Suat Taşpınar, pazar günü Radikal'deki "Gece Gündüz Moskova" köşesinde, "devlet içinde devlet" sayılan başkentin "bir kısım" şanslı sakinlerinin hikayesini yazdı. Çalışmaktan haz etmeyen, ayrıcalıklarının keyfini süren azınlığı irdeledi: "Troleybüsün şoförü Ukraynalı. Tramvayın vatmanı Belarus. İnşaatta Türk ya da Moldovalı işçiler mala sallıyor. Sokağımızı Kırgız delikanlılar temizliyor. Ve biz Moskova'da yaşıyoruz.
Geçen hafta Rus halkının 'karakter özelliklerini' sorgulayan bir anketin sonuçları açıklandı. Halk, 'iyilik, dürüstlük, sözüne güvenilirlik, misafirperverlik' gibi olumlu vasıfları 'Rus halkının olmazsa olmazları' diye tanımladı. Moskova'yı hesaba katmazsanız, özellikle Rusya'nın bozulmamış 'taşrası' için buna itiraz edecek kimse zor çıkar. Anketin 'özeleştiri' kısmında, 'Rus halkının en kötü tarafı ne?' diye soruldu. Yüzde 42'lik kitle 'alkol ve uyuşturucuya meyil', yüzde 23'ü ise 'tembellik' dedi. 'Ruslar çalışmayı sevmez, Moskovalılar hiç sevmez.' İğneyi kendilerine batırma konusunda hüner sahibi Ruslardan sık duyarım bu cümleyi. 'Tahmini sebeplerini' anlatmıştım. Derler ki: "Sovyet devrinde özel mülkiyetin tadından insanların mahrum edilmesi, suyu getirenle testiyi kıranın bir tutulması, çok çalışmakla değil 'çalışıyor gibi yapmak'la gün geçirilmesi, insanların bu yarı açık cezaevi hayatından bunalıp 'her şeyi unutmak' için alkolde teselli araması vb. nedenler Rusların genetik yapısını bozmuş ve tembel bir millet haline getirmiş. Kabahat sistemde!" Neyse ne. Artık devir değişti. Çalışmayana ekmek olmaması lazım, değil mi? Ama tembelliği iş edinenler, 'Bu düzen değişmemeli' şiarıyla direnmeye devam ediyor. 'Ayrıcalıklar'ını koruyarak hem istirahat ediyor, hem de iyi yaşıyorlar. Özellikle Moskova'da ciddi bir 'rantiye' var. Mesela en pahalı markaların vitrini olan Tverskaya Caddesi'nde, vaktiyle üç kuruşa iç ettiği bir mağazayı 100 bin dolar aylıkla kiraya verip yedi sülalesini yaşatan çok. Tabii herkes SSCB sonrası kaos döneminde bu kadar büyük 'pasta' aşıramamış. Büyük dilimi yönetici sınıf kendi arasında paylaşmış. Ama normalde eski Moskovalıların çoğu, fazla sıkıntıya girmeden yaşayacak altyapıya sahip. Yatıp kalkıp Sovyet devrine dua etsinler. Herkese bir konut verilmiş zamanında. Şimdi yaşlı nüfus günbegün seyrelirken, onların evleri çocuklarına kalıyor. Benim yakın çevremde bile, annesinden, dedesinden kalan dairelerin kira gelirleriyle yan gelip yatan Rus tanıdığım o kadar çok ki! Hal böyle olunca Moskovalılarla uğraşmak zor. Vasıfsız bir sekreter bile olsa, işe yeni eleman alacak şirketler için 'Moskovalı olmak' artık 'eksi puan' sayılıyor! Bir işadamı arkadaşım izah ediyor: "Ne iş olursa olsun, taşradan gelenleri alıyorum. Çünkü Moskovalılar tok, kaprisli. Üç gün sonra canı sıkılıyor, işi bırakıyor. Çoğunun evi, barkı var. Altı ay çalışmazsa ölmez. Oysa taşradan ya da Sovyet cumhuriyetlerinden Moskova'ya gelenler burada kalabilmek için dişleriyle, tırnaklarıyla işe yapışıyor. Kapris yapmıyorlar. Başarısız olurlarsa taşraya, işsizliğe, sıkıcı bir hayata döneceklerini biliyorlar." Moskovalıların erkeğine 'Moskviç', dişisine 'Moskviçka' diyorlar. Hepsi değil elbette, ama esaslı bir bölümünün işleri tıkırında. Ortalama aylık gelirlerinin şimdiden bin doları geçtiğine kalıbımı basarım. Şıkır şıkır giyiniyorlar, 'Biz yorgun doğduk, dinlenmek için yaşıyoruz' deyip, keyif çatıyorlar. Dünyaya Moskovalı olarak gelmek mi varmış, ne dersiniz?
|