|
"Siz Türksünüz, Asyalısınız. Onlar Avrupalı. Sizin bambaşka bir kültürünüz, gelenekleriniz, hem de çok zengin ve çok güzel değerleriniz var. Siz bize benziyorsunuz. Ama onlar bambaşka. Bakma sen bir sürü küçük ülke olmalarına. Sonuçta bir araya geldiklerinde diniyle, kültürüyle homojen bir toplum onlar. Sizin Avrupalı olmanız, erkek iken kadın olmak kadar absürd bir şey." Suat Taşpınar Radikal'deki köşesinde, Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili Rusya cephesinden kesitler yazdı:
Bizim derdimiz Avrupa, Rusların derdi Türkiye "Benim aklım almıyor" diyor Saşa, "Siz nasıl Avrupalı olabilirsiniz? Mesela biz Ruslar, ABD ile birlik kurmak istesek, değişip Amerikalı olabilir miyiz? Hiç mümkün mü böyle bir şey?" "Ya sabır" deyip baştan alıyorum. Her ne kadar bu çocuğun Türkçesi, 'Ben Türküm' diyenlerin en az yarısından daha iyi olsa da, ben tane tane anlatıyorum bir kez daha. 'Nuh' diyor, 'peygamber' demiyor. Ha bire lafımı kesiyor: "Siz Türksünüz, Asyalısınız. Onlar Avrupalı. Sizin bambaşka bir kültürünüz, gelenekleriniz, hem de çok zengin ve çok güzel değerleriniz var. Siz bize benziyorsunuz. Ama onlar bambaşka. Bakma sen bir sürü küçük ülke olmalarına. Sonuçta bir araya geldiklerinde diniyle, kültürüyle homojen bir toplum onlar. Sizin Avrupalı olmanız, erkek iken kadın olmak kadar absürd bir şey." Son lafı biraz ağır kaçıyor. Serde delikanlılık var. Hani bizim de 'kırmızı çizgimiz' mevcut. Yine de 'Sabır' deyip anlatıyorum: "Bak benim güzel kardeşim" diyorum, "İlla öyle bir benzetme yapacaksan, kimse cinsiyet değiştirmiyor, biz sadece Avrupa'yla evleniyoruz." Dallama, kroşeyi çakıyor: "O zaman bu evlilikte kimin karı, kimin koca olacağına bakmak lazım. Sanki siz öpülüyormuşsunuz gibi geliyor bana!" "Kız evi, naz evidir" diyorum, "Avrupa naza çekiyor. Biz erkek tarafıyız. Yalnız kenar mahalleden zengin muhitine gelen ilkokul mezunu, bıçkın delikanlı gibi duruyoruz. Kızın babası şerrimizden korkuyor. Onun için bize ha bire 'Git üniversiteyi bitir, askerliğini yap, iş bul, her gün sakal tıraşı ol, ayakkabının arkasına basma' diye şart koşuyor. Bizim kafamız atıp da 'Al kızını da başına çal' demezsek bu yolun sonunda düğün var." Saşa lafa balıklama atlıyor: "Bak sen ağzınla yakalandın işte. Ben de bundan korkuyorum. Şimdi Türkiye'nin, Türklerin kendince bir kültürü, imajı var. Biraz kaba saba, biraz cahil, ama harbi, temiz yürekli, çalışkan ateşli Akdenizli. Sizin retro tarzınızdan, metro toplumu yapacaklar. Genetik bozulmaya uğrayacaksınız. Yazık olacak size! Biraz bekleseydiniz Rusya ile Türkiye birlik kurardı. Biz birbirimize daha çok benziyoruz." Tüm haftamız, bu minval üzre muhabbetlerle geçti. Ruslara 'ne olup bittiğini' anlatmak kolay olmuyor. Çünkü biz son tahlilde, "AB bahane. Bizim derdimiz Türkiye'nin tüm standartlarını 'müreffeh ülkeler seviyesine çıkartmak', bunu da kendi rızamızla bunca yıl yapmadığımız için AB vesile oluyor" diye düşünüyoruz. "Derdimiz milli kimliğimizi değiştirip 'taklit Avrupalı' olmak değil, bireyin devlet önünde ezilmediği, insan gibi yaşayabileceğimiz medeni bir düzen" diyoruz. Ama Rusların çoğunluğunun hayata ve meselelere bakışı bizim henüz çok gerimizde. Mesela çoğunluğun demokrasi, insan hakları, mülkiyet hakkına saygı, toplumsal hayatta devletin etkisini azaltma vb. gibi dertleri yok. Tam aksine bu ülkede 'demir yumruk' her zaman arzulanan bir yöntem olmuş. Biz imparatorluğun tortusunu ve kompleksini yavaş yavaş atıyoruz, Ruslar hâlâ buna sarılma eğiliminde. Velhasıl, Türkiye-AB eksenli haberler Rus medyasında da vitrine çıkarken, buradakilerin derdi ve bakış açısı bambaşka. 'Sokaktaki adam'ın tek derdi şu: "Türkiye AB üyesi olursa şimdiki gibi rahat tatile gidemeyiz, vize koyarlar, fiyatlar da artar." 'Düşünen adam'ın derdi ise, orta ve uzun vadede dünyanın güç dengelerinin değişeceği hesabıyla 'potansiyel stratejik partner' Türkiye'nin AB'ye girmesinin Rusya'nın çıkarlarına olmayacağı, Türkiye-Rusya hattında enerji dahil her alanda ticaretin zorlaşabileceği, hatta Boğazlar'dan geçişlerin bile uzun vadede 'mesele' olabileeği yolunda. Ve son tahlilde Rusların çoğunluğunun Türkiye-AB ilişkilerine bakışı, İzvestiya gazetesinin attığı bir başlıkta 'basitleştirilmiş' durumda: Ya Avrupa Türkleşecek, ya da Türkiye Avrupalılaşacak!
|