Günlerdir vahim hallerdeyim. Editör habire arayıp fırça atıyor. "Senin bu köşeyi hepten kaldıracağım" diyor. Sebep? Anlatsam da inanmazsınız. Yani ancak Aziz Nesin hikayelerinde olabilecek bir vaka. Okurların birinden iş teklifi aldım! Editör buna bozulmuş!
Malum biz de yıllardır buralarda yaşıyoruz. Kaç yı oldu saymadım bile. Tamam bazı abilerimiz gibi büyük voliler vuramadık ama halimiz çok kötü de değil. İşte bu site ortaya çıkınca biz de mevcut şirketteki işimize halel getirmeden millete bir hayrımız dokunsun istedik. Editöre baştan söyledim. Ben senin gibi yazamam. İlkokuldan beri kompozisyonum hep kırıktır. Eğer benim sana geçeceğim emailleri adam edersen imlasını düzeltirsen yayınla dedim. Anlaştık. Ben de başladım yazmaya. Hangi işi yapmalı? Moskova'da hangi alanlar boş? Bunları anlatmaya başladım. Herşey iyi güzel gitti. Güzel mesajlar aldım. Editör de arada bir çay ısmarlayıp sırtımı sıvazladı. "Koçum böyle devam et, seni çok ünlü bir yazar yapacağım" dedi. Ama işte o kapı yazısını yazdıktan sonra işin rengi değişti. Bir Türk müteşebbise peşimi bırakmadı. Habire mesajlar geldi. Rusya'ya kapı satacakmış, benim deneyimlerine ihityacı varmış. Bu ilgi alakaya teşekkür ederim. Ama lütfen doğru anlayın. Benim kimseyle ortak iş yapmak gibi bir derdim yok. Benim işim başımdan aşkın. Bu köşeyi bile ayda bir zor yazıyorum. Onun için lütfen artık iş tekliflerinden vazgeçin. Yakında köy yumurtası ve pekmez ile kapımı çalacaklar diye korkuyorum: Gelin siz benim fikirlerimi alın kullanın ama bana ortaklık teklif etmeyin. Yoksa editör bu köşeyi vallahi kapatacak!
|