'da bir kireç fabrikası inşaa ediyoruz. Kum denizinin orta­sında, sonra çimento fabrikaları Bengazi'de, Homs'ta, bir yol Tarhuna'dan ‑ Quasbat'a, binalar ve koca bir şehir Raslanuf. Şu işi, tank işi, fabrikalar, şehirler, binalar yapıldı, yapılıyor Libya'da. ... Kutsal şehir Mekke'ye su getiril­di, önce. Çimento fabrikası Riyad'da, endüstri binaları Jubail'de, Ho­fuf'ta evler, Al‑Khafji su depoları, banka binaları, su dağıtım şebeke­leri, Riyadh'da bir camii, Suudi Arabistan'ın her yanın­da binalar.

Dışarıda kar, her taraf bembeyaz, siyah‑beyaz olan tek şey TV'deki bale. 1000 yataklı bir has­tane inşaa ediyoruz. Moskova'da ısıtılıyor herşey, hatta betonlar bi­le. Soğutmak için çektiklerimizi düşünüyorum da... Irak şantiyemiz, Türkiye'mizdeki yüzlerce eserimiz her yana yayılı­yor hızla. Yaptığımız bir yol ilerliyor Luth gölü kenarından, ge­riye dönenin heykele dönüştüğü efsanesinin geçtiği yerdeyiz. Gülerek bakıyorum, korkmuyorum. Ürkütmüyor efsane bizi zira geri dönmeye hiç niyetimiz yok. Taşlaşmak bize göre değil. İlerliyoruz.

Dışarıda kar, kafamda itfaiye şapkam, koş­mak istiyorum. 50 sene sonra bile kimbilir neredeki bir şantiyede...

Dışarıda kar, orman bembeyaz, uzaktaki duman bile...

Televizyonda siyah‑beyaz bir bale.
                                                                                      Ocak 1989

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
Türkiye ile Rusya, "çok boyutlu ortaklık" hedefinin neresinde?
 
Kompas-Pusula

spacer

(C) 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.