|
Funda Özkan, Radikal'deki köşesinde yazdı: "Eski Sovyetler'in dağılmasından sonra oluşan devletlerin hemen hemen hepsinde bir Türk işadamının 'ekonomik hâkimiyetinden' söz etmek mümkün. Rusya denince ilk akla gelen isim Şarık Tara. ENKA Holding Onursal Başkanı Şarık Tara, Türk işadamlarının Rusya pazarında başarılı işler yapabilmesinin yolunu anlattı: "Rus edebiyatını bileceksiniz. Rusya'da çok iyi dostlarınız olmalı. Sadece politikacı da değil, sanatçı dostlarınız da olmalı." Başarının yolu net: Tolstoy, Dostoyevski hakkında bir, iki kelam edebilmek gerekiyor".
Funda Özkan'ın Radikal'de yayınlanan yzısı: "İşadamları Moskova'ya" dönemi bitti Bir dönemin siyasi söylemi, iş hayatına kolay uyarlanmıştı. 1987 yılında yürürlüğe giren doğalgaz anlaşması ve Sovyetler'in dağılmasından sonra Moskova, Türk iş âlemi için önemli ekmek kapısı haline geldi. Artık Moskova'daki ekmek de yetmiyor. Yeni hedef Rusya'nın taşrası. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) çatısı altındaki Türk-Rus İş Konseyi'nin 11'inci ortak toplantısı için Antalya'dayız. Rusya'dan gelen 100 ve Türkiye'den 150 işadamı Başbakan Erdoğan ile Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin'in çizdiği yol haritasını ete kemiğe büründürüyor, ilişkileri 'çok boyutlu ortaklık düzeyine taşımaya' uğraşıyorlar. Nedir çok boyutlu ortaklık? 2004 yılı sonunda iki ülke arasındaki ticaret hacmi 11 milyar dolar oldu. Bu yıl sonunda 15 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. 2007 yılı sonu için hedef ise 25 milyar dolar ticaret, 30 milyar dolarlık iş hacmi. Kâğıda yazmak kolay da, iş hayatında bu kadar büyük sıçramayı yapmak mümkün mü? 15 milyar dolarlık ticaret hacminin yapısından iki taraf da memnun değil. Türk tarafı, ticaret hacminin neredeyse yüzde 90'ını Türkiye'nin aldığı petrol ve doğalgazın oluşturduğunu, karşılığında Rusya'nın aynı düzeyde Türkiye'den alım yapmadığına işaret ediyor. Rus tarafı ise, Rusya'daki Türk firmalarının yatırımlarının toplamının 2 milyar doları, müteahhitlik sektörünün üstlendiği taahhüt işlerinin toplamının da 15 milyar doları aştığına vurgu yaparak, Rusların da Türkiye'de benzer yatırımları yapmasına olanak tanınması gerektiğini savunuyor. Turizmde de gidişat malum Türkiye'nin lehine. Bu yıl Türkiye'ye (daha doğrusu Antalya'ya gelen) Rus turistlerin sayısının 2 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Bir de 'bavul ticareti' boyutu var. Her ne kadar son yıllarda Laleli, Ruslar için eski cazibesini yitirse de, halen bavul ticaretinin hacminin 4 milyar dolar olduğu öne sürülüyor. Rusların hesabına göre ticarette Türkler, Türklerin hesabına göre de Ruslar 'kârlı.' İşte bu noktada çok boyutlu ortaklık hedefi, sorunu çözecekmiş gibi görünüyor. Antalya'daki toplantıda da Rus tarafı, ağırlıklı' olarak taşrasıyla temsil ediliyor. Vladimir, Serpuhov, Ural, Kuzey Osetya-Alaniya, Karaçay-Çerkesk, Başkortostan ile Tataristan Cumhuriyeti temsilcileri Türk işadamlarının yatırımlarını çekebilmek için bölgelerinin tanıtımını yapıyor. Hoş, bugüne kadar Efes İçecek Grubu, Şişe Cam, Zorlu'nun Vestel'i, Arçelik gibi dev Türk firmalarından Rusya'nın taşrasına yatırım yapanlar oldu. Türk-Rus İş Konseyi'nin toplantısındaki hedef ise orta ölçekli Türk firmaların ilgisini çekebilmek. Rusya'da iş yapan Tolstoy'u bilmeli Eski Sovyetler'in dağılmasından sonra oluşan devletlerin hemen hemen hepsinde bir Türk işadamının 'ekonomik hâkimiyetinden' söz etmek mümkün. Rusya denince ilk akla gelen isim Şarık Tara. ENKA Holding Onursal Başkanı Şarık Tara, Türk işadamlarının Rusya pazarında başarılı işler yapabilmesinin yolunu anlattı: "Rus edebiyatını bileceksiniz. Rusya'da çok iyi dostlarınız olmalı. Sadece politikacı da değil, sanatçı dostlarınız da olmalı." Başarının yolu net: Tolstoy, Dostoyevski hakkında bir, iki kelam edebilmek gerekiyor. Şarık Tara, genelgeçer başarı yollarını anlattı elbette, 'sabırlı olmak, itimatlarını kazanmak, kaliteli iş yapmak, şeffaf olmak' gibi... Bu özellikler, erdemler hemen hemen tüm dünyada geçerli de para kazanmak için edebiyat, tarih bilmek, entelektüel birikime sahip olmak, Rusya gibi nadir ülkelerin kıstası... İki motor ülke: Rusya ve Türkiye Türk-Rus İş Konseyi'nin Antalya'daki toplantısında eski bir tanıdık da vardı. Sovyetler'in son, Rusya'nın ilk Türkiye'deki Büyükelçisi Albert Çernişev. Akıcı Türkçesiyle, 'memlekete hoş geldiniz' selamlamasını kabul eden Çernişev, iki ülkenin kurmaya çalıştığı 'çok boyutlu ortaklık' için şu örneği veriyordu: "Avrasya'da Türkiye ve Rusya lider demek istemiyorum ama iki motor ülke. Bu iki ülke olmadan Avrasya'da kalkınma sağlanamaz." Çernişev şunu da ekliyordu: "Milliyetçilik, radikal İslamcılık gibi aslında Rusya ile Türkiye'nin dertleri aynı. O yüzden güçbirliği yapılmak zorunda." |