spacer
04/12/2008 04:42
TURKRUS.COM :: ana sayfa ::
HAKKIMIZDA REKLAMLARINIZ FORUM SARI SAYFALAR LİNKLER FOTO İLETİŞİM E-MAİL Siteyi Kaydet! ARKADAŞINA ÖNER
spacer

Son Eklenenler
spacer
Kamçatka volkanlarında kamp yapmak
Atlas dergisi eylül sayısında Kamçatka'yı kapak yapacak. Derginin yazarı Özcan Yüksek, Referans gazetesine ilk izlenimlerini yazdı: "Tuhaf rastlantıların buluştuğu bir tırmanış yolculuğu yaptım Kamçatka'da. Büyük Okyanus'ta volkanlardan oluşan Ateş Çemberi'nin en yakıcı parçasında. Bu rastlantılara pes dedim, şaşırdıkça şaşırdım."


Uzun dağ çıkışlarında kural gereği, yalnızca yaşamsal yükler sırt çantasına konur, daha fazlasını taşıyamazsınız, bu yükün içinde her zaman bir kitap da vardır benim için. O özel kitabı, çantanın içine tıkıştırdığım eşyaların arasından her akşam çıkarır, kafalambamın ışığıyla uykum gelene değin okurum. Yarım parmak uzunluğunda, teleskobik bir kalemim vardır, onunla da kitabımı işaretlerim, notlar alırım kıyısındaki dar boşluklara, kendi nihai kitabemi kaleme alır gibi.
Kitap, nem geçiren çantada, çelik kramponların, termos, karabina ve uzay kumaşından kabanların, diğer kıyafetlerin arasına sokulup çıkarıldıkça, çadırın içinde, yine aynı ıslak koşullarda açılıp kapandıkça, yaşadığı hayatın şeklini alır. O da yetmez, sayfaları nemden kabarır, su dalgalarıyla lekelenir, kapağının ütüsü bozulur, tuğla kalıbı kayar. Ama bu durum kitabı daha da değerli kılar, döndüğünde yerini aldığı kütüphanede, çil çil kitapların arasında, buruşuk ve hırpalanmış haliyle fiyaka yapar.
Bu defa yanıma aldığım kitap, daha yeni satın aldığım, ilk bölümüne yerleştirilmiş "Ebu Kasım'ın Çarıkları" adlı öyküsünü yola çıkmadan önce İstanbul'da okuduğum, birkaç defa okuduğum bir eserdi. Ruhun Kötülüğü Yenmesine Dair Hikayeler alt başlığını taşıyan kitabın asıl adı "Kral ve Hortlak"tı, masallarda saklı insaniyet sırlarını ifşa ediyordu. Yazar Heinrich Zimmer, yaklaşık 70 yıl önce kaleme almıştı. Tam anlamıyla, bir kitap okudum hayatım değişti denilen türden bir kitap. Bir kitap okudum ve her şey aydınlandı.
Bu kitabı okuduğum Kamçatka dağlarında, yeryüzü çok aydınlıktı, gecenin karanlığı 12'ye kadar gelmiyordu, ama hayatın kendisi o kadar aydınlık değildi. Olanlar, bitenler, başımıza gelenler, yıldızsız bir gece kadar karanlık ve bilinmezlik yüklüydü.
Beni şaşırtan, Kamçatka'da ve özellikle dağda başımıza gelenlerin, gelecek olanların, tuhaf bir şekilde bu kitapta geçiyor olmasıydı.
Dağı kuşatan vahşi ormanda, hiçbir canlının yaşamadığı volkanın metalik vadilerinde başımıza gelenlerden söz ediyorum.
Bu yabancı gezegende, hırslarımız, egolarımız, arzularımız ya da bilincimiz, korkularımız ya da cesaretimiz, fedakarlığımız ya da bencilliğimiz buluşmuş, kimi zaman şiddetle çatışmıştı. Herkes bir sınavdan, sonunu tahmin edemeyeceğimiz bir sınavdan geçiyordu.
Yalnızca yaptığımız eylemler değil, yapmadıklarımız, ihmal ettiğimiz şeyler de kaderimizi belirler. Zimmer'in ortaçağ Avrupa masallarını yorumladığı kitabında böyle bir ders vardı. Yalnız, insan eylemlerinin farkına belki varabilir ama eylemsizlik davranışını ve sonuçlarını çok zor fark edebilir. Tıpkı bizim de fark edemeyeceğimiz gibi.
Bu yolculuk sırasında, üç hafta süren bu yolculuk sırasında, bazen beş kişiydik, bazen altı, yedi, en sonunda da iki kişiydik. Farklı arzuların, hırsların, farklı değerlerin, bazen uyuştuğu bazen çatıştığı bir yolculuk. Sonunda ölüm tehlikesiyle karşılaşmamıza da yol açan bir yolculuk.
Kitapta geçen bir Ortaçağ İrlanda masalında, Conn-Eda isimli bir Kral oğlu, demir bilyeyi yuvarlar ve peşinden gitmeye başlar. Ona, bilmesi gereken her şeyi, yuvarlanan bu bilye öğretecektir. Bilye hiç durmaz, aralıksız yuvarlanır. Bilye bir göle girer, Conn-Eda ve uzun tüylü atı peşinden gider. Karşılaşacağı büyük güçlükler ve tehlikeler de böylelikle başlar.
Bilye, tüm yasaların tabi olduğu en büyük yasayı anlatır. Yerçekimi yasasını, hatta daha genelini söyleyeyim, çekim yasasını.
Bu çekim yasası bizi dağa çeker. Cazibe-i arzın cazibesi.
Bilye yerçekiminin etkisi altındadır ve böylece her şeyin merkezine, evrensel güçlerin peri alemine, Tanrı'nın kalbine yuvarlanır. Bütün yasaların en geneline, göksel nesnelerin hareketlerini denetleyen yasaya, her bir küreyi kütlesinin ağırlığına en uygun yörüngesine, yerkürenin güneşin etrafında, ayın da yerkürenin etrafında şaşmaz bir doğrulukla dönmesini sağlayacak bir kesinlikle yerleştiren yasaya uyar ve bunu yaparken yasayı görünür kılar.
Masalda, Kral oğlu, erginleşmek için, tıpkı bizim gibi bir volkanı aşmak zorundadır. Zorlukla bunu aşar. Biraz yanar ama yine de aşar.
Dağa çıkma arzusunun kökeni rasyonel değil içgüdüseldir. Göle dalan bilyenin peşinden gitmek nasıl ki insanın kendi bilinçaltıyla yüzleşmesiyse, dağ tırmanışı da öyledir. Bu tutku akılla birleşmediğinde ise hayat tehlikeye girer.
Avrasya'nın en yüksek (4750 metre) aktif volkanına çıkma arzumuzu akılla birleştirmediğimiz için bu dağa çıkamadık. Acil kurtarma ekibi bizi helikopterle kurtarmaya gelmeseydi aşağıya da inemeyecektik.
Çünkü dağa rotayı bilmeden çıktık. Çünkü sabırlı davranıp dağla ilgili bilgi
almak yerine, gurubun kimi üyeleri bir an önce "dağı fethetmeyi" arzuladığı için dağa çıkamadık. Çünkü dağı yenemeyeceğimizi anlatamadık. Dağa, hırsla değil sabırla çıkılması gerektiğini anlatamadık. Grubun rehberi, Everest'e kuzey duvarından çıkmış Rus dağcı, grubun acemi üyelerinden bazılarının aklını çeldiği için çıkamadık.
Örneğin, grup üyelerinden biri şöyle diyordu, "Burada oyalanırsak zaman kaybederiz. Bu da para kaybederiz anlamına gelir."
Oysa dağ bizim zamanımıza uymaz. Dağda para geçmez. Demiştim ki, NATO bile dağa gelemez eğer dağ istemezse. Nitekim, helikopter, üç gün süren fırtınanın dinmesini beklemek zorunda kaldı. Fırtına daha uzun sürseydi helikopter boşuna gelmiş olacaktı belki de.
Yiyeceğimiz neden bitti? Yeterince yiyecek almadık mı? Yazık ki aldığımız yiyeceklerin bir kısmını rehberimiz yukarıya getirmedi, Kluçi Köyü'nde bıraktı. O yiyecekler olsaydı eğer, yaklaşması zor, ama tırmanması daha kolay bu dağa hemen hepimiz çıkardık. Yaklaşık 260 yıl önce Kamçatka'dan yola çıkıp Amerika kıtasına gitmek isteyen Komutan Bering'in ikinci kaptanı, kaç gün süreceği meçhul bu ekspedisyon için yaptırılan çuvallar dolusu kurabiyeyi almayı unutmuş, bu ihmal yolcuğun seyrini değiştirmişti. Bering, geriye dönememiş, tekne parçalanmıştı. Bu defa yalnızca bir ihmal değil, yanlış hesap, dağa karşı yanlış hisler, acelecilik, gerilimli tartışmalar yüzünden dağda üç gün aç kalmıştık.

NOT: Eylül ayında 150. sayısı çıkacak kapak konusu, KAMÇATKA: ŞEYTANLA BULUŞMA

 

 
spacer

Run Search Request
Döviz
Anket
Kendi işinizde ekonomik krizin etkilerini görüyor musunuz?
 

spacer

© 2008 Turkrus.com

:: © TurkRus.com :: Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı TurkRus.com'a aittir. Yazılı izin olmaksızın, kaynak belirtilerek dahi kullanılamaz.